Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 83
Ana Sayfa >> Nostalji >> İlişkiler >> . . . olmuyo, sensiz yapamıyorum . . .
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
Yazar . . . olmuyo, sensiz yapamıyorum . . .
Yabancı..

insan sevgilisiz mi sırf yapamaz..

canım arkadaşım sensiz inan olmuyor mecburen yaşamak zorundayım dimi. Hayat devam ediyor.. Umarım mutlusundur.. Güzellikler senle olsun herzaman..

25-05-2007 19:13
ercan ssmn
Mesajlar: 1003

bugun seni duşundum.
özlemsiz, ağlamaksız..
bedenini biliyorsun.
aşkımın ruhu, siması sensin,
bitanemsin.
seni sevmenin en acı yanı hasretindir.
Her gun hasretinle yanar,
seni daha cok sever,
daha çok isterim.
BU istek bana günleri zindan etse de,
sırf senin hayalinin hatırına,
seni bana anımsattıgı için,
içimden seni dilerim..

26-05-2007 18:40
Yabancı..

yok sayıyorum kendimi

ki sen de eskisi gibi

değilsin.

ödünç mutlulukları

geri vermeli artık.

ilk aşk gibi yaşanan

yeni defaların ateşi,

vefasızın sürdüğü

günah sefalarda yanar.

her vurgunda

bir parçam peşindedir gidenin,

kalbim köle edenin elindedir

her vurgunda...

son parçam senin elindeydi,

bu yüzden yok sayıyorum kendimi,

ki sen de eskisi gibi değilsin...



gözbebeğimdin

düşük yaptım...

27-05-2007 00:40
Yabancı..

sırlar yalnızlıkta günah çıkarır,

gizli sessizlikte yemin bozulur...





hayat üç dikişli yarasına

sığdırdığında aşkı,

görünmeyen her yüz

yüzüstü ayrılığa battı.

geçmişin aynasında

saçlarını tarayan hüzün

dağınık su gibi akarken,

şans intikamına gülüyor

ben yolcu ettiklerimin

ardından bakarken.

elini çabuk tutsun yeni gün

hüzün ondan korkuyorken...



buz kesmiş

her umudun ardında

olasılıklar vardı önceden,

şimdiyse suskunluk..

biz yalnızca

yanlış yalnızlıklardayız.

vereceği varsa

elini çabuk tutsun aşk

ben yaşıyorken,

intiharı kaçınılmaz

hayat beni

bileklerinde taşıyorken...



yürek eşi yoksa utanır,

sevgi yaşıyorsa bulunur
.

27-05-2007 00:44
ercan ssmn
Mesajlar: 1003

Aşkı tek kişilik yaşamak… Yükü ağırdır, yakar yüreğini, ruhunu, bedenini! Dayanamaz, söylemek istersin ama dökülmez kelimeler dilinden! Gözlerin ise inadına anlatır aşkını! Utanmaz gözler, korku nedir bilmez aşk söz konusu olduğunda! Dilin bağlandığında o konuşur… Ama nafiledir! Çünkü anlamaz karşı taraf gözlerin dilinden! Sen ise tek kişilik yaşamaya devam ettikçe aşkını, daha da büyür aşkın… Yüreğine sığmaz olur! Ve her yeni günün başlangıcında ‘bugün söyleyeceğim’ dersin. Ama o an geldiğinde, elin ayağın titrer, avuçlarının içi terler ve tam anlatmaya başlayacakken ağzından başka kelimeler dökülür. Havadan sudan konuşursun. Oysa bunlar değildi söyleyeceklerin!



İçinden, ‘bugün olmadı ama yarın kesin…’ dersin. Ve böylece günler birbirini kovalar ve sen zaman kavramını yitirirsin! Yaşamını ertelersin farkında olmadan…
Aşkımızı dile getirmekten ne alıkoyar biz âşıkları? Aşkımızın reddedilmesi sonucu küçük düşmekten mi korkuyoruz? Kaybetmekten mi korkuyoruz yoksa? Kaybetmekten korkuyor isen gülerim doğrusu. Sana ait olmayan bir şeyi kaybedemezsinde unutma!



Aşkın hamurunda cesaret vardır! Bu nedenle reddedilmekten ya da küçük düşmekten korkmaz aşk! Aşk için asıl küçük düşürücü olan dilsizliğe mahkûm edilmektir. Kendine ihanettir aşka göre, duygularından utanmak… Eğer duygularından utanıyorsan, acınacak durumdasındır ve aşkı yüreğinde barındırmayı hak etmiyorsundur! Esaret altındaki aşk onu esir edenden acı intikamını alır bu durumda! Artık yüreğinizdeki saf aşk değildir! Kuzu postuna bürünmüş bir kurt gibi aşk postuna bürünmüş sizi yiyip bitiren, ölmeden mezara koyan bir hastalıktır artık.
İçinizden şu soruyu soruyorsunuz değil mi? ‘Duygularımdan utanmadan aşkımı özgürce dile getirdim ancak reddedildim! Peki, şimdi karşılık bulamamış aşkla dolu yüreğimin acısı ne olacak söyle bakalım? Nasıl iyileşecek yarası?’ diyorsunuz değil mi?



Aşkın acısız yaşanacağını kim söyledi? Önemli olan o acıyı başı dik, aşkın hak ettiği şekilde yaşayabilmektir! Belki de dibe vuracaksınız reddedilmenin ya da hayal kırıklığının acısıyla… Tıpkı yürümeyi öğrenen bebekler gibi… Düşersiniz, dizleriniz parçalanır, acısından kıvranırsınız! Ancak bir süre sonra acınız belki diner belki de dinmez ama yine de inatla kalkarsınız düştüğünüz yerden! Ve her düşüşten bir şeyler öğrenerek kalkarsınız, aşkı yaşamaya dair bir şeyler…
Aşkınızı dilsizliğe mahkûm etmeyin! ‘Sana aşığım! Evet, sen bana âşık olmasan bile sana aşığım! Karşılıksız bile olsa aşkımı tek kişilik yaşamıyorum artık!



Prangalarımdan kurtuldum ve ÖZGÜRÜM! Aşkımı ve onun meyvelerinden biri olan aşk acısını hakkıyla yaşıyorum

27-05-2007 09:45
baby
Mesajlar: 726

aldatmak ve aldatılmak modamı oldu ya nereye gidiyoruz arkadaslar sabah sabah okadar insanla konustum evlisinden nişanlısına sevgilisine herkes aldatılıo ya ben ilişkime sevgime güvenıorum ama paranoya oldum bu duyduklarımdan dolayı bu yuzden kendmde ve ilişkimde degişiklikler yapıorum askımı canlı tutmak için

27-05-2007 12:24
Y_O_L_C_U
Mesajlar: 355

DEĞER VERDİĞİM BİR ARKADAŞIMDAN GELEN Bİ MSJ DIBANA SİLE PAYLAŞMAK İSTEDİM


nette tanışan iki genç arkadaş olurlar. zaman içinde sıkı bir dostluğa dönüşen beraberliklerini zedelememek için hiçbir zaman birbirlerini görmemeğe, fiziki özelliklerinden bahsetmemeye karar verirler.

ısimlerin, şekillerin olmadığı sadece ruhların derinliklerinden gelen en samimi duyguların dile getirildiği zaman ve mekan unsurlarından soyutlanmış bir birliktelik içinde sürer dostlukları.

ve bir gün bakarlar ki birbirlerini tamamlayan iki varlık olmuşlar. yazışmadıkları gün hatta saat olmamaya başlamışlar. adeta nefes alış gibi doğal bir bütünleşme, isim takamadıkları bir aşk gelişmiş içlerinde. tüm beşeri sıfatlardan sıyrılmış, bambaşka bir halmiş bu.

aradan geçen zaman zarfında, artık kesinlikle birbirlerinden asla kopamayacaklarına inandıkları gün; tanışmaya ve evlenmeye karar vermişler.

ve ikisinin de çok iyi bildikleri bir kentin çok iyi tanıdıkları bir sahilinde buluşmak üzere anlaşmışlar.

hanımın elinde kırmızı güller ve dudaklarında sevgi dolu bir gülümseme olacakmış. erkek ise hiçbir alamet taşımayacakmış.

nihayet beklenen gün gelmiş. genç erkek sözleştikleri yere yaklaştıkça kalbi duracak gibi oluyormuş. ışler biraz değişmeye başlamış kalbinde. ya çok çirkin bir kadınsa sevdiceği, ya kör, topal ya da………… ise. biraz hata yaptığını düşünür gibi olmuş ama çabuk savmış bu kendine ve aşkına yakışmayan düşünceleri zihninden.

karşıda elinde bir gül tutan ve sağa ,sola bakınan hanımı görmüş. ıçi hop etmiş fakat dudaklarında beliren düş kırıklığını biraz olsun giderebilmek için bir, iki derin nefes almış ve son derece kararlı adımlarla hanımın yanına yaklaşmış.

annesi yaşında hatta daha da yaşlı, saçları pamuk gibi bembeyaz, yüzü yaşadığı yılların derin izleri ile buruşmuş fakat dudaklarında güzel bir o kadar da şaşkın bir tebessümle kendine doğru yaklaşan genç erkeğe bakıyormuş. gözleri bin bir soru ile kıpırdıyor, yorgun gözkapakları arada bir feri kaçmış gözbebeklerini uzaklara yönlendiriyor ama yaşlı kadın gözlerini genç erkeğin bakışlarına kilitlemeye çalışıyormuş.

zihninde çeşit, çeşit zıt fikirlerin koşuştuğu genç adam bir, iki yutkundu ve gücünün son raddesindeki bir hıçkırıkla,


"merhaba aşkım. nasılsın." dedi.
kadere teslim olmuştu. söz vermişti. biliyordu her şey olabilirdi. bir an gözlerini kapadı ve yazışmalarını hatırlamaya çalıştı. onca duygu dolu kelimeler, sevda yüklü vaatler, parlak gelecekler nasıl olmuştu da bu yaşı geçmiş hatunun kaleminden dökülebilmişti. bir türlü inanamıyordu fakat gerçek gün gibi ortadaydı.

yaşlı kadının elinde tuttuğu kırmızı güller aldı ve tarif edilemeyen bir duyguyla onları öptü. sonra elini uzattı ve,
"hadi kalkmana yardım edeyim aşkım. buradan uzaklaşalım. " dedi.
olanları anlamsız gözlerle seyreden yaşlı kadın dudaklarını araladı ve,

"ey oğul, ben yıllardır bu kelimeyi unutmuş anan belki ninen yaşta bir kadınım. neler oluyor anlayamadım ama o gülleri elimden niye aldın. onları bana şu ilerde oturan genç kız verdi. birini bekliyormuş, burada buluşacaklarmış. gelirse benim tarafımdan bu gülleri ona verir misin demişti. ben de o genci bekliyordum. yoksa o sen misin?"
genç adam bir an soluksuz kaldı, boğazında düğümlenen hıçkırık ve karmakarışık duygularla yaşlı kadının işaret ettiği yöne baktı. bir çift sevgi ve minnettarlıkla parlayan yeşil göz kendisine gülümsüyordu. telaşla yaşlı kadının ellerini öptü ve gülleri ona tekrar vererek işaret edilen tarafa koşmaya başladı. genç kız da ayağa kalkmış onu bekliyordu.
"seni izledim. şayet gülleri almayıp geri dönseydin sessizce buradan uzaklaşacaktım. seni doğru tanımışım aşkım."
ben kalbimle yada aklımla sevmem!!!olurya kalp durur akıl unutur..ben ruhumla severim o ne durur ne de unutur.

27-05-2007 12:27
Yabanci.
Mesajlar: 15236

bu bu ne be


bu nasıl yazıdır böyle



Allahım yarabbim!!!!!























ben böyle yazıyı yazanı varya...
































kocaman tebrik ederim ellerine sağlık Mehmet Akif

nacizane latifeme kırılmazsın umarım neyseki kapanış istediğim gibi oldu

27-05-2007 15:20
hamit
Mesajlar: 4

ayagımdaki prangamsın ,bitmek bilmeyen hasretım. son bulmayan aşkım ,karalayamadıgım defterimin satırlarısın... elını tutamadıgım yarim saramadıgım yaram yalnız gecen gecmışım belırsız olan gelecegımsın SEN...

29-05-2007 14:07
Yabancı..



Öldürecektim Seni Bende
Kendimde O Gücü Bulabilseydim Eğer...

Sindiremeyecektim Senden Kalanları Benden Uzak Mezarlara Koymaya!!!
Diyar Diyar Dolaşıp Yine İçime Gömecektim Seni En Sonunda...
"Ben Demiştim"Diyenlere, Üzüntümü Belli Etmemek İçin Kuşandığım Mekanik Tebessümlerimin Ardındaki Yaşlarla Sulayacaktım Taze Mezar Toprağına Ektiğim Çiçekleri...


Ama Ben Seni İçimde Öldürmeye Kıyamadım...

Başarabilseydim İncitecektim Seni...
İncinmişliğimin Verdiği Cahil Cesaretle...

Ne Var Ne Yok Sayıp Dökecektim Karşına Geçip...
Kendimi Hayrete Düşürürcesine Birer Tokat Gibi Vuracaktım Hiç Kullanmadığım O Ağır Lafları...

Kıracaktım Seni Binbir Parçaya Ayırana Kadar...

Duvardan Duvara Fırlatacaktım Sevgi Diye Önüme Sunduğun Hastalıklı Duygularını...

Ama Ben Seni İncitmeye De Kıyamadım...
Elimden Gelseydi Unutacaktım Seni.

27-06-2007 21:54
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim