Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 29
Ana Sayfa >> Nostalji >> İlişkiler >> ..::Marya::.. (3.sayfada yeni bölüm)
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3
Yazar ..::Marya::.. (3.sayfada yeni bölüm)
Yabancı..

UĞUR ARSLAN - BİZ BARIŞMAYIZ ARTIK

Biz barışmayız artık



Kapı ağzı boş bavul yığınlarıyız

Sarı fotoğraflar yolculuğundayız şimdi

Ayrılıklara acemi aşıklarmışız

Ne barıştan anlarız

Ne mütareke biliriz şimdi



Daha çok sevmek isterdik belki

Daha çok tanımak

Bu yabancı iki sevgiliyi

Biz seninle susmayı başaramadık

Yalancıyız

Biz barışmayız artık



Ağlarım, ağlar açılır denizlere

Her şeyi bıraktım gidiyorum bende

Yağmurun derman değil kurak gönlüme

Biz bu şehirde karşılaşmayız bile



Kırık parça olmuş hatırın bende

Sustuğun sözler kanar içimde

Ne güven kalmış, ne sevda bizde

Biz bu şehirde bir daha

Karşılaşmayız bile



Ağlarım, ağlar açılır denizlere

Her mevsim biraz daha ayrıldık

Acemi aşıklarmışız, çabuk dağıldık

Yazık sevdiğim

Biz barışmayız artık

Acemi aşıklarmışız, ne çok kırıldık

Ne çok üzüldük, ne çok darıldık

Yazık sevdiğim

Biz barışmayız artık



Hiç bitmeyecek gibi gelmişti önce

Her şeye tüketmek için başlamışız oysa

Bu sevda için doğru isimler değilmişiz meğer

Ne çok yandık böyle, ne çok yanıldık

Yeteneksiziz sevdiğim

Biz barışmayız artık

Aynı yatağın iki uzak ucunda uyuduk

Her gece biraz daha ayrıldık



Daha çok sevmek isterdik belki birbirimizi

Daha çok tanımak

Bu iki yabancı sevgiliyi

Sevmek biraz da bağışlamakmış

Biz seninle susmayı başaramadık

Dokunuşsuz sevişler gömdük yastıklara

Hiç konuşmadan kaçak yaşadık odalarda

Aynı çatı altında iki yabancı

İki dilsiz aynı yatağın iki ucunda



Ağlarım ağlar açılır denizlere

Her şeyi bıraktım, gidiyorum bende

Hiç olmazsa son kez mutluluk dile

Bir yatağın iki uzak ucunda

Her geçen gün

Biraz daha darıldık

Dokunuşsuz sevişler gömdük yastıklara

Dönüşü yok

Biz barışmayız artık



Günler artık günlere kanmaz

Sanma bensiz güneşler doğmaz

Hep unuttun sevmeyi beni

Bende artık sabahlar olmaz

Kırk parça olmuş hatırın bende

Sustuğun sözler kanar içimde

Ne güven kalmış, ne sevda içimizde

Biz bu şehirde karşılaşmayız bile



Ağlarım, ağlar açılır denizlere

Her geçen mevsim nasıl biraz daha ayrıldık

Acemi aşıklarmışız, çabuk dağıldık

Korkma sevgilim inan

Biz bu şehirde karşılaşmayız

Biz barışmayız artık

18-01-2007 18:41
Yabancı..

YANLIŞ ZAMAN..(tekrar)



SANA;

"Bitiyorum her nefeste

ne halim varsa gördüm

çok koştum çok yoruldum ve şimdi bende düştüm"









Olmuyor,

Zaten ne yapsam hep yanlış duruyor..

Ve bana en çok “yalnızlık” dokunuyor…

Olmuyor,

İhanetlerim hiç bitmiyor,

Sancılı anılar dinmiyor…

Olmuyor,

Biraz uzun ve çokça kısa geliyor,

Yaptıklarımın altında eziliyor,

Yapacaklarımın üstünde havalanıyorum..

Olmuyor,

Zaten kimi sevsem hep yanlış duruyor..

Ve bana en çok “sevmek” dokunuyor…

Olmuyor,

Sevmelerim hiç bitmiyor,

Ağrılı anlar dinmiyor…

Olmuyor,

Biraz dar ve çokça bol geliyor,

Umutlarımın arşivinde kayboluyor,

Yenilerini unutuveriyorum..

Olmuyor,

Zaten hangi rüyadan uyansam hep yanlış okunuyor,

Ve bana en çok “ihtimal”ler dokunuyor…

Olmuyor,

Yaşlar hiç bitmiyor,

Mavi geceler dinmiyor…

Olmuyor,

Biraz doğru ve çokça saçma geliyor,

Kaderimden kaçıyor,

Fallara hiç düşünmeden kanıyorum..

Olmuyor,

Zaten kime inansam hep yanlış çıkıyor..

Ve bana en çok “keşke”ler dokunuyor…

Olmuyor,

Sözler hiç bitmiyor,

Kanayan kabuslar dinmiyor…

Olmuyor,

Biraz yaşam ve çokça ölüm geliyor,

Kendimi bir yandan kandırıyor,

Diğer yandan vuruyorum..



Olmuyor,

Zaten ben hep yanlış duruyorum…

18-01-2007 18:42
Yabancı..



uzun sarı saçlar

ince bir yüz

küçük bir burun

kırmızı ruj

ıslak dudaklar

güneş gözlüğü


haylaz bir kahkaha



beyaz bir body, sımsıkı

omzuyla göğsünün bitiştiği yerde düz bir çizgi

dizkapaklarında biten uçuk mavi bir etek

diz kapakları pürüzsüz

ne ince ne kalın bacaklar

sağ ayak bileğinde halhal


her adımda sesi kulaklarımda



teni bronz

güneşte parlıyor



sabaha kondurulmuş tutku parıltısı

sabahtan apayrı

sabahtan uzakta

18-01-2007 18:45
Yabancı..

hep dudaklarımı beklemiş tenin

öpüşlere hazır


göğüslerinden aşağıda

uzunca susuyorum

durup dinleniyorum orda


boynunu öpüyorum

boynunu ve sırtını

yaprak gibi titriyor bedenin

nefesin karanfil kokusu

yıldızlar parlıyor gözlerinde

yanaklarına dokununca



ey tutku!

ey titreyen bekleyiş!

yine çalacağım kapını

18-01-2007 18:45
Yabancı..


18-01-2007 18:47
Yabancı..

Marya…
Tam adı buydu sanırım.
O kadar ince çizgileri olan bir yüz hattı vardı ki, onu hemen seçebilirdiniz
uzaklardan.
Her ismin altına yazılabilirdi kolayca. Pek de tanıdık, pek de yabancı aslında.
Her kimliğe büründürebilirdiniz onu, o kadar doğal davranırdı ki çünkü, yürürken
bile; bir şehzade kızı mesela. Salına salına.
Ya da bir burnu havada kolej kızı oluverirdi hemen, bakışlarınızı hissettiğinde.
Bir fahişe bile olabilirdi kolayca mesela.
İstenilen ya da istenilmeyen ayırt edilmediğinde, her kimliğe bürünebilirdi.
Marya…
Tam adı buydu evet.
Hüzünlü bir duruşu vardı aynı zamanda. Sanki çok yaşamaktan yorulmuş gibiydi,
oturunca hafiften kamburlaşan sırtı. Sanki çok yük taşımış da eğilmiş.
Marya...
Hem çocuk, hem genç kız, hem olgun bir kadın edasını aynı anda taşıyabilen tek
kadın...
Doğruları bile kolayca yanlışa saptırabilecek kadar saf, yanlışları doğru
yapabilecek kadar akıllı bir kadın...
Her kimliğe büründürebilirsiniz onu.
Ama o kendini ömrü boyunca hiçbir kimliğe ait hissetmedi.
Bugün de her zamankinin aksine daha bir hırçındı nedense.
Gerçi değişen bir şey de yoktu etrafında ama dünyanın dönüyor olması ve
insanların bir yerlere yetişir gibi koşuşturması onun için bir olaydı zaten. Hoş
onları da anlayabilmiş değildi ya.
Kendini eksik hissetti birden, yetişecek bir yerim bile yok diye düşündü.
Düşünülecek, yapılacak o kadar çok işi vardı ki aslında ama hiçbir zaman geç
kalırım korkusuna kapılmamıştı bugüne değin. Yanlış mı yapmıştı yine? “Aman”
dedi içinden. Artık düşünmek istemiyordu. Yeterince düşünmemiş miydi bugüne
kadar her şeyi? Ailesi için kurulu düzenini bozup gelmemiş miydi buralara kadar?
Şimdi bu parasızlıktan bile sorumlu tutulacak birileri vardı: Devleti, patronu
ya da ailesini suçlayabilirdi.
Ama aslolan kendi hayatını yaşayamamış olması değil miydi? Ne çok istemişti
oysa, ama hayatı hep başkasının paltosu gibi kısa, dar ve küçük geliyordu.
Artık bunları düşünmesi kadar büyük bir yanlış olmayacağını düşündü.
Hep düşüncelerdi zaten hayatına yön veren.
O ne derdi? Bu kimle görürdü? Acaba onu severler miydi?
Evet, ya benim sevilmek gibi bir kaygım var diye düşündü. Sevilmeyi seviyorum,
sevilmeme duygusu bile yeterince korkunç olabiliyordu çünkü zaman zaman. Mesela
bazen arkadaşlarından biriyle tartışsa, dünyanın en yalnız, en kötü, en uyumsuz
insanı hissediyordu kendini.
“Yalnızlık” dedi içinden.
Hem korktuğu, hem de dışardan görünenin aksine içinde bizzat içinde, evet tam da
ortasında bulunduğu bir yerdi.
Ne lanet bir yerdi, hem nefret ettiren hem de sevindiren.
Güldü kendine sonra. Hem, hem’lerin arasında bir insan olmayı nasıl başarıyordu
sahi?
“Konuşmak daha kolay yazmaktan” dedi, işinden başını kaldırarak, en azından
kelimelere yetişebiliyorsun. Kesmeden…
Sonra “aman” dedi içinden.
Anlaşılmayacaksa konuşmanın ne anlamı var?
Ama hayatıma bir hikaye yazmak isterdim diye düşündü. Bunu mutlak bir güçle
istedi içinden, hissetti.
Bir roman dedi usulca..

17-02-2007 17:13
Yabancı..

“Ama romanımı yazsaydım 3. bir şahsın ağzından yazardım”
Yazardı da...
İyi yazardı hani.
3. tekil şahıs dedi tekrar içinden. Asıl sorunu buydu işte.
Kendi hayatının 3. şahsı olmak...

“Sakin olmalıyım” diye düşündü.Büyük kararlardan önce beklenmeliydi.Aslında hayatında hiç büyük karar almamıştı belkide.Öyle ya büyük kararlar büyük değişimler getirmeliydi.Oysa yanlızc kapıcı karısı olarak hatırladığı kader asla buna izin vermemişti.

Kağıtları toparladı,kenara koydu.Bilgisayarın ekranına uzun uzun bakakaldı.Sonra derin bir nefes aldı.Yine bir yığın cevapsız arama ve mesaj vardı.Telefonu kapatmak istedi biran ama sonra kapatmadı.Belkide ona bağımlı yaşıyordu.Mesajları okudu sildi,cevapsız çağrıları da,sonra çantasına usulca bıraktı.

Solgun görünüyordu ama yinede güzeldi.İnce belini saran beyaz bir hırkası vardı üzerinde,kahverengi bir pantolon,sivri burunlu,topuklu ayakkabıları tamamlamıştı kiyafeti.Ama o,kendini kemersiz alacası olmayan bir elbise gibi hissediyordu.

“Bir kahve içsem geçer” dedi içinden

Ondan da vazgeçti.

Ofisten çıkalı 5 dakika olmuştu ama topuklarının sesi hala koridorda yankılanıyordu.Hayat kadar ağır işliyorum diye düşündü ama zaman hızlıydı yine.

Kapıcı karısından öte birşeydi yani kader.Gülümsedi.

-İyi akşamlar Mehmet bey

-İyi akşamlar Marya hanım,yine harika görünüyorsunuz.Bu hayat sizi hiç yormuyor.İmreniyorum.

Teşekkür etmek istemedi nedense.O güzelliği örten evcil acılarım var benim diyip,şöyle oturup ağlasa merdivenlere,amma aciz görünürdü hani..İhtiyacıda yok değildi ama güzellik konusunda herkesin hem fikir olmuş gibi aynı şeyleri söylemesi canını sıkmaya başlamıştı artık.Güzel olmak istemiyordu.Kalabalık olmak istiyordu..

-Size de hayat hiç uğramamış gibi aslında,şanslı birisiniz.

Mehmet bey gülümsedi.

Yaklaşık 4 senedir bu plazanın genel müdürüydü ve kırlaşmış saçına rağmen oldukça karizmatik görünüyordu.

Marya,hayatının dışında kalan insanların neler düşündüğünü,neler hissetiğini,nasıl duygulara sahip olduklarını hep merak ederdi.

Mesela şimdi Mehmet Bey karşısına çıkıp”Bu hayattan çok sıkıldım,ben kendimi bulmaya himalayalara gidip meditasyon yapacağım diyen,ince topuklu makyajlı jiks hatunun özgürlük fikrine ne tepki verirdi acaba?”

“Deliriyorum galiba” diye düşündü..

Herkes onun gibimiydi? Değildi! Yani en azından genel kanı bu yöndeydi.”Herkes aynı doğar” dedi içinden

“Sosyal çevre faktörü !”

Evet Marya hayatının gidişatının bir anda nasıl değiştiğine şahit olmuştu çoğu kez.Yabancıda değildi.

“Kavşaklar” dedi

Kavşağa gelmişti.Karşıdan karşıya geçerken gözü arabalara takıldı.Tanıdık bir plaka bekliyordu belki de.

Sonra inkar etti.

3.şahısın kendini inkar etmesi gibi değildi.

Birtek kendini yalanlarken 1.şahıs olduğunu hissetti.

Yabancıladı kendini.Diğerleri gibi..

17-02-2007 17:13
Yabancı..

Yabancı dedi kendine..

Az önce yoğun bir günün nasıl bittiğine şaşırarak hızlı adımlarla evine dönmüştü..

Belkide yürüken ne kadar çok yabancıyla karşılaşmıştı,hayatının hıcbır kıyısından haberdar olmadıgı ınsanlar gecıp gıtmıslerdı kendı yasamlarına.. onların yerınde olmak ıstermıydı?

Ne ıstedıgını bıle bılemez olmustu son gunlerde..

Oyle ya bır dostu ona oyle deme durdugun yerde ıyı duruyorsun saglam basıyorsun desede,herkes o dostu gıbı dusunmemıstı cogu zaman..

Pekı neden boyleydı...

Gormuyorlarmıydı gercekten yoksa hatayı kendınde mı aramalıydı bılememıstı..

Zaten ınsanıda bu cevapsız sorular yıyıp bıtırıyordu ya..

Senelerdır yasıyordu bu cevapsızlıgı...

Yıne getırmıstı ıste aklına...

Herkes maryadan bahsedıyordu, marya o ndan..

Ne cansıkıcı bırseydı bu Allahım.. yanlıs gıden bırseyler vardı ıste..

Azonce yolda yaptıgı konusma bır gece oncesının yansımasıydı ıste.. her defasında "o" nun tarafından yargılanmak zoruna gıdıyordu.. onu sevenler kendı yargıladıgında onlarında zoruna gıttıgı gıbıydı ıste.. nasıl bır duygu hıssedıyordu..

Ne yapsa ne etse olmuyordu ıste..

Aslında ıstenmıyordu belkıde..

Yada bırılerı guzel oynuyordu...

Çoçukken aglamak bıle dokunmazdı ıste sezen aksu genclıgınde soylemıstı bunu... bır gece once yıllar once umudunu kestıgı kımı zaman nefretle bahsettıgı nefretın bıle zaman zaman askı dogurdugu seneler sonra ona gerı donen; yada döndüğünü zannettıgı – herzamanki gibi, yanı cunku ne zaman maryaya onu sevdıgnı soylese bır gun ıyı ertesı gun hıcbırsey olmamıs gıbı davranırdı, belkı marya aramasa aylarca aramayabılırdı- ama ılk kez sakın olmayı ıstedıgı kişyle konusuyordu, oyle bır tavrı vardı kı ama marya ya karsı sankı, ıstemıyorda zorlanıyor gıbı , yada bahane aramak ıcın yer kolluyor gıbı..

Marya bunları ınkar ettı ıcınden...

Yanı ınakar etmedım de dedi içinden.. sonra gözleri doldu hadı ıtıraf et dedi kendine dogruydu işte..

O nun sureklı maryanın begenılmeyen haraketleri diye tabir ettiği, mesleğiyle özdeşleştirip vurmayı en ıyı yerden becerdiği kesindi işte...

Oysa marya oturdugu her koltuga statusunun kımlık kartını koymayı sevmiyordu, ama erkekler dedi içinden oynanmak istiyorlar...

Bu kez okadar sınılenmıstı ki, kimse kimseyi yargılama hakkına sahip değil herkes once kendine sahıp cıksın. Diyip kapatıverdı telefonu...

Sonra oturup bır koseye zırıl zırıl agladı...

Kendine inanamıyordu, bir insanın hayatını bukadar cabuk seri bir cinayetle 4 senedir mahvetmesine seyirci kalıyordu ve üstelik içinden geçen hiçbir seyı daha soyleyememıstı soyle bagıra bagıra.. ve emindi ki; marya yı gercekten ıyı tanımıyordu...

Cunku buna hıc ızın vermemıstı...

Bugun yıne zorlayarak kendını, hadı dedı ıcınden

Hadı unut bırkere dusunmekten vazgec, bır kez olsun kin duymadan üzmeden kendınıde oyle davran..

Marya ınandı kendıne... numarayı cevırdı ve yeşil tusuna bastı telefonun...

BURDAN sonrası ıcın beynı garıp yanılsamalar yapıyordu artık...


17-02-2007 17:13
Yabancı..

Dusunmek ıstese nerden baslıcagını bılmıyordu, dusunmese ıcıne dert olur dıye korkuyordu.. bılemedı....

Tek bıldıgı haklı olduguydu.. bu kez ızın vermeyecektı...

Madem hayatına yenı bır yolvermıstı

Degısmıstı bu kez..

Izın vermeyecektı...

Yabancı dedı kendı kendıne...

Kalbıne en yakın aslında en yabancındır belkıde...

Ve belkıde hep yabancı kalmalıdır...

EVET DEDİ İÇİNDEN..

YABANCILAR İÇİN HEP KOLAYDIR HAYAT,MADEM ONUN İÇİN BUKADAR BASİT ARTIK YABANCI KALMALI..

KALBİMSE BUNDAN BÖYLE 3. TEKİL ŞAHIS....

17-02-2007 17:13
Yabancı..


25-03-2007 15:39
Sayfalar: 1, 2, 3

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim