Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Nostalji arama:
Toplam Cevap: 66
Ana Sayfa >> Nostalji >> Bölgeler, ülkeler, şehirler >> ağrı dağı efsanesi
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
Yazar ağrı dağı efsanesi
Yabancı..



04-11-2006 18:02
Yabancı..

Ağrı Dağı Milli Park Oluyor
Çevre ve Orman Bakanlığı Ağrı Dağı'nı milli park yaparak ekoturizm merkezi haline getirmeyi hedefliyor.

Büyük Ağrı 5 bin 165, Küçük Ağrı ise 3 bin 896 metre yüksekliğe sahip Çevre ve Orman Bakanlığ ı'nın Ağrı Dağı'nın milli park olmasına ilişkin yazısı Bakanlar Kurulu'na sunuldu.

Ağrı Dağı'nın milli park olması için Çevre ve Orman Bakanlığ ı tarafından yürütülen çalışmal ar tamamlandı. Bakanlığ ın Ağrı Dağı'nın milli park olmasına ilişkin yazısı Bakanlar Kurulu'na sunuldu.

105 bin 600 hektar alanda kurulması planlanan milli park, Küçük Ağrı Dağı ve Büyük Ağrı dağların ın bulunduğu alanı kapsıyor.

5 bin 165 metre yüksekliği ile 'Anadolu'nun çatısı' diye tabir edilen eşsiz güzellikteki Ağrı Dağı, doğal kaynak değerleri, eşsiz peyzaj özellikleri ve endemik bitki ve hayvan çeşitleriyle ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtıla cak.

Nuh'un Gemisi'nin araştırıldığı Ağrı Dağı'nın milli park ilan edilmesiyle, milli park sayısı Sarıkamış Allahühekber Dağları Milli Parkı'nın ardından 35'e ulaşacak.

04-11-2006 18:23
Yabancı..


04-11-2006 18:31
Yabancı..


04-11-2006 18:32
Yabancı..

305 KD Ağrı dağına nazır nöbet tutmak herkese nasip olmaz

05-11-2006 00:42
Yabancı..

Ağrı dağın eteğinde
Uçan güvercin olsam
Türkü olsam dillerde
Diyar diyar dolansam

Başımdaki sevdayı
Karlı dağlara mı yansam
Bu bendeki aşk değil cano cano
Söyle bana nere gidem

Oy ben nidem nasıl edem
Başım alıp nere gidem
Bu bendeki aşk değil cano cano
Söyle bana nere gidem

Sen orada ben buda başım yine belalarda
Koyma beni buralarda cano cano
Söyle bana nere gidem
Başındaki sevdayı…
çoban ali

08-11-2006 13:45
Yabancı..

Ermeni Sorunu’nda Ağrı Dağı’nın (Ararat) Anlamı

Sedat Laçiner



Ağrı Dağı (Ararat) Ermenilerin Ergenokon’u, hatta Göktürk yazıtları gibidir. Ermenilerin Nuh’un çocuklarından türediklerine inanırlar. Kadim Ermeni inancına göre Nuh Tufanı Ermeniler için sadece büyük bir felaket değildir, aynı zamanda Allah katından kendilerine gelen büyük bir ceza ve sınavdır da. Diğer Hristiyan mezheplerinde de az çok benzeri yaklaşımlar vardır. Fakat Ermeniler kadar kendisini Ağrı Dağı’yla, onların deyişiyle Ararat ile özdeşleştiren azdır. Her şeyden önce coğrafi yakınlık, duygusal yakınlığı da getirmiştir. Belki de dinden bağımsız olarak, çok tanrılı dönemden dağa tapma geleneğinin genlerde taşınmasıdır bu bağlılık.



Osmanlı ve evvelinde de bu sevgi rahatlıkla görülebilir. Tüm heybetiyle yükselen Ağrı Dağı Ermeniler tarafından eteklerinde buluşma yeri olarak algılanmıştır. Fakat tarihin hiçbir döneminde Ağrı Sevgisi bugünkü kadar ‘yüce’ olmamıştır. Günümüz Ermenileri Ağrı’ya adeta tapınmaktadırlar. Ağrı’yı görünce akıllarına sadece Ermenilik ve intikam ateşi gelmektedir.



Gelinen nokta çok da sağlıklı bir durum değildir ve doğal bir sürecin sonucu da değildir. 1915 öncesinde başlayan ayrılıkçı Ermeni hareketi terörden suikastlara; darbeden işgalciyle işbirliğine kadar çok farklı araçlardan medet ummuştur. Yenilgiyi bir türlü kabul etmemiş, yenildikçe daha fazla saldırganlaşmıştır. Yere düştükçe ayağa kalkmak istemiş, bir süre sonra da acıdan zevk alır hale gelmiştir. Önce Ortadoğu’ya sürülmüş, ardından Kıbrıs, Avrupa vb. ara bölgelere. Fransa, ABD gibi nihai varış noktalarına gelindiğinde yolculuğun hala yarım olduğu hissi geçmemiştir. Coğrafi olarak varılacak yer kalmamıştır belki, ancak zihinlerdeki yolculuk tüm şiddetiyle sürmüştür. Bir kısmı ise önce Kafkasya’ya, ardından da Rusya’ya göç etmiştir. Üstelik bunların göçü hala sürmektedir. Soğuk Savaş’ın bitiminden sonra Rusya Ermenilerinden Batı Avrupa ve Kuzey Amerika’ya göçenlerin sayısı her geçen gün artmaktadır. Vatan neredir, gurbet nere? Bunlar tamamen karışmıştır. Ağrı Dağı’nı içermeyen bir Ermenistan vatan olarak görülmemektedir. Van’ı dışarıda bırakan bir Ermenistan’a ‘vatan’ demek Ermenilere zor gelmektedir…



Peki, Van’ı ve Ararat’ı (Ağrı Dağı’nı) versek bu yaralar kapanır mı? Ermeni kökenli Fransız sanatçı Charles Aznevaour’un söylediği gibi konu “Ağrı’yı bize verseniz ne olur sanki” denecek kadar basit midir?



Bugünkü Milliyet’te (14 Mayıs 2006) Ece Temelkuran’ın Ermeni Yazarlar Birliği Başkanı Levon Ananyan’dan aldığı yanıtlar da konuya aynı noktadan bakıyor:



“Bizim için Ararat’ın (Ağrı Dağı) anlamını bilseydiniz, kamyonlarla onu buraya taşırdınız! Sizin için bir dağ orası, bizim için kökümüz!... Biz duygusal bir halkız. Siz Ararat’ı isteriz diye korkuyorsunuz, ama o bizim için kalbi bir mesele.”



Açıkçası Ananyan’ın sözlerinde de Ermenistan’ın asıl vatan olarak görülmediğini seziyoruz. Ağrı neredeyse, vatan oradır yaklaşımında. Ve anlamadığı nokta Türkler için de Ağrı Dağı’nın önemli olduğu gerçeği. Türkler için de Ağrı Dağı’nın kalbi bir mesele olduğu… Çünkü Ağrı Dağı Türkler için de vatan. Tıpkı İstanbul gibi, Van gibi, İzmir gibi…



Doğrusu ben Türk yaklaşımını çok daha sağlıklı buluyorum. Türkler Altay Dağları’ndan, Orta Asya’dan geldiklerini biliyorlar. Ancak bir yeri vatan yapmak için illa bir dağa veya bir yazıta ihtiyaç duymuyorlar. Yaşadıkları yeri vatan olarak belleyip, vatan saygısı gösteriyorlar… Bugün Moğolistan’dan kamyon kamyon toprak getirseniz Türkler için kıymeti İzmir’in topraklarından daha fazla olmaz. Aynı durum dini açıdan da söz konusudur. Türkler Kâbe toprakları ile Çanakkale toprakları arasında büyük bir ayırıma gitmezler. Afyon da kutsaldır, Ordu da…



Günümüzdeki Ermeni ‘hastalığı’nın bir başka boyutu da diaspora Ermenilerinin Ağrı sevgisidir. Ermenistan’dan görülen Ararat California’dan veya Marsilya’dan görülmez. ABD veya Fransa Ermenilerinin ezici bir çoğunluğu Ağrı Dağı’nı hiç görmemiştir. Van Gölü kenarında hiç oturmamıştır. Türkiye’ye seyahat ederlerse kıtır kıtır kesileceklerine inanır birçoğu. Böyle bir ‘cehalet’ içinde Van’ı ve Ağrı’yı hayal ederler. İşyerlerine Anadolu şehirlerinin isimlerini verirler, futbol takımı kurar adını Malatya Spor koyarlar… Psikolojide bu hastalığın adı nedir bilemiyorum. ‘Hastalık’ diyorum, çünkü vatan özlemi veya nostalji çok hafif kalıyor…



Bugünkü Ermenistan’ın hali içler acısı. İşsizlik % 30’un üzerinde… Nüfus azalmaya devam ediyor. İşsiz gençlerin tehciri sürüyor. 1915’den bu yana en az 3-4 kez göç eden Ermenilerin yürüyüşü devam ediyor… Sadece iş ve aş aramıyorlar. Vatan da arıyorlar… Oysa vatan terk ettikleri Ermenistan… Onun yüzüne bile bakmıyorlar. Yeryüzüne yayılmış milyonlarca Ermeni her yıl birkaç milyar dolarlık yatırım yapsa Ermenistan ihya olurdu. Değil dışa göç, Türkiye’den bile göç alırdı…



Ermeniler Ermenistan’dan Türkiye topraklarına bakıp iç çektikleri sürece hiçbir zaman vatanları olamayacak… Çünkü asıl vatan yaşadığınız yerdir… Vatan sevgisi gösterdiğiniz, sevginizin içini doldurduğunuz yerdir… Ekmek yediğiniz, barış içinde olduğunuz yerdir… Belki bugün değil ama gelecekte Ermeniler yine Ağrı Dağı’nın eteklerinde tekrar toplanacaktır… Ancak bu kafayla devam edildiği sürece bu asla mümkün olamaz. Şiddet ile, şantaj ile bunu gerçekleştirmek isteyenler diyelim ki Türkiye’den toprak koparmayı başardılar… Bu durumda yine vatanları olamayacak. Çünkü Ermeniler vatanın ne olduğunu bilmiyorlar. Eğer Türkiye Ağrı Dağı’nı Ermenilere verse, sadece bir dağları olurdu, Ararat’ı ise kaybederlerdi. Van’ı verseniz gelip Van’a yerleşmezlerdi… Sadece bir gölleri olurdu, fakat ‘Vaspurakan’ı kaybederlerdi… Çünkü onlar Van’ın gerçek kıymetini bilmiyorlar. Ermenistan’ın kıymetini bilmeyen yeni toprakların kıymetini bilir mi? Onlar hayal dünyasında yaşıyorlar… Dünün acıları bugünün huzurundan daha tatlı geliyor onlara.



14 Mayıs 2006


08-11-2006 13:52
Yabancı..

Ra(tek kişilik dev kadro) demiş ki; Ağrı dağın eteğinde
Uçan güvercin olsam
Türkü olsam dillerde
Diyar diyar dolansam

Başımdaki sevdayı
Karlı dağlara mı yansam
Bu bendeki aşk değil cano cano
Söyle bana nere gidem

Oy ben nidem nasıl edem
Başım alıp nere gidem
Bu bendeki aşk değil cano cano
Söyle bana nere gidem

Sen orada ben buda başım yine belalarda
Koyma beni buralarda cano cano
Söyle bana nere gidem
Başındaki sevdayı…
çoban ali



08-11-2006 13:53
Freedun
Mesajlar: 12

Hoşlandığım bir parça dowland ummuştum ama sağlık olsun. Yinede ellerine sağlık.

08-11-2006 13:53
Yabancı..

Nuh'un gemisinin son durağı !"

Çok bilinen bir efsaneye göre, Nuh'un gemisi tufan sonrasında Ağrı dağında karaya oturmuş. Bu özelliği dolayısıyla dünyaca ünlü bir dağ olan Ağrı Dağı'nın sınırları içinde bulunduğu Ağrı eşine az rastlanan manzaralı Balık Gölü, geniş ovaları , bu ovaları sulayan ırmakları, yaylaların güzellikleri , dere boyları ile ayrı bir güzelliğe sahiptir.


Komşuları

Sarıkamış, Doğu Beyazıt

Aylara göre ortalama sıcaklıklar: (°C)
Ocak Şubat Mart Nisan Mayıs Haziran Temmuz Ağustos Eylül Ekim Kasım Aralık
-16 / 6 -12 / -3 -7 / 2 3 / 13 6 / 19 10 / 28 13 / 28 14 / 32 8 / 25 4 / 16 -2 / 9 -7 / 3



Tarihi

Ağrı"nın tarihi; efsanelere göre Nuh tufanı ile başlar. Anlatılan ve günümüze kadar gelen efsanelere göre insan nesli Nuh tufanının ardından Ağrı Dağı"nda yeniden dünyaya yayılmıştır.

Ağrı Dağı Nuh"un gemisinin karaya oturduğu yer olarak bilinir. Bir diğer efsane de Adem ile Havva"nın yaşadıkları İrem Bahçeleri"nin Ağrı Dağı"nın kuzeyindeki Aras Vadisi"nde olduğuna dairdir.

Ağrı Orta Asya ve Anadolu arasında bir geçiş noktası olması dolayısıyla yüzyıllardır büyük bir stratejik öneme sahip olmuştur. Aynı zamanda Doğu Anadolu"ya gelen göç ve akınların ilk durağı olan Ağrı, tarihi boyunca bir kültür ve medeniyet merkezi olamamıştır. Göçler ve akınlar nedeniyle bu bölgede yaşayan halk sık sık değişmiştir. Sınırda olmasından dolayı baskınlar, savaşlar ve buna benzer olaylar Ağrı"nın sürekli tahrip olmasına sebep olmuştur.

M.Ö.15. yüzyılda Urartular tarafından kurulduğu sanılan kentte sırasıyla Kimerler, Pers ve Makedonyalılar hakimiyet kurmuş ve 1514"te Yavuz Sultan Selim"le birlikte kent Osmanlılar"a geçene dek Moğollar, İhanlılar, Karakoyunlular ve Safaviler bu topraklarda yaşamışlardır. Osmanlı döneminde yıllarca sancak olan kent, Cumhuriyet"le birlikte il olmuştur.

1927 yılında coğrafi, ekonomik, nüfus ve ulaşım gibi sebeplerle önce Şorbulak, Karakilise ve Karaköse isimleri ile anılan kente, 1938 yılında sınırları içinde yer alan ve Türkiye"nin en yüksek dağı olan Ağrı Dağı"ndan esinlenilerek Ağrı adı verilmiştir.


Ulaşım

Ağrı'ya genellikle karayolu ile ulaşım sağlanmaktadır. Türkiye'nin dört bir yanına günlük otobüs seferleri mevcuttur. Bunun yanısıra 1996 yılında hizmete açılan Ağrı Havaalanı ile de haftanın üç günü uçak seferleri düzenlenmektedir.


Sezonu

Tipik karasal iklime sahip olan Ağrı'da yılın yarısı kıştır. Kışları uzun, karlı ve soğuktur. Buna karşılık yazları kısa ve kuraktır. Sıcaklık derecesi yüksek olmasa bile nem oranının düşüklüğü yüzünden güneş yakıcıdır. Yazın bu yakıcı sıcaklık kışın yerini yakıcı soğuğa bırakır. Bu yüzden yurdumuzda en düşük sıcaklık (-45°C) Ağrı'da ölçülür. Her yönüyle karasal iklim özelliklerini yansıtan Ağrı'da yıllık sıcaklık ortalaması 6.1°C 'dir.


Nerede Ne Var ?

Ağrı denilince akla ilk gelen şey Ağrı Dağı olsa gerek... Dini literatürde önemli bir yeri olan Ağrı Dağı Nuh'un gemisinin karaya oturduğu yer olarak biliniyor. Bugün dahi çeşitli keşif amaçlı gezilere konu olan Ağrı Dağı bölgenin turizmine katkıda bulunuyor.

Ağrı deyince akla gelen bir diğer yer de İshakpaşa Sarayı... Ağrı'nın 96 km doğusunda, Doğubeyazıt'a 8 km uzaklıkta olan İshakpaşa Sarayı vali İshak Paşa'nın döneminde yapılmaya başlanan ve bitmesi yüz yılı bulan Barok-Rokoko tarzında bir saray... Çok etkileyici ve görkemli bir görünüme sahip olan İshakpaşa Sarayı Ağrı'nın mutlaka görülmesi gerken yerlerinden...

Ağrı'ya gittiğinizde sevdikleriniz için hediye almayı düşünüyorsanız,geçimini büyük oranda hayvancılıkla sağlayan yöre halkının ürettiği yün çorapları ve Ağrılı kızların dokuduğu halı ya da kilimleri tavsiye ederiz.


Ne Yenir ?

Yörede hayvancılığın yaygın olması dolayısıyla Ağrı mutfağında et ve et yemekleri ağır basar. Yörenin en meşhur yemekleri göşteberg (buğulama), selekeli (saç kavurma) ve kemiksiz kuzu, oğlak veya dana eti ve soğanla yapılan abdigor köftesidir.


Doğa Sporları

Ağrı'nın 40 km güneybatısında bulunan Bubi Dağı, kayak sezonunda 1-2 metreyi bulan kar kalınlığı ile kış sporlarını sevenlerin ilgisini çekiyor. Bölgede bulunan Bubi Dağı Kayak Merkezi'nin kayak alanı uzunluğu 1200 metre, genişliği ise 250 metre... Orta ve zor pistlere sahip Kayak alanında otel yok. Bir kafeterya ve 600 kişi kapasiteli bir teleski bulunuyor. Bölgeye kendi imkanlarınızla ulaşıyorsunuz.



Kayak Merkezleri

AĞRI - BUDİ KAYAK MERKEZİ

Ağrı şehir merkezine 18 km.mesafede budi dağındadır. 1 adet teleski 1227 metre uzunluğunda 600 kişi/saat kapasiteli 1 adet alt istasyon binası içinde oturma salonu bulunmaktadır. Kar kalınlığı kayak mevsiminde Aralık-Nisan ulaşım kişilerin kendi imkanları ile orta ve zor pistlere sahip.


08-11-2006 14:02
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim