Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 58
Ana Sayfa >> Nostalji >> Dinler, inançlar, mistisizm >> PEYGAMBER EFENDİMİZ İLE İLGİLİ ŞİİR YADA KISA MAKALELERİ BURAYA YAZALIM...
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6  Sonraki
Yazar PEYGAMBER EFENDİMİZ İLE İLGİLİ ŞİİR YADA KISA MAKALELERİ BURAYA YAZALIM...
Yabanc?.

M-rah demiş ki; S.A.
BÖYLE ANLAMLI GÜZEL BİR FORUM İÇİN TŞK EDERİM ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM...



BEN TŞK EDERİM..
YÜCE MEVLAM HEPİMİZDEN RAZI OLSUNNN..

28-07-2007 10:44
Yabanc?.

KIRMIZI GÜLLER

BENİM PEYGAMBERİM OYLE GÜZEL Kİ
NURU AYDINLATIR BÜTÜN ALEMİ
ONUN SEVDASINA ÖTER BÜLBÜLLER
ONA AŞIK OLMUŞ KIRMIZI GÜLLER

KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLER
MUHAMMET AŞKINA BOYNUNU BÜKER
KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLERİ
MUHAMMET AŞKINA HU ÇEKİP İNLER


BENİM PEYGAMBERİM OYLE GÜZEL Kİ
NURU AYDINLATIR BÜTÜN ALEMİ
ONUN SEVDASINA ÖTER BÜLBÜLLER
ONA AŞIK OLMUŞ KIRMIZI GÜLLER


KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLER
MUHAMMET AŞKINA BOYNUNU BÜKER
KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLERİ
MUHAMMET AŞKINA HU ÇEKİP İNLER

28-07-2007 10:45
Yabanc?.

HAYAL PRENSİ:BENİ HAYALLERİMİN BİTTİĞİ YERE ASIN.. demiş ki; KIRMIZI GÜLLER

BENİM PEYGAMBERİM OYLE GÜZEL Kİ
NURU AYDINLATIR BÜTÜN ALEMİ
ONUN SEVDASINA ÖTER BÜLBÜLLER
ONA AŞIK OLMUŞ KIRMIZI GÜLLER

KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLER
MUHAMMET AŞKINA BOYNUNU BÜKER
KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLERİ
MUHAMMET AŞKINA HU ÇEKİP İNLER


BENİM PEYGAMBERİM OYLE GÜZEL Kİ
NURU AYDINLATIR BÜTÜN ALEMİ
ONUN SEVDASINA ÖTER BÜLBÜLLER
ONA AŞIK OLMUŞ KIRMIZI GÜLLER


KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLER
MUHAMMET AŞKINA BOYNUNU BÜKER
KIRMIZI GÜLLER KIRMIZI GÜLLERİ
MUHAMMET AŞKINA HU ÇEKİP İNLER




ALLAH RAZI OLSUN KARDEŞİM BUNLAR ÇOK GÜZEL ŞİİRLER...
ÇOK TEŞEKÜR EDERİM BANA EŞLİK ETTİĞİN İÇİN..

28-07-2007 10:46
Yabanc?.

Bir gün bana seslenirsen Ya Rasulallah
Çıkamam huzuruna utanırım
Bir gün benim için üzülürsen Ya Rasulallah
Bu azaba dayanamam yanarım

Hali perişan bir kul yanı başına gelirse Ya Rasulallah
Peygamberlerin yanında ümmetimdendir;
Deyip utanma Sen sakın. Boynunu bükme
Ben giderim Ya Rasulallah

Mahşerde bu ümmetin cehennemlik denirse
Sen üzülme! Ben cennete gitmesem de olur
Yeter ki gözünden yaşlar süzülmesin
Ne olacak ki yanarım Ya Rasulallah

Eğer bir gün bizi özler de gelmek istersen
Musap, Ömer, Bilal, Hubeyde, Ebubekir
Dayanamaz sensizliğe
Onları bırakıp gelme Ya Rasulallah

Biz Sana layık değiliz ki, Seni Onlar kadar sevemedik
Rüzgâr saçını dağıtır, ayağına diken batar diye üzülmedik
Hatta saçını biz ağarttık Belki kalbini günahlarımızla
biz yaraladık Seni hak etmedik Ya Rasulallah

Yine utanmadan eğer Sana kavuşmak için
Görevimi bitirmeden gelirsem Yenik düşmüşsem firaka
Yeter demişsem acılara Artık katlanamaz olmuşsam insanlara Hayır, hayır, hayır Girmediğim gönül kalmışsa Kabul etme,
Geri gönder, kov kapından Gücenmem söz Ya Rasulallah

28-07-2007 10:59
Yabanc?.

Mühür Yüzügü

Amr ibni Şu' ayb diyorki, Resulullah, altın ve demir yüzükleri çıkartır, gümüş yüzüklere mani olmazdı.
peygamberimiz, Acem şahına,
rum kayserine, Habeş necaşisine mektub yazdırmak iatediği zaman,
-Ya resulullah! onlar, bir mektubu, Mühürlü olmadıkça, okumazlar! denilmişti.
"Bunun üzerine, Peygamberimiz, gümüşten bir yüzük edindi ki, kaşına üç satır üzerine: "Muhammedür resulullah nakşedilmişti.
Mühür yüzükteki yazı, aşağıdan yukarıya doğru,
"Muhammed" bir satır, "Resul" bir satır, "Allah" bir satır halinde idi.
Peygamberimiz gümüş yüzüğündeki taşı, habeş taşı idi.
Bu gümüş yüzüğün kaşının gümüşten olduğu da rivayet edilir.
Amr bin said, Peygamberimizin yanına gelmişti.
Peygamberimiz onun parmağındaki yüzüğünü görünce "Nedir bu elindeki diye sordu. Amr bin Said " Ya Resulullah! Bu bir halkadır. Ben yaptım. dedi
Peygamberimiz " Onun nakşı nedir? diye sordu.
Amr Bin Said "Muhammedur Resulullah dedi, Peygamberimiz bakayım ona? buyurdu. Onu alıp Zat mührü olarak kullandı ve başkalarının yüzüklerine (Muhammedür Resulullah ) kelimelerini nakşetmekten men etti. Peygamberimiz, parmağında bu mühür yüzük bulunduğu halde, vefat etmiştir. Peygamberimiz, yüzüğünü sol elinin serçe parmağına takardı sağ elinede taktığı olurdu.
Peygamberimiz, onun kaşlı tarafını avucunun içine çevirir, getirirdi. helaya gireceği zaman yüzüğü parmağından çıkarırdı.
Peygamberimiz yüzüğünü vefatından sonra Hazreti Ebu bekir, ondan sonrada Hazreti Ömer,Ondan sonrada, Hazreti Osman, Parmağına takmıştır.
Hazreti Osman Halife iken, bir gün, Eris kuyusunun başında oturduğu sırada, parmağından çıkarmış, elinde evirip çevirirken, kuyuya düşürmüştür. Kuyunun bütün suyu çektirildiği, üç gün gidip gelip arndığı halde bu mübarek yüzük bulunamamış kuyunun içinde yok olup gitmiştir. (Alıntı:T.G yayınları)

28-07-2007 11:05
Yabanc?.

=COCUKLARA OLAN MERHAMETi=

Peygamber Efendimiz çocuklara ilgisiz kalmamış, onlar ağladığında susturmaya çalışmış, onlarla oyunlar oynamış, bazen devesine bindirmiş, bazen omzuna almış, içlerinde mahzun ve yetimleri sevindirmiş, onların başını okşamış, rastladıklarında onlara selam vermiş, hal ve hatırlarını sormuş, onlarla şakalaşmış, onlara isim takmış, hastalandıklarında ziyaretlerine gitmiş ve onlara en güzel numune ve şefkatli bir baba olmuştur.

Rasulullâh'ın çocuklarla münasebetlerinin temelinde, belki de onların geleceğin mimarı oluşlarının mühim bir rolü vardır. Bu yakınlık ve bir hayat boyu birlikte taşınacak hatıralar onların gönül dünyalarına aksetmiş güzeller güzeli bir insanı canlandıracaktır.
Bu konuyla ilgili hadis mecmualarında pek çok misal vardır. Biz burada onun bu müşfik dünyasından birkaç misalle iktifa etmek istiyoruz:
Çocukluğundan itibaren Peygamber Efendimizin yanında 10 yıl kalan Enes -radıyallahu anh-, Sallallahu aleyhi ve sellem Efendimizi şöyle tarif eder:
"-Ailesine karşı Hazret-i Peygamber'den daha müşfik olan hiç kimseyi görmedim. Oğlu İbrahim'in, Medine'nin biraz kenarında oturan süt annesi vardı. Süt annenin kocası demirciydi. Bizimle birlikte oraya gider, demircinin dumanıyla dolmuş eve girer, çocuğunu kucaklar, öper, koklar, bir müddet yanında kaldıktan sonra tekrar Medine'ye dönerdi." (Buhari, Müslim)


Hazret-i Peygamber, herkesi çocukları öpmeye teşvik eder: "Çocuklarınızı çok öpün. Zira her öpücük için Cennet'te size bir derece verilir. Melekler öpücüklerinizi sayarlar ve sizin için yazarlar." buyurmuşlardır. (Müsned-i Zeyd b. Ali)


Torunları Hazret-i Hasan ve Hüseyin'i kucağına almış öperken, Akra b. Habis bunu yadırgamış ve "Benim on çocuğum var, hiçbirini öpmedim." demiştir. Bunun üzerine iki cihan güneşi Efendimiz:
"-Şefkatli olmayana merhamet edilmez." (Buhari, Tirmizi, Ebu Davud) Başka bir rivayette de "Allah c.c kalplerinizden merhameti çıkardı ise ben ne yapabilirim?" (İbn-i Mace) buyurmuşlardır.

28-07-2007 11:09
Yabanc?.

Dediler bana -Bu dünya O var diye yaratıldı-
Geldim dünyaya, açtım gözlerimi, aradı bu gözler seni
Ama sen yoktun...
Haber göndermişsin
-Kardeşlerime selam olsun- demişsin...
Seni göremeyen kardeşlerine selam
Senden gelen selama can kurban Ya Resûlallah.

Sen ki eşsiz tebessümüyle kalpleri anahtarsız açan,
Sen ki dört mevsim açan gül,
Sen ki bir yavrucağın kuşu ölmüş diye taziyeye giden ince gönül,
Sen ki harbe en önde giden korkusuz cengaver.
Çocukların bile fikrini soran büyük düşünür,
İsmi Allah la yazılacak kadar şereflisin.

Bir hayvan ölüsünden herkes uzaklaşırken
Onun güzel dişlerini görecek göz vardı sende...
Selam vermeyi çok sevmene rağmen
Tembellik yapana bunu layık görmeyecek kadar çalışkandın sen.

Çocuklarla oyun oynayan alçak gönüllü sevgi güneşi,
İki kurbanlığın oğlu olarak asildin sen.
Can düşmanlarının malını emanet ettiği,
Sözüne güvendiği emindin sen

Hz. Yusuf tan güzel, tüm insanlar içinde özeldin sen
İnci dişlerinin arasından çıkanlarla kimsenin incinmediği yürektin sen.

Sen yürüyünce dağlar erirdi, mahlûkat selam verirdi sana,
İftira atanlar üzünce seni melekler öperdi yanaklarından

Münkirler ağlatınca Amine yoktu ki kucaklasın seni?
Abdullah görmedi nasıl cezalandırsın kafirleri?
Ama Rabbin vardı, alemleri senin için yaratan Rabbin...
Miraca çıkardı seni, sevgiliyi görmek herşeye değerdi.

Bahiranın bahçesindeki kuruyu yeşerten sevgili !
Gel ey nebi.
Gönlümün bozkırları seni bekler.
Seni sevmek her ruhun yiyeceği, içeceği,
İlahi aşkın gıdası seni sevmekten geçer.
Benim sevgim nedir ki?
Ayçiçeğinin güneşe olan sevgisi...
Önemli olan güneşin, ayçiçeğine ışık göndermesi.
Sana öylesine muhtacım ki...
Ölesine muhtaç...

28-07-2007 12:03
Yabanc?.

Seni görmekten, Seni duymaktan aciz!
Neredesin ey Rasûl, neredesin Yâ RasûlALLAH?

Bu dava mahzun, bu dava garip, bu dava öksüz büyüdü.
Bir Veysel, Seni tâ Yemenden görürdü.
Görürdü de, Senin dişini kıran o taşa üzülürdü,
Üzülürdü de, sıkıntıdan kendi dişleri dökülürdü.
Yâ RasûlALLAH, Sen buyurmuştun ya hani, Yemen tarafına bakarak
Bu taraftan iman kokusu geliyor diye!
Bu yüzden o iman kokulu yâre, o göz nuru hırkanı bırakmıştın.
Kimdir bu yâ RasûlALLAH? diyenlere ise,
O beni görür ben de onu görürüm
O Veyseldir. buyurmuştun

Sen kâinatın yaradılış sebebi
Sen Ademin affedilme nedeni
Sen Rabbin biricik sevgilisi
Hal böyle iken yâ RasûlALLAH,
Sen açlıktan karnına taşlar bağlıyordun
Bizler, daha Senin gibi, bir gün olsun karnımıza taş bağlamadık!
Bırak taş bağlamayı
Sıcak döşeklerimizi terk edip bir gece olsun,
Gönülden teheccüde kalkamadık
Vazgeçtik nafilelerden
Umut kestik ya
Ümmetin içinde farzları ihmal edenleri görüyor musun yâ RasûlALLAH?
Görüyorsun da içinde kırıklıklar mı oluşuyor?
Neredesin ey Rasûl, neredesin yâ RasûlALLAH?

28-07-2007 12:14
Yabanc?.

Kendi üzerinde dönen değirmen taşları misali dönüyorum odalarda; Seccadeler nerde?..
Kıble hangi yöne doğruydu bu evde?.. Başıma koymak için takke, çekmek için tesbih var mı?..
Bugün bitti. Gece de gidiyor... Bir günüm daha bitti; ben nereye gidiyorum?..
Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum!.. Gidiyorum!.. Tükeniyorum; Haberim var mı?..

Herşeyi sevmek... Çok güzel. Kendini sevmek... Çok güzel. Peki, bu nasıl kendini sevmek?
“Seviyorum” çığlıklarıyla yak kendini hadi!.. Erit kendini, tüket, bitir!..
Sen... Ey sen, aynadaki!.. “Kalan”ının farkında mısın? Peki “talan”ının? Sen... Ey sen, aynadaki!..
Dün de bakmıştın aynaya. Farkında mısın; bugün daha yaşlısın!.. Bugün daha çökük, bugün daha çirkin, bugün daha tedirgin!..

Çünkü biraz daha dökülmüş saçların, biraz daha buruşmuş suratın!
Biraz daha; bir saniye, bir dakika, bir saat, bir gün daha yaklaşmışsın düşeceğin çukura!..
Nerde, Nerde seccadeleeer?.. Kıble hangi yöndeydi bu evde?.. Ninem son gelişinde ne tarafa doğru namaz kılmıştı?..
Katlanır rahlenin nasıl açıldığını unuttum. Ve onun içinde açılan “Kitab”ın yüzümü ve içimi nasıl aydınlattığını... İçim...

Aahhh, içim yanıyor. Bugün bitti, gece de gidiyor... Bir günüm daha bitti; ben, ben nereye gidiyorum?..
Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum... Gidiyorum... Tükeniyorum; Haberim var mı?..
Son tuttuğum orucu hangi iklimde bıraktım?.. Son kıldığım namaz hangi seccadeyle katlandı?.. Merak ediyorum;
Kâbe hâlâ bekliyor mu beni?.. Bilmiyorum... Bilemiyorum. Ama şundan eminim: Mezarım beni bekliyor!

28-07-2007 12:34
Yabanc?.

HAYAL PRENSİ:BENİ HAYALLERİMİN BİTTİĞİ YERE ASIN.. demiş ki; Kendi üzerinde dönen değirmen taşları misali dönüyorum odalarda; Seccadeler nerde?..
Kıble hangi yöne doğruydu bu evde?.. Başıma koymak için takke, çekmek için tesbih var mı?..
Bugün bitti. Gece de gidiyor... Bir günüm daha bitti; ben nereye gidiyorum?..
Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum!.. Gidiyorum!.. Tükeniyorum; Haberim var mı?..

Herşeyi sevmek... Çok güzel. Kendini sevmek... Çok güzel. Peki, bu nasıl kendini sevmek?
“Seviyorum” çığlıklarıyla yak kendini hadi!.. Erit kendini, tüket, bitir!..
Sen... Ey sen, aynadaki!.. “Kalan”ının farkında mısın? Peki “talan”ının? Sen... Ey sen, aynadaki!..
Dün de bakmıştın aynaya. Farkında mısın; bugün daha yaşlısın!.. Bugün daha çökük, bugün daha çirkin, bugün daha tedirgin!..

Çünkü biraz daha dökülmüş saçların, biraz daha buruşmuş suratın!
Biraz daha; bir saniye, bir dakika, bir saat, bir gün daha yaklaşmışsın düşeceğin çukura!..
Nerde, Nerde seccadeleeer?.. Kıble hangi yöndeydi bu evde?.. Ninem son gelişinde ne tarafa doğru namaz kılmıştı?..
Katlanır rahlenin nasıl açıldığını unuttum. Ve onun içinde açılan “Kitab”ın yüzümü ve içimi nasıl aydınlattığını... İçim...

Aahhh, içim yanıyor. Bugün bitti, gece de gidiyor... Bir günüm daha bitti; ben, ben nereye gidiyorum?..
Gün gün, saat saat, dakika dakika ölüyorum... Gidiyorum... Tükeniyorum; Haberim var mı?..
Son tuttuğum orucu hangi iklimde bıraktım?.. Son kıldığım namaz hangi seccadeyle katlandı?.. Merak ediyorum;
Kâbe hâlâ bekliyor mu beni?.. Bilmiyorum... Bilemiyorum. Ama şundan eminim: Mezarım beni bekliyor!

ÇOK TEŞEKÜRLER MÜKEMMEL YA........İNSANI RESMEN DALDIRIYO DÜŞÜNDÜRÜYO

28-07-2007 12:37
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim