Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 92
Ana Sayfa >> Nostalji >> İlişkiler >> ~~GİTTİN~~ (sizce?)
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10  Sonraki
Yazar ~~GİTTİN~~ (sizce?)
AŞK baştan sona yala
Mesajlar: 1976

"Kal" deseydin kalırdım, demedin oysa... Kuru bir "bitmesinden" başka hiçbir şey demedin. Öylu kuru, öyle soğuk, öyle uzaktı ki ondaki anlam! ßu kadar kolay mıydı herşey? ßu kadar yakın mıydık uçuruma? Savunmayacak mıydık sevgimizi? "Kal" diye haykırmayacak mıydın ardımdan? Düşündüğüm bu değildi. Hayal ettiklerim, beklediklerim başkaydı senden...



Mücadele beklemiştim oysaki yelkensiz olan gemimizi kıyıya ulaştırırız sanmıştım... Oysa o'nu denizin ortasında savunmasız bırakmama göz yumdun... ßu kadar yıpratıcı olamazsın... Oysa bir anlam olmalıydı yaşadıklarımızda! Paylaşılan duyguların bir anlamı olmalıydı. Yüreğimdeki martıların bir anlamı olmalıydı. ßeynimizdeki melodilerin, aramızdaki çekimin, geçen akşamki sohbetin bir anlamı olmalıydı. Duygularımızın bir anlamı olmalıydı.



Yüreğimdeki tüm MARTILARDI uçurdun şimdi. Hangi yöne gittiler bilmiyorum, geri dönerler mi bilmiyorum. Dünya boşaldı mı ne! Neden bu kadar sessizleşti birden yaşam? Neden artık parlamıyor yakamozlar? Neden artık gözlerimde rüzgar esmiyor? Her şey seninle mikaldı yoksa...



Mantığım, mantığımı bana bırak lütfen, ona ihtiyacım var. ßazı şeyleri anlamak için ona ihtiyacım var! Evet! ßen istedim ayrılığı, çıkmaz yollara yönelen bendim, kucağında bir yığın noktayla karşına çıkan bendim... Kahretsin! ßunu neden yaptığımı bilmiyorum ve senin buna nasıl göz yumduğunu... Tıpkı, balkondaki akasyaları sularken, fazla sudan dolayı sararcaklarını bilmediğim gibi... Su onun için hayat olmadı oysa... ve... Sen de benim tutunacak dalım!



ßazı şeyler vardı aramızda biliyorsun, olmaması gereken ve daima varolan. Farklı uçlardaydık seninle, farklı mevsimleri seviyorduk farklı zamanlarda... Sen büyük fırtınalara vardın, bende lodostan bile ürküyordum. Oysa başardığımız şeyler vardı herşeye rağmen, daha doğrusu öyle sanıyordum. ßinlerce yıldız arasında, ayın güzelliğini gösterebilmekti amacım... Yıldızları söndürmekti... Sorunları yok etmekti... "BİTTİ"deyişim öylesine birşeydi, öylesine sıradan, şakacıktan... "HAYIR" demeliydin!



Hatta kıyametler koparmalıydın yüreğimde, hendekler açmalıydın yollarıma gidemeyeyim diye. Sahip çıkmalıydın gözlerimdeki ay'a sevgimiz diye... ßeni yolumdan alıkoymalıydın. "Kal" demeliydin. Defalarda "Kal" demeliydin. Oysa demedin. ßelki de senin çiçeklerin çoktan solmuştu ve ben akasyaları kışın yaşatmakla hata etmişim. ßelki böylesi daha iyi oldu. "Kal" deseydin kalırdım. Hem de seve seve kalırdım. Martılarla kalırdım, yakamozlarla kalırdım. Demedin oysa! ßilir misin kaç çığlık olup yıkıldı yüreğim giderken. ßilir misin nasıl bir cana hasretti yüreğim, yolumdan döndürecek. ßilir misin nasıl zor oldu ardıma bakmadan çekip gitmek...



"Kal" deseydin kalacaktım... Demedin Oysa.. Demedin!


21-07-2007 16:19
AŞK baştan sona yala
Mesajlar: 1976

Yok Olma



Kimsenin yokluğu bu kadar korkutmazdı beni. Kendimi zor günlerin adamı görürdüm ya, hiçbir güçlüğün beni, bırak yıkmayı, sendeletmeyeceğini bile düşünürdüm.


Oysa şimdi yarımım. Ve sen böylesine uzakken benden, hiçbir zaman tam olamayacağımı da biliyorum. “Tasalanma” diyeceksin, tasalanmayayım; ama, kendime bakıyorum da birkaç umut kırıntısı dışında hiçbir şey göremiyorum.


Nerede olduğunu bilmek ya da döneceğin umuduyla yaşamak da kandırmıyor beni. Her sabaha sensiz uyanmaktan, her günün sensiz geçmesinden korkuyorum artık. Bu yüzden uyanmak istemiyorum “uyuduğum uykuları”…


Ve geceler… Ne yıldızları görüyorum ne gecenin sesini duyabiliyorum. Saniyelerin ne kadar uzun olduğunu görüp şaşırıyorum.


Bildiğim bütün hasret şarkılarını art arda ekleyip söylüyorum. Sesimi kendim bile duymuyorum.


Senden bir iz göreceğim diye sokaklara çıkmıyorum artık. Bu kentin her yerinde sen varsın biliyorum.


Yokluğunu kabul etmek böylesine zorken hiç olmama ihtimalini düşünemiyorum bile.


Bekleyeceğim seni. Zor olacak, çok zor olacak; ama, bekleyeceğim. Bu yarım yüreğin diğer yarısı, yani sen…Geleceksin değil mi?



MEHMET COŞKUNDENİZ

---------------------------------


En Zayıf Halka



Sana sevgimi anlattıkça uzak durdun benden. Ben “Aşk” dedikçe, sen “Dur” dedin. Oysa ben gerçekten seviyordum seni. Bu yüzden içimdeki aşk fırtınasını durdurmam mümkün değildi. Söylemeden duramazdım ki sevgi sözcüklerini….ANLAMADIN…


Hayata dair ne varsa paylaşmak istedim seninle. Güleceksek birlikte, ağlayacaksak birlikte olmalıydı. Önümüze aşkımızın ışığını alıp bizim için aydınlattığı yolda hiçbir engele takılmadan inatla, cesurca, kokusuzca yürümeliydik. Ancak böyle yaşanırdı bir aşk çünkü. YAŞAMADIN…


Herkesin ayrı bir dünyası vardı biliyordum. Ama aşk ayrı dünyaları bir potada toplayıp yeni bir dünya yaratmak değil miydi? Yaratılan o dünyada kimsenin benliğini kaybetmeden ortak tutkuları, duyguları yaşamak değil miydi aşk? Her türlü çatışmaya rağmen, bir küçücük gülümseyiş, bir sıcacık bakışla unutmak değil miydi bütün kızgınlıkları? UNUTMADIN…


Ben seni kaybetme duygusunu taşırdım içimde. İncineceksin diye dokunmaya korkardım. Yokluğunu düşünmenin verdiği iç huzursuzluğuyla uykusuz geceler geçirirdim.sabaha kadar kırpmazdım gözlerimi de, sabah seni gördüğümde sanki saatlerdir uyuyormuşum gibi enerjiyle dolardım. Kıpır kıpır olurdu içim. Tarifi imkansız bir heyecan, bir yürek çarpıntısıyla sarılırdım sana. SARILMADIN…


Bir tohumdun sen yüreğime ektiğim. Kanımın deli akışıyla sulardım seni. Sevdamın ateşiyle ısıtırdım ayazda. Büyüyecek, bir filiz olacak, rengarenk çiçekler açacaktın. AÇMADIN…


Tenlerimizin buluşması bir ayine benzerdi benim için. Sonsuzlukta kayboluştu. Bedenlerimizin aşkın içinde erimesiydi. Yaşadığıma, hele seninle yaşadığıma şükredişti. Her seferinde yeniden doğuştu. DOĞMADIN…


Şimdi yorgun yüreğim…Bunca çabaya rağmen o mutluluk gülüşünü yüzünde göremediğim için yorgun. Cesaretsizliğinle, umursamazlığınla, aşka burun kıvırmanla yorgun. Bu yüzden daha fazla kaldıramayacak seni. Daha fazla yaşayamayacak bu umutsuz aşkı. Yüreğim seni bu aşkın en zayıf halkası seçti…Güle güle…



MEHMET COŞKUNDENİZ

-------------------------------


Seni İstiyorum, Şimdi!



Hiçbir duygumu ertelemedim ben. Yaşayacağım hiçbir şeyi sonraya bırakmadım. Sonra diye bir şeyin olmadığını biliyorum çünkü. Hep yarına dair hayaller kurmak, gelmesi mümkün olmayacak zamanları beklemek benim işim değil.


Aşk zamana meydan okur; ama, sen karşı koyamazsın ona. Orada durup öylece bekleyemezsin geleceği. Bir adım atmalısın, bir el uzatmalısın aşka doğru.


Aşkın anahtarı cesaret değil mi yar? Cesur olmak gerekmez mi bir sevdayı yaşamak, büyütmek için?


Kaç gece geçti hesaplasana…Kaç gece bir sonraki günü düşünerek geçti. Neler yapabilirdik, neler yaşayabilirdik düşünsene…


Her sabahı birlikte karşılamak vardı seninle. Sevişmekten yorgun düşmüş bedenini öpücüklerle yeni güne hazırlayabilirdim. Gözünü açar açmaz ilk gördüğün şey ben olurdum ve sen benim yüzümde mutluluğu görürdün.


Bu kentin sokaklarında el ele dolaşabilirdik. Girmediğimiz sokak kalmazdı. Bakışlara aldırmadan sokağın ortasında sarılıp öpebilirdim seni.


Bir şarkıyı sözlerini bilmesek bile bağıra çağıra söyleyebilirdik. Sonra bir filme gider, bir kitap okur, bir martının bir lokma simit kapabilmek için vapurların peşinden bıkmadan uçuşunu izleyebilirdik.


Paylaştığımız her anı, beynimize bir daha çıkmamak üzere kazınırdı. Özlerdik birbirimizi delicesine. Bir saati yalnız geçirsek, bir sonraki saati iki saatlik yaşardık, arayı kapayalım diye.


Peki biz ne yaptık? Aşkı bir bekleyişin sırtına yükleyip ona sadece uzaktan bakmakla yetindik. Her an aşkı yaşamak varken, her gün birbirimizi yeniden keşfetmek varken, bu yolda birer kâşif olmak varken sürgünleri yaşamaya mahkûm ettik birbirimizi.


Bu sürgünlüğe son vermenin zamanı geldi artık. Sana huzur vaat etmiyorum. Aşkta huzur arayan yanılır. Ben tutkunun, en koyu sevdanın sözcüsüyüm. Onlar adına konuşuyorum. Yarını olmayan zamanlarda erimek adına konuşuyorum.


Gözlerinin içine bakıp “Seni Seviyorum” demek istiyorum. Aşkın akışına kapılıp hiçbir kaygı duymadan gidebildiğim yere kadar gitmek istiyorum. Kokunu içime çekmek, teninin sıcaklığı ile irkilmek istiyorum. Yaşama senin adınla anlam katmak, mutluluğu bulmak ve bir daha kaybetmemek istiyorum.


Seni istiyorum ey yar, canıma bir can daha katmak için, daha mavi bir deniz, daha mavi bir gökyüzü, daha mavi bir sevda için.


Seni istiyorum, yarın, öbür gün, öbür hafta, öbür ay, öbür yıl değil….Şimdi!



Mehmet COŞKUNDENİZ


21-07-2007 16:20
AŞK baştan sona yala
Mesajlar: 1976

Bir rüzgarla başlamıştı sana olan aşkım..ve yaz yağmurlarının serinliğinde filizlenip güneşe gülücük satmıştı gözlerinin elalıgında...Ne beyaz bi atın vardı, ne de hayaller ülkesinin prensiydin.."Peki ben sende neyi sevdim?" diye sorma boşuna kendine. Ben sende imkansızlıgı sevdim,elimi uzattıgımda tutabilecek kadar yakın olmana karşın şafak vakti kızıllıgının ikametindeki ufuk kadar ulaşılmaz oluşunu sevdim. Bilmedim, tanımadım, tenine bir kere bile olsun degmedim severken. Ben sendeki uçurumdan hayata bakabilmeyi sevdim. Gözümü kapadım sevdim; açtım sevdim; ölümler tattım ozman bile sevdim. Ama sevdigim sen degildin. Ben sendeki beni aramayı sevdim. Bir kapı tokmagı yakınlıgındaki ıraklıktın benim için;gurbettin, vuslatı çok uzak olan; gurbette olan ne bendim ne de sen.. Özledigim, hayalimdeki sendin. Sen sadece benim hayallerime bir kılıftın, ela iri gözleri olan deli dolu serserimdin..


Yıkıldım. Ama yine sevdim! Agladım imkansızlıga. Ama yine sevdim! Seni tanımadan sevmek, teninin kokusunu bilemeden kokuna hasret kalmak. Sen bilmezsin sensizligin acısını çünkü sen hiç sensiz kalmadın ki!! Halbuki ben sensizlige aşık olmuşum. Yudumladıgım zamanda gözüm kapalıyken kaçırdıgım çok şey varmış. Seni gözü kapalı sevmenin acısıymış hissedipte anlam veremedigim burukluk kalbimdeki...


Ama anladım ki sen benim için kaldırım taşındaki çocuklugum kadar uzakmışsın. Yakaladıgım kuşun özgürlüge olan sevdası bile daha hakedilebilirmiş gökyüzünün maviliginde...


Seni tanımak o kadar agırmış ki ve o kadar can yakıyormuş ki gözyaşım avcumda duran hayallerimi silip süpürdügünde anladım. Senin bendeki sana hiç benzemedigini ben gözümü güneşe inat açtıgımda anladım. Yüregim sana karalar baglarken ben hayal kırıkları arasında çocuklugumu ararken anladım meger ben sevmemişim seni... Bir yanılsama, bir yanılgı ya da hayaller aleminde bir rüya.. Ne dersen de buna! Ne kadar bedeli agır olsa da ne kadar ben çocuklugumu satsamda bana anlamsız bakan ela gözlerine anladım nihayetinde AŞK bu olamaz!! Sen degilsin bekledigim 4 yıl boyunca;s en degilsin avcuna umutlarımı, tenine sıcaklıgımı bırakacagım yabancı..


Ugruna yapraklar harcadıgım, kalemler tükettigim, harfleri yorup cümlelerin üstüne mana agırlıgı yükledigim çocuk. Ben sana gözüm kapalı duymuşum yanılgılarımı, hasretimi, sensizligimi.. Hep hep dilimin ucundaki bir türlü söyleyemediklerim arasında sakladım "seni seviyorum"ları.. Şimdi düşünüyorum da iyi ki diyememişim, iyi ki dilimin gücü yetmemiş saklanmışlıklar sandıgını açmaya... Bilmeden bir aşk yaşadın belkide kulak çınıltıları arasında. Artık sormuyorum kendime "duysa ne der?" diye. Çünkü artık sıradanlaşmış bir yaşanmışlıksın benim için,ders alınası bir hata bile degilsin. Bundan sonra seni anan kelimeler anlamsızlıklar içinde aylak aylak dolaşıyor olacak. Bir kapısın artık; hayatımın geçmişinde kapatılan.. Gün gelir de merak edersen içerde yaşanılanları boşuna bakma paspasın altına. Anahtar orda degil;anahtarı güneşe aşık olan bir yıldıza verdim tanımadan sevmenin yalan oldugunu görsün diye...


Hayatımın aglama duvarında sana akan gözyaşlarım yoK artık elveda...


Elveda! Gözlerine 4 yılımı verdigim hayali prensim...


Elveda! Sebebinden Eros\'u gücendirdigim kalp yanılgım...
Elveda! Adına AŞK dedigim dil sürtüşüm...
Elveda! Kalbimin kaza sonucu kazandıgı yarabandı...


ELVEDA...


21-07-2007 16:21
AŞK baştan sona yala
Mesajlar: 1976

Ne keyifle okuduğum şiirler ezberimde, ne de bağıra çağıra söylediğim şarkıların sözleri. Dalgın gözlerle yürüdüğüm caddelerde kayboluyorum.



Sonsuz bir inatla sarıldığım radyodan gelen o harika melodilerin de tadı yok? Peki ya o yağmurda iliklerime kadar ıslanmalarımı kim çaldı benden? Bilmiyorum!



Susuyorum artık... Sustukça susuyorum. Sustukça, üzerime gelen insanlardan kurtarmak için ruhumu, suskunluğuma sarılıyorum. Ama yine de saplanıyor yüreğime bazı kelimeler. Bazıları da acıtıyor üstelik…



Sessiz geceler benim için sığınılan bir liman sanki. Kendimi bulup bulup kaybettiğim karanlıkta, şöyle bir uğradığım kelime hazinem de bir anlam ifade etmiyor. Düşünüyorum da bu güne kadar hep; gibi yazmışım, gibi okumuşum, gibi söylemişim ve en önemlisi; gibi sevmişim...



Elbette hiçbir şey, ben ol deyince olmaz. Bunu biliyorum ama zaman da geçiyor hızla. Tükenmez sandığım bütün sözler bitiyor ve ben de yavaş yavaş tükeniyorum... Onca yıldan sonra; hayata dair ne kaldı ki elimde? Kocaman bir hiç! Öyleyse neden bunca çaba, neye bunca isyan?



Öyle anlamsız ki yaşadığım hayat. Her şey az sonra gerçekleşecekmiş gibi duruyor, elimi uzatıyorum tutmak için, kayboluyor. Benim dışımda kopuyor bütün kıyametler ve ben kendime uyan bir kıyamet beğenmiyorum…



Kalbime bir kurşun sıkacak gönüllü katilimi arıyorum ya da yüreğime su serpecek elin sahibini... Toprağa ateşi düşürecek, denizi yakamozlarla süsleyecek sesin sahibini… Artık basit şeyler bekliyorum yaşamdan. Örneğin, kimselerin bilmediği sırlarım olmalı ölürken... Kimselerin gitmediği sokaklarım olmalı... İçimi
kanatan özlemlerle yaşlanıp, sonra da sessizce gitmeliyim bu dünyadan.



İşte yine susuyorum; siyah bir geceye dönüyor her anım ve okuduğum her şiir kanatıyor yaralarımı. İçimdeki çocuk ölüyor... Yalancı gülümseyişlerle beni ciddiyete çağıran insanları da önemsemiyorum. Elimden kayıp gidenlerden korkmadığımı bilmiyor ki hiç biri…


21-07-2007 16:23
AŞK baştan sona yala
Mesajlar: 1976

Bu bir oyun ama sonu olmayan bir oyun sanki. Bir film, aşk filmi, bol göz yaşı içeren bir film. Zengin kız, fakir oğlan filmi değil. Aşık kız ve umutla aşkına karşılık isteyen ilgi bekleyen bir kız, bir oğlan ve işinden başka bir şey düşünmeyen öyle ki onun o iş yoğunluğundan aklına bile gelmeyen sevdiği.



Ya olmaz bu kadar ne zaman anlayacaksın seni ölümüne sevdiğimi, bilirsin sen beni tanırsın seni yüreğimle sevdiğimi. Eğer biterse sen bitirirsin bu sevdayı. İdam bekleyen mahkûmun ipini çeken gardiyan gibi. Aşkı öldüren ipliğini çeken sen olursun bunu da kolay yaparsın. Eğer yüreğinle istiyorsan bu aşkı öldürmeyi ipliği çekmen çok kolay olur, ellerin değildir ipliği çeken yüreğindir.



Bir an düşünürsün “yanlış mı yapıyorum?” dersin aklın karışır. Belki yapamazsın kıyamazsın sevdiğine onun o yüreğindeki güzel sevgiye, ama her ne olursa olsun senin yüreğinde ki sevgi bitmiştir. Ne sevgi, ne heyecan kalmıştır. Anlarsın ki ne onu üzmek ne de kendini üzmek istersin. Bitirirsin yüreğin ilk zamanlar acımaz ama yokluğu bir kara bulut gibi çökecektir üzerine belki isyan edeceksin, pişman olacaksın ama giden sevgili gitmiştir ne kadar acı çekse de seni yüreğinin en derin köşesinde saklayacaktır. Dönsen de kabul etmeyecektir. Her aklına geldiğinde gözlerinden yaşlar süzülecektir ama sana beddua etmeyecektir. Bütün duaları seninle olacaktır. Mutlu olmanı isteyecektir. İsyan etmeyecek ve şu kısa hayatta karşısına çıktığın için şükredecektir Allah’a. Seni tanıdığı için az da olsa yüreğine o heyecanı yeniden yüklediğin için.



Unutamayacaktır belki seni, ya bir yerde seni görme ihtimali ile dolaşacaktır sokaklar da. Beraber gittiğiniz yerlerden geçtiğinde yüreğine bir taş oturacak ve ister istemez göz yaşlarını tutamayacak. Hafiften yüzünde bir gülümseme oluşacak. “Çok güzel günlerdi” diyecek. Seni başka biri ile düşündüğünde ise mutlu olmanı isteyecek, seni kimsenin üzmesini istemeyecektir. Her gün dualar edecek. Onun varlığını gitse bile üzerinde hissedebileceksin. Gitsen bile hayatının bir yerlerinde bulunduğu için çok mutlu olacak.



İyi ki tanıdım diyecek, iyi ki hayatından senin gibi birisi geçti. Yoksa bu yüreğin unuttuğu aşkı kim hatırlatacaktı ona e tabi ki: SEN... SEN... SEN...


21-07-2007 16:23
AŞK baştan sona yala
Mesajlar: 1976

Bu bir oyun ama sonu olmayan bir oyun sanki. Bir film, aşk filmi, bol göz yaşı içeren bir film. Zengin kız, fakir oğlan filmi değil. Aşık kız ve umutla aşkına karşılık isteyen ilgi bekleyen bir kız, bir oğlan ve işinden başka bir şey düşünmeyen öyle ki onun o iş yoğunluğundan aklına bile gelmeyen sevdiği.



Ya olmaz bu kadar ne zaman anlayacaksın seni ölümüne sevdiğimi, bilirsin sen beni tanırsın seni yüreğimle sevdiğimi. Eğer biterse sen bitirirsin bu sevdayı. İdam bekleyen mahkûmun ipini çeken gardiyan gibi. Aşkı öldüren ipliğini çeken sen olursun bunu da kolay yaparsın. Eğer yüreğinle istiyorsan bu aşkı öldürmeyi ipliği çekmen çok kolay olur, ellerin değildir ipliği çeken yüreğindir.



Bir an düşünürsün “yanlış mı yapıyorum?” dersin aklın karışır. Belki yapamazsın kıyamazsın sevdiğine onun o yüreğindeki güzel sevgiye, ama her ne olursa olsun senin yüreğinde ki sevgi bitmiştir. Ne sevgi, ne heyecan kalmıştır. Anlarsın ki ne onu üzmek ne de kendini üzmek istersin. Bitirirsin yüreğin ilk zamanlar acımaz ama yokluğu bir kara bulut gibi çökecektir üzerine belki isyan edeceksin, pişman olacaksın ama giden sevgili gitmiştir ne kadar acı çekse de seni yüreğinin en derin köşesinde saklayacaktır. Dönsen de kabul etmeyecektir. Her aklına geldiğinde gözlerinden yaşlar süzülecektir ama sana beddua etmeyecektir. Bütün duaları seninle olacaktır. Mutlu olmanı isteyecektir. İsyan etmeyecek ve şu kısa hayatta karşısına çıktığın için şükredecektir Allah’a. Seni tanıdığı için az da olsa yüreğine o heyecanı yeniden yüklediğin için.



Unutamayacaktır belki seni, ya bir yerde seni görme ihtimali ile dolaşacaktır sokaklar da. Beraber gittiğiniz yerlerden geçtiğinde yüreğine bir taş oturacak ve ister istemez göz yaşlarını tutamayacak. Hafiften yüzünde bir gülümseme oluşacak. “Çok güzel günlerdi” diyecek. Seni başka biri ile düşündüğünde ise mutlu olmanı isteyecek, seni kimsenin üzmesini istemeyecektir. Her gün dualar edecek. Onun varlığını gitse bile üzerinde hissedebileceksin. Gitsen bile hayatının bir yerlerinde bulunduğu için çok mutlu olacak.



İyi ki tanıdım diyecek, iyi ki hayatından senin gibi birisi geçti. Yoksa bu yüreğin unuttuğu aşkı kim hatırlatacaktı ona e tabi ki: SEN... SEN... SEN...


21-07-2007 16:25
AŞK baştan sona yala
Mesajlar: 1976

"Kulağımda, hüzne akan şarkı gülpembe,


Parmaklarımda sana yazılan her sözcük,


Gül kokulu yüreğine gebe..."



Gidiyorum, ılık nefesini yüreğime kuşanıp kırık hayallerin son kentine gidiyorum. Gidiyorum, karakışları mevsimlerden eleyip dudaklarına baharlarını doldurmak için el çekiyorum divanlardan. Yetim düşlerimi buruşturup eteklerimi çekiyorum yetim kıyılardan... Gidiyordum, bir gün sana " sen " diye gelmek için gidiyorum. Artık saçlarına aydınlığı giydirdiğim yıldızları toplamadım bu gece gökyüzünden Ve bu sabah, bir yudum terin toprağa düşmesin diye avuçlarını açıp sana el pençe divan duran sevda bulutlarını artık kaldırmadım tatlı düşlerinden...Çünkü, yüreğimi "yüreğine" emanet etmiştim.



Gidiyorum, bir gün yüreğine " nefes " diye dönmek üzere gidiyorum. Gitmeden son kez dokunuyorum gözlerinin duruluğuna. Son kez yüreğimle baharların ıslak öpücüklerini konduruyorum yüreğinin kuru dudaklarına. Oysa ben kendimi pusulasız yollara vurduğumda sen uyuyordun. Kirpiklerinde dinleniyordu hırçın dalgalar. Avuç içlerinde sığınmış rüzgarlar, mayasız ateşleri içiyordu yanardağın küçük kurnalarından. Ben sana bakarken zaman durmuştu sanki. Bakakalmıştım sana. Yüreğinin nabzını hissedebiliyordum yüreğimde. Her nefes alışında saçlarına doğru eğilip kulağına usulca "seni seviyorum" diye fısıldamak isterdim. Off dokunmaktan öte, gözlerin duruluğunda baharları soludum sadece..Dilimde lal olan kelimeler içten icten sana yanıyordu. Sana bakarken sular durmuş, hayırsız fırtınalar sevdamıza susmuştu. Çünkü ben seni izliyordum.Nefes alışını, yeni bebegin ellerini oynatmasi gibi parmak uçlarını oynatmanı izliyordum uzaklardan.. İşte o an herşeyi unutup ; tenini " terinden" , gözlerini " kirpiklerinden " kıskandım. Çünkü, gül yüreğini sadece ben öpmeliydim ve gözlerinde sadece ben görmeliydim Cennetin gül desenli kelebeklerini. Ben, seni " senden " kıskandım gülüm...



Sıcak yüreğimi, soğuk ellerine bırakıyorum olur da bensiz satırlarda üşümeyesin diye.. Gayri sen varken alnımın yazgısında, gözlerini giyiniyorum üzerime. Kırlangıcların dualarını alıp avuçlarına umuda kanatlasam , orda sen olmalıydın. Aldığım nefeste, sen yaşamalıydın. Gözlerimi, gözlerine yumup esen yele veriyorum sensizliği. Gidiyorum, yüreğimi yüreğine emanet edip gidiyorum. Artık yalnızlıgın gölgelerinde yudum yudum özlemleri yakıp bir umut ateşinde ısınacaksın.



Biliyorum, gidince en çok seni " sana " anlattığım senli satırlarımı özleyeceksin. Bir anahtar deliğinin ardına gizlenmiş Cenneti, gözlerinin ovalarına seren kelimelerimi arayacaksın yorgun kağıtların suskun nefeslerinde. Bulutsuz düşlerin , yıldızsız gecelerin ardında takılıp rüzgarları avuçlarında çıplak denizleri senin gözlerin için yaktığım satırlarımı özleyeceksin. En çok yüreğine dokunduğum " yüreğimi " özleyeceksin.Yüreğini yıldızlara yaslayıp özlemi demleyeceksin gecenin karanlık çaydanlıklarında..Hasretim büyüyecek damarlarında, duvarlar dilini yutmuşcasına suskunluğun maskesini giyinecek. Beni arayacaksın bensiz cümlelerin sen kokan satırlarında. Bir sigara daha yakacaksın dumanını dağların yüksek yamaçlarına yolladığın. Kesmeyecek bir daha. Küllüklerde öldürdügün sigara izmaritlerinle sönmeyecek hasretim..Seni şimdiden özlediğim gibi sende "beni" özleyeceksin..Her dokunuşumda saçlarına gelincikleri seren ellerimin kücüklügünü arayacaksın avuç içlerinde. Temmuz gecesi sebebsizce üştüğünde titreyen tenine gözlerimi sermemi dileyeceksin. Hasreti kanatıp özleyeceksin.. Belki de en çok parmak uçlarının üşümüşlüğüne gözyaşlarımı ateşlere rehin verdiğim gözbebeklerimi özleyeceksin. Merak etme, ne zaman yüreğin üşürse yanardağları giyinip sana geleceğim. Kan ter içinde kalsam da üşümüş yüreğine sıcak iklimlerin ılık meltemlerini giydireceğim. Ve bir damla hüznünde "ölümün üşüdüğü" yüreğine sürgünler revâ görülürse, canımı kaybetme pahasına sürgün mahkemelerini ateşe vereceğim.



Şimdi gidiyorum,



Yokluğumda gülümse ne olur. Her gülüşünde yıldızları sereceğim karanlıklarına. Yalnızlığın kör duvarlarında yaslayıp beni düşün hayallerin ötesinde. Her hayalinde ben avuç avuç güneşi ekeceğim ıslak yağmurlarına...Ve bensizlikte sana yazdıklarımı okuyup dualarında an ismimi. Andıkça ismini, yüreğimle düşeceğim yüreğinin düş fakir ovalarına..



Gidiyorum, biliyorum. Bulutlar bir başka serilecek yağmurlara. Yağmurlar hep bensizliğin cığlıklarını taşıyan kulaklarına. Ve gece katransı olup karanlıkları bırakacak duvarlarına. Ben, senin yüreğinden öteye hiç gitmediğimi düşün..



--- Yazımı bitirmiştim ancak yağmurun ıslak taneleri bulunduğum internet cafenin soğuk camlarında can çekişiyordu sanki.. Yağmur sağnağı altında klavyeye parmaklarımı bırakıp yüreğimi yazdım satırlara..



" Güneşle başladığım satırlara, yağmurun ıslak taneleri tanıklık etti.. Sanki, beni uğurluyorlardı.. Belki de her yağmur tanesinde senin ellerin vardı.. Kim bilir...

Seni düşündüm, satırlarımı bırakıp.
Gözlerinin, sesinin özleminde dışarıya çıktım.
Yağmurun her cama vuruşunu, senin yüreğin bilip
İplik iplik yağmura aldımadan delicesine ıslandım..
Gökten süzülen damlaları sen bilip
Seninle dans eder gibi yağmurlarla dans ettim....

Birazdan gökkuşakları açacak burada ..
Bilmiyorum sen ne yapıyorsun uzaklarda ?
Ben, gökkuşığının boynuna sarılıp
Seni yüreğinden öper gibi usulca gökkuşağını gözlerinden öpeceğim....."



09.07.2006



İsmail Sarıgene


21-07-2007 16:25
AŞK baştan sona yala
Mesajlar: 1976

Seni ilk gördüğüm gün başka kim varsa silinip gitti hayatımdan...
Tatlı anılar bir yana,bana acı vermiş kim varsa,hangi olay varsa o an zihnimden silinip gitmişti.
Yepyeni tertemiz bir başlangıçtı bu.
Yaşamın iki yüzlülüğünden soyunup,karşına en saf,en yalın
benliğimle çıkmıştım.
Sana ait olanı yaşamak istiyordum.Aşksa aşk,sevinçse sevinç,hüzünse hüzün,acıysa acı.
Senden gelen ve gelecek olan hiçbir şey korkutmuyordu beni.
Sen yanımda olduktan sonra her şeye dayanabileceğimi biliyordum.
Ne desem de sevdamı anlatsam diye düşünüyordum.
Bugüne kadar söylenmiş en güzel sevda sözcükleri bile sana duyduğum sevgiyi ifade edemeyecek
diye korkuyordum.
Dünyanın bütün dilleriyle Seni seviyorum desem yetecekti biliyordum.
Nereye gidersem gideyim yanımda götürüyordum seni.Hiç yalnız değildim bu yüzden.
Hiç ama hiç bitmesini istemiyordum.Ama ben bile nasıl olduğunu anlamadan bitti işte.
Hep bugüne kadar kendi kendime Neden diye sordum.Ama cevabını bulamadım.
Beni kırgınlıklarla,çelişkilerle,cevabı sende olan bir sürü soruyla ve bitmek tükenmek bilmeyen
keşkelerle bıraktın.
Bana onca acı verdin ama yüreğim düşmanın olamıyor.Her gün alabildiğince yanıyor...İstesem de
İstemesem de seni özlüyorum.Bilmem biliyormusun?
Gayem sana zarar vermek,seni incitmek,kırıp dökmek değildi...Acılarına,yaşam mücadelene,
Gözlerinde bulduğum huzura ortak olup,yüreğimi yüreğine,ömrünü ömrüme katıp,seni mutlu etmek istiyordum.
Ben sende sadece sana verdiğim sevgiyi kabullenip,bu sevgiyi yaşamanı istemiştim.
Ama sen ne yaptın?Yüreğimde kalıp,saltanat sürmek varken,beni sıradan bir şeymiş gibi elinin tersiyle ittin.
Soruyorum sana,Çok sevilmek bu kadar kötümüydü?Gerçekten böylesine ağırmıydı?
Sana bu sevgiyi vermekte bu kadar direttiğim için beni bağışla.Adı üzerinde sevdaydı bendeki.
Bütün güzellikleri,bütün kainatı seni sevmesi için birine verseydin,yinede bu kadar sevilmezdin
Yüreğimi koparıp atmak mümkün olsaydı,hiç düşünmeden koparıp atardım.
Başımı ellerimin arasına ne ilk nede son alışım. İlk acım değil ama en büyük acımsın.
Bir limandayım ve senin bindiğin gemi çoktan uzaklaşıp gitti. Canım acıyor ve seni hala özlüyorum.....

21-07-2007 16:27
AŞK baştan sona yala
Mesajlar: 1976

Aslında.. Her şey ne kadar kolay gelir insana.. Çoğu zaman gözlerimiz dolar, boğazımızda düğümler oluşur,söyleyemeyiz içimizden geçenleri�



Git.. git demek elimde olsa kolayca derdim herhalde.ama git demek benim elimde değil,kaderimde.. Sevmeyi bilmeden olmuyor,gideceği yere yol yetmiyor. Yağmurlar yağsa da , fırtınalar kopsa da hayatının ortasında, tutunacak dal aradığın anda, bulduğun çıraysa tutunmana yetmez. Umut o çırayı da yakar; kor eder hayatını.. Geriye dönüp baktığında kimse olmayacaksa ; bırak canın yansın, alevler içinde kavrulan ruhun olsun. Bu sefer acı çeken bedenin değil benliğin olsun�


Hadi şimdi git gidebiliyorsan..


Zerre kadar pişmanlık duymuyorum ; eğer ki gidersen�


Git, kendini çok sevdirmeden. Canımı acıtmadan, bir kez daha yaşamıma son vereyim� anlamsız dünyanın anlamsız bakışlarına dur diyeyim gitte�



Git� çek git yaşamımdan� ağlayarak elveda demek istiyorum ve bir kez daha acıtmak istiyorum canımı� hadi çek git şimdi� hiç sevmediysen çek git, daha fazla vermeyeyim hayallerimi, düşlerimi sana. Bana kalan tek şeyi de alma benden. Hayallerimin noktası olmaktan vazgeç. Seninle bitmesin düşlerim, bir sabahta sensiz uyanayım rüyamda�


Git� git kendini çok sevdirmeden

21-07-2007 16:32
AŞK baştan sona yala
Mesajlar: 1976

Gün, eteklerini toplayıp şehrimi terk ederken , ben gecenin karanlığını aydınlatacak gözlerine yalınayak koşuyorum. Şehrimin bozkırlarında filizlenen iğde dallarını toplayıp avuçlarından mutluluklarını içmeye geliyorum. Akşam kızıllığı düşerken okyanuslara, seni hayal ediyorum bulutların avuçlarında. Sana gelirken ayaklarıma batan dikenleri toplayıp " yanakların " diye yüreğinden öpüyorum onları. Seni fısıldıyorum çiçeklerin yüreklerine. Susamış çardak kuşlarına avuç içlerimde biriktirdiğim gözyaşlarını sunuyorum. Dualarını alıyorum nice yetim kuşların. Sana kavuşmanın heyecanında alnımdan terler akıyor toprağın dudaklarına..İliklerim titriyor gözlerini solurken ... Kanımda tarif edemediğim telaş anaforları. Dilimde mutluluk yağmurlarında bestelenmiş sevda türküleri. Ellerimde dalından yeni koparılmış bir nefeslik çiğdemler. Gözlerinde geceyi emzirmeye geliyorum. Ve dizlerinde göz kapaklarımı dinlendirmeye geliyorum.



Gözlerindeki Cennetin zemzem kokan sularında delicesine kulaç atmaya geliyorum. Güneş karanlıkları elerken avuçlarında sana yağmaya geliyorum. Yağmurun ıslaklığını giyinip üzerime dudaklarındaki vuslatı öpmeye geliyorum. Gelirken uçurumlara hayallerimden köprüler kuruyorum. Çiğ tanesi ıslaklığındaki kirpiklerine uzanıp güneşi senin yüreğinde karşılamak istiyorum. Geldiğimde” hayalen “ kollarına sarılıp varlığını soluyacağım. Göğündeki beyaz bulutlarla yıkayacağım hasretinde küllenen dudaklarımı.



Çatısız hayallerimde bedenimi senin gözlerine kapatıp sabah ezanı okunmadan göz kapaklarından güneşe selam durmalıyım. Gece, güne yenik düşmeden ben uykuya dalmış kardelenleri uyandırmalıyım. Ve tenini gül kokulu yağmurlar yıkarken , ben kırgın düşlerimi göğsüne yaslayıp senin avuçlarında mutlulukları kana kana içmeliyim. Sana küçük ellerimden gecenin karanlığında nice hayali yıldızlar çizmeliyim. Güllerle yıkanmış saçlarının kokusuyla ılık meltemleri kıskandırmalıyım. Rüzgar, yavru ceylanları üşütmeden ben utangaç yanaklarından toprağa bir cemre misali yuvarlanmalıyım.



Her soluk aldığında dalgaların kıyıları dövdüğü zamanlardan kalma kırık uçurtmalarımı toplayıp yeni fideler ekiyorum ezik gül bahçelerine. Goncalar düşerken yüzün coğrafyasına, ben kuytu köşelerde ay teninin kokusunu soluyorum. Küçük ellerimle bakır tenli bulutların yüreğine “gözlerini “ çiziyorum. Bu gece “ gözlerindeki Cenneti “ soluyup sabah güneşini senin yanında karşılamak istiyorum. Sonra varlığının sıcaklığına uyanıp senin avuçlarından mavi semaya kanatlanmalıyım. Yüzünün ince çizgilerinden kayıp güneşin eteklerine koşmalıyım. Pencerene gün doğmadan yüreğimle alnına baharları , dudaklarımla gözlerine yıldızları bırakıp engin okyanuslara koşmalıyım.



Geldiğimde yüreğimin sıcaklığını hissetmeyeceksin. Göz kapakların hulyalara dalarken ben yatağına gülleri serpiştireceğim. Usulca saçlarını tokasından çözüp yıldızları işleyeceğim saç tellerine. Yumduğun avuç içlerini sen fark etmeden açıp ince çizgilerine yaslanıp mutlulukları soluyacağım. Kurumuş dudaklarına gözlerimin ıslak nemini bırakıp ayak uçlarına taze papatyaları sereceğim. Ve kuşluk vakti, dudaklarımla usulca yüreğini öpüp pencerenden güvercinin ayak uçlarına tutunup şehrime döneceğim. Sabah uyandığında gözlerinin sevdaya gülümsediğini fark edeceksin. Güneşin, bu sabah tenini bir başka ısıttığını ve hoyrat rüzgarın dağınık saçlarını usulca taradığını hissedeceksin. Suskun duvarlar dile gelip kulağına “ sevda “ türkülerini fısıldayacaklar. Ve bu sabah ekmeğin kokusu bir başka olacak. Rüzgarın, koynuna baharları doldurduğunu ve omuzlarında nice yetim kuşların soluduğunu fark edeceksin. Avuç içlerinin anlamsız terlediğini ve dudaklarının sebebsiz titrediğini hissedeceksin. Penceredeki boynu bükük ciceklerin sana seslendiğini duyar gibi olacaksın. Ve en sonunda aynaya gülümsediğinde beyaz peçeteye yazılı şu notu okuyacaksın ;



“ Gül yüreklim ;


Bu gece, yüreğine uzanıp sabaha kadar ılık nefesinde gezindim durdum.Kah kirpiklerinde rüzgarları kovaladım kah avuç içlerinde yavru keklikleri uyandırdım. Dizlerine başımı yaslayıp sabaha kadar her soluğuna bir dua ekledim. Varlığının huzurunda nice seni seviyorum kelimelerini fısıldadım kulağına. “ Geldiğinde niye uyandırmadın beni “ der gibisin. Biliyorum. Uyandırmaya kıyamadıım işte. Eğer uyandırsaydım seni , gül kokulu Melek’lerin yüreğini güllerle yıkamasına ve yetim güvercinlerin dudaklarına baharı bırakmasına engel olacaktım. Kıyamadım o kuru dudaklarından öpmeye. Kıyamadım işte. Ve giderken her zaman beni soluman icin yüreğimi “ ılık nefesine “ bıraktım. . Kıyamadığım yüreğine nice seni seviyorum cümlelerini yolluyorum…”

“ İyi ki varsın .
Nefesine dokunamadığım,
Yüreğimde soluduğum cansın.
Sen, kıyamadığımsın,
Mutluluklarda nefes aldığımsın…”



"Kıyamadığımsın"



İsmail Sarıgene

21-07-2007 16:34
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim