Kıbrısta çiseleyen yağmurlar başlamıştı , aylardan sömestir dönüşüydü. Bülentin odasına girdim , baktım bunlar Barışla kafa kafaya vermişler ders çalışıyorlar, gittim yanlarına baktım ders çalışmıyorlar gündemini yitiren pornografik dergilerdeki kızlara sakal bıyık yapıyorlar, lanm işiniz gücünüz makara bende sizi ders çalışıyor sandıydım diyip kapıyı bu tipi bozukların suratına çarpmadan önce çok sağlam sövdüm, gittim odama pencerenin önüne geçtim.
Çok geçmedi Bülent odaya geldi , abi dergideki kızlara sinirlendiysen özür dileriz, ama sen değimliydin artık yeni pornografik yayınlar almamız gerektiğini savunan , sen değimliydin lanm bunlara baka baka akraba olduk diyen, artık elim gitmiyor diyen sen değimliydin diye.
Bülent sus dedim. Abi sen değimliydin diyince , lanm olm bi sus camdaki su damlalarını yarıştırıyorum konsantremi bozma dedim. Yarış bitti Bülent dedim döndüm, abi yaklaş bana dedim yaklaştı, sarıldım buna başladım ağlamaya. Abi tamam , metin ol, şimdi Barışı gönderir sana en kral yayınları ısmarlarız dedi. Bülent dedim, abi dayanacak gücüm kalmadı ben Özlemi çok özledim dedim. Bu nasıl bir ayrılıktır ki aylardır göremedim sevdiceğimi , bunalımdayım , çok pis depresyondayım sanırım sakinleşmek için duşu açıp suya bakıp kendimi tedavi etmem lazım dedim. Başar git dedi , biraz daha sarılı kalalım gideceğim dedim. Yok abi, Özleme git dedi, git dayan kapısına açıl dedi. Hade be dedim, olurmu dedim heycanla. Bu kız sana aşık abi, git sende açıl , dayan kapıya içtenlikle açıl camda su damlası sayarak yaşlanma dedi. Tamam dedim. Muhtemelen kapıya dayanınca seni kovacak , erken döneceksin bana da bir sigara al dedi. Para dedim , veririm sonra dedi tamam dedim.
Çiseleyen , halk dilinde deli siten bir yağmur vardı. Bülent kafayı camdan çıkarıp, pornografik yayında al diye bağırdı. Bu hayvan böyle bağırınca, yıllardır karşı balkonda platonik aşk beslediğimiz, acaba bizi bir gece olsun evlerine bira içmeye çağırırlarmı diye hayallerini kurduğumuz , yağmuru seyretmek için balkona çıkmış olan 3 Hukuk kız öğrencisi apar topar içeri kaçtı. Bülent bizi bitirdin bir , yağmur yağıyor korunmam için bir şey at iki dedim tamam dedi, gitti geldi bir avuç paraşüt attı. Baktım son kullanma tarihleri geçmiş, duruldum, evce süre gelen abazalığımıza ağladım , sağda ki göz yaşımı soldakiyle yarıştırdım ikiside yolda ilerlerken soldakine yağmur damlası değdi hızlandı birinci oldu. Sayılmaz lanm diye bağırdım. Bülent armut gibi kafayı çıkarıp lanm daha gitmedinmi nen var senin kuzum dedi. Abi sanırım ben iyi değilim, görüşürüz dedim el salladım buna, o da sağ olsun öpücük attı.
Yolda plan yaptım. Dedim ben kapıya dayanınca ne diyeceğim ki , selam ben geldim , suyu ısıt mı diyeceğim. Diyemem. Hayatım ben geldim sana aşkımı itiraf edeceğim, edemem. Bahane bulmam lazım , elim dolu gitmem lazım, bundan dolayı geldim demem lazım dedim. Dedim baklava alayım, uzatayım yarım kilo baklavayı , yiyelim coşalım, dedim diyemem. Çok şahane fikirleri irdeledikten sonra bir VHS kiralayıp film izlemeye geldim demenin en doğru olacağına karar verdim.
Abi dedim, bana 2 sevgilinin bir araya gelmesi suretiyle izlemeye değer bir baş yapıt önerirmisin diye sordum. Çıkardı verdi bir şey baktım Hard Girls adlı bir eser, abi sen beni yanlış anladın, ben bu kızla bunu izleme safhasına 60 yaşımdan önce gelemem , romantik bir şey öner dedim, aradı Robin Hood adlı eseri verdi. Abi iyimidir bu dedim, bu yapıtta müthiş aşk var, diğeri gibi hissiz bir film değil, oyuncular birbirine karşı aşk besliyor yalnız Cüce Alberte dikkat et dedi . Abi ne cücesi , ben bu filmin fragmanını seyrettim cüce müce anımsamıyorum dedim, çok dikkat et dedi , kiraladım düştüm yollara.
Palm Beach de oturan sevgili benden 5km uzakta olduğu için ve saat akşam üstü olup toplu ulaşım bitmiş olduğu için donuma kadar ıslanma olasılığını hesapladım , pek bir olası geldi , dedim ben önemli değilim, de VHS ıslanırsa fena , bahanem, sebebim , giriş anahtarım bu VHS kaset. Bunu korumam lazım dedim poşet aradım yollarda bulamadım belediye temizlik ekibine sövdüm. Hemen Bülentin avuç dolu attığı paraşütlerden birini açıp sonu kan-terle bitecek bir operasyondan sonra VHS yi yağmurdan ve mikroptan korur hale geldim.
Yol uzun olunca canım sıkılmasın diye yolda vuracak teneke , sek sek yapacak taş aradım , bulamadım , lanm bu belediye nasıl bir belediyedir ki yolda toz bulmak mümkün değil, yalıyomu lanm bunlar yolları dedim. Baktım meşgale yok, şişirdim bir paraşüt yolda sektire sektire giderim diye, şişti tam ağzını bağlayacağım araba yanaştı durdu korna çaldı , yanaştım yanına baktım içeride 5 kız. En sarışını Başar ne haber dedi.Dedim bunlar Bülentle Barışın sakal yaptığı kızların ruhları , öc almaya geldiler fikrine kapıldım, ürktüm, kimsiniz lanm siz dedim.
Selin ben ya , tanımadınmı , finaller sonrası partide Tropix Diskoda tanıştık ya , anımsamadınmı dedi. Anımsadım dedim ama anımsamadım. Alkollüydüm ve o gecece Özlemi bir jöleli adamla dans ederken görmüş , öc almak için önüme gelene sarkmış, sarkmadan önce yaptığım rezillikler bende anı olarak kalmasın diye 6 birayı peş peşe çakmıştım. Ve sanırım Selin kurbanlardan biriydi. Sen o gece kayboldun , bira alayımmı dedin , evet dedim, sen gittin ve dönmedin dedi. DJ kabininin dibinde sızdığımı söyleyemedim. Gel biz arkadaşlara gidiyoruz, içki partisi var, katıl istersen dedi , sevinçle olur dedim. Elindeki ne dedi , hain ve piscene sırıtarak paraşüt dedim. Beşi birden beni elde şişmiş bir paraşütle kör karanlıkta yürürken tasvir etmeye başlayınca doğal bir süreç gereği müthiş ürktüler. Sonra görüşürüz diyerek tırs tırs uzaklaştılar. Özlemime kalan 3 km boyunca Bülente sövmekle geçince yol çabuk bitti. Film seyrederken biraz ortam yumuşasın diye Özleme en yakın bakkala girip 2 adet Gold Fasl bira aldım.
Apartmanın girişinden bastım, diafondan kim o dedi, ama billur gibi bir sesle dedi , benim derken heyecandan ses telleri tiz verdi kız sesi tonunda benim dedim. 4.kata çıkıyorsun Asuman nerde kaldın yaaa dedi kapı açıldı. Lanm ben nerden çıkardım o sesi diye çelişkiye düşerek 4. kata tırmandım , saçı başı düzeltim, zile basmadan önce kapıya kulak kabartım , dım tıs dım tıs müzik sesi geliyordu , biraz ritm duygum gelişsin , neşem yerine gelsin diye break dance yaptım yorulunca çaldım kapıyı.
3. kuş cikcik demeden kapı açıldı , baktım bir jöle adam. Vay selam hocam , gel dedi döndü gitti. Girdim baktım portmanto aynasında kendime saçlar ıslak olduğu için jölesel bir imaj çiziyorum, bu beni kendinden sandı dedim. Salona doğru yürüdüm , baktım kişilik olarak irili ufaklı 10larca kız 10larca jöle adam dans edip içki içiyorlardı. Döndüm oturma odasına gittim aynı manzara, gittim mutfağa baktım aynı ek olarak Selin ve 4 kız arkadaşı , başımla selam verdim , selamımı ürkmeleri geçmediği için sağ olsunlar almadılar.
Çıktım mutfaktan koridorda insanlara deye deye ilerlerken tuttum jöle adamın birini dedim burası Özlemin evimi? Evet dedi. Sen erkek arkadaşımısın dedim, inşallah dedi. Aslında kelimeyi tam bitiremedi çünkü ben inşal.. da sıkınca gırtlağını inşalizeğğ diye bir ses çıkardı. Özlem nerde dedim, dedi banyoda. Hala saçlarım kurumadığı için jölesel imajım kamufle olmamı sağlıyor, beni onlardan biri yapıyordu. Ulen çok fazla uzaylı filmi seyrediyon , sen ne diyon lanm dedim kendi kendime, ne kamuflesi, herkes kumaş pantolon üstü jöleye yakışan gömlekler giymiş, ben ise altta lise bitince aldığım şalvar gibi bir kot ve annemin Kuşadası Cuma Pazarından aldığı yalan timsahlı Lacoste kazak. Her şey bir yana , herkesin elinde whisky, martini, bacardi şişeleri, bende bırakın içmeyi parmak kesilse dezenfekte etmekte bile sakıncalı Gold Fasl şişeleri.
O an bazı konularda Bülente hak verdim. Sömestir tatilinden önce ben yine bunun boynuna sarılıp Özlemi özledim diye ağlarken , Aaa Başar, bak ama bu konu kapandı adamım dedi, aranızda filizlenen lakin Bonzai ağacı gibi büyümeyen bir ilişki var. Aranızda inanılmaz farklılıklar var demişti. Lanm olm ne farkı var , benden iyisinimi bulacak diye diretmiştim. O da, abi yapma , bak kız çok zengin, holding sahibinin tek kızı , en baba arabaya biniyor, ama sen 20:00 son otobüsü kaçırınca ZZ lere otostop yapıyor genelde başarısız olup yaya bir hayat yaşıyorsun. Ne biliyim kız en kral elbiseyi çantayı ayakkabıyı giyerken sen evce anlayamadığımız bir marka olan CumPa giyiyorsun. Cuma Pazarı abi o Kuşadasının meşhur, annem alıyor, yakışmıyormu diye sormuştum. Ya onu bırak, Kuşadası tezgahlarında bir tane Polo oynayan logolu gömlek, bir tane Timsah logolu tişört bırakmamışsın, hayatın sahteler üzerine kurulu senin demişti. Abi ucuz ve yakışıyor demiştim. Senden bi bok olmaz diye noktalayınca işi bende buna bir güzel girişmiştim. Gürültüyü duyan Barış odaya girip ne oluyor lanm diyince, Barış bu hayvan senin anana sövdü , yüreğim dayanmadı dalıverdim diyince biz bu Bülent pezevengini 30dk Barışla beraber ortaya alıp dövmüşük.
Gittim tam banyo kapısını çalacağım kapı açıldı Özlemle göz göze geldik. Özlem dedim, son bir sömestirdir gördüğüm en güzel şey sensin bi de mutfakta hafif ürkek tavırlar sergileyen Selin dedim. Ben sana misafirliğe geldim , sana söylemem , sana anlatmam gereken önemli şeyler var dedim. İyi ki geldin, ben seni aramak istedim bu semöstire başlangıç partime, ama biliyorsun biraz dargın ayrıldık, nasıl çağıracağımı bilemedim, neyse artık buradasın hoş geldin , ıslanmışsın, yürüyerekmi geldin dedi. Yolun yarısını koştum baktım yol bitmeyince dedim. Gel üstüne kuru bir şeyler bulalım dedi , tuttu elimden. Özlem yürüyordu ama , ama sanki ben özlemin bileğine dolanmış uçan bir balon gibi süzülüyordum , ve her nedense de balon gibi kokuyordum. Lanm dedim, VHS yi koruma altına alan paraşütten geliyor koku dedim. Özlem beni kolumdan tutarak odasına soktu. Beni yatağa atıp saatlerce tecavüz etmesini ima edemiyecek kadar saliselerle ölçülecek derecede bakıştık. Bu salisel bakıştan da doğal olarak hiç bişi anlamadı.
Al bununla kurulan, bunu üstüne giy, bunuda altına giy , al birde şu çorapları giy, hemen giy üşüteceksin dedi. Her şeye tamam diyordum , yatağa uzan çıplak pozlarını çekeceğim dese sanırım anneden üryan amuda kalkacak ve bu alanda görülmemiş sanat eserleri sunabilecek kadar ipleri direnmeden Özlemin eline vermiştim. Paltonu ver asayım dedi, verdim, silkelerken 1 avuç dolusu paraşüt odaya saçıldı , mikrop kapma ihtimali çok düşük paraşüte geçirilmiş VHS kaset ise dizime çarptı acı ile yamuldum. Hemen ayıbı örtelim yanlış anlamaya maruz bırakmayayım sevdiceğimi diye yerdeki paraşütleri hızlıca avuçlarımın içine topladım. Özlem, sen buraya beni özlediğin için masum duygularla gelmiş olduğuna eminmisin dedi. Ben yahu tabi ki derken, inandırıcı özelliği kazansın diye el hareketlerimle kendimi desteklemek istedim, el desteği esnasında yahu tabi ki derken paraşütler tekrar odanın dört bir yanına dağıldı. Özlem, üstün kuruduktan sonra umarım hemen gidersin dedi vurdu kapıyı çıktı gitti odadan.
Boy aynasında Özlemin pembe kazağını , çiçekli pijamasını ve mor transparan çoraplarını giymeden önce kendimle baş başa kalma fırsatı yakalamanın sevinciyle ve hafif üşütme başlangıcının sebebiyle sanırım doğduğumdan beri bir batımda en uzun yellenmeyi gerçekleştirdim. Akabinde gardolabın kapağı hızla açılarak 1 jöle adam 1 jöle adam sever kız çocuğu çıktı. Napıyorsunuz lanm burada dedim, abi öpüşüyordukta , sen sesi duydunmu , bir şey patladı , anaaam bu koku ne lanm dedi. Arkadaşım , bu belediye yeri göğü silmekle belediyecilik yapıldığını sanıyorsa yanılıyor. Evet, yolda bir tek taş çöp, bir tek taş parçası bulmak imkan dahilinde değil, ya bu yağmurlarda taşan, patlayan foseptiklere ne demeli diye ciddi ciddi sordum. Abi biz sen kokudan memnun gibi duruyorsun ama biz dayanamayacağız, çıkabilirmiyiz odadan diye sordu, durduğun hata diyerek cevap verdim.
Özlem salonda nice jöle adamların ortasında dans ediyordu, ben bu durumu görünce ortam biraz değişsin sakinleşsin diye fişin teybini çektim. Herkez dondu , çözülsünler diye elimde ki VHS kaseti havaya kaldırarak film izlemek isteyen varmı diye haykırdım. Mırıldanmalar oldu. Bana kedi gibi mırıl mırıl yapmayın, bakınız bu paraşütle koruma altına alınmış eser dedim, baktım millet paraşütten dolayı mırıldanıyor, hemen tuttum çıkarım attım paraşütü, bu elimde görmüş olduğunuz eser Robin Hood dedim. Mırıldanmalar bir anda kesilip alkışa dönüştü, çünkü bu film henüz vizyona girmemişti. Bir an vizyona girmemiş filmi nasıl elimde sallıyorum şu an diye düşündüm. Cüce Alberte dikkat et lafı kulağımda çınladı. Evet sonunda anlamıştım, sağ olsun porno sektörü henüz film vizyona girmeden pornografik versiyonunu yayınlamıştı ve ben onu şu an elimde 1.lik kupası kazanmış edasıyla havada tutuyordum.
Jöle adamın birisi sevinçle elimden VHS yi kaptı . Özlem bende VHS oynatıcı yok diyince kısa yaşanan üzüntü ve benim kısa yaşadığım sevinç çığlığı kısa sürdü, jöle adamın biri benim ev yakın bende var, 10dk ya buradayım diyerek seke seke evi terk etti.
Herkes filmi seyretmek için oturma düzeni alıyordu, bende düzenimi Özlemin yanında belirledim gittim baktım yanında Jöle bir adam oturuyor. Arkadaşım kalkarmısın diye nazikçe sordum. Doğal olarak kalmam dedi. Bende bu doğal yaklaşıma doğam gereği saçlarından sürükleyerek şahsı yerinden men etmek istedim ama ellerim saçların arasına geçmeyince yanına yaklaştım. Arkadaşım, bu jölemi yoksa kafaya çimentomu döküyorsunuz, kimsiniz lanm siz , nasıl bir ırksınız diye haykırdım. Bu doğal olmayan çıkışım üzerine makdül yerini terk etti ve Özlemin yanına oturdum.
Özlem dedim, bakma gereği bile duymayarak seninle konuşmak istemiyorum dedi. Seninle son 10 dakikam bu VHS yi alıp gelecek jöle adam düşüp bir yerlerde bayılmazsa, bu sebeple bunu en iyi şekilde değerlendirmek istiyorum, senin hakkından bilmediğim şey kalmasın istiyorum, bu eteğin altına don giydinmi diye sordum. Ya sen ne biçim adamsın, bir günde güzel bir şey sor , böyle sorumu olur diye sitem edince , sitem etme lanm bana , esas sitemi nasıl olsa Cüce Alberti görünce doya doya edeceksin , onun için bana sitem atma, açma ağzını, sadece dinle dedim. Olur dedi.
Biliyorum düşlerindeki gibi yakışıklı bir adamımım ama kişilikte ruhunu okşayan bir portre yerine bacaklarını okşamak isteyen bir portre çiziyorum dedim. Elini dizlerimden çek dedi. Yapabilecek bir şeyim yok, ellerim üşüdü, istersen kaldır poponun altına koyayım ısınsın dedim, peki dizlerimde kalsın dedi. Beni kötü yanlarımlada kabul etmeyi öğren Özlem, ben nasıl jöle adamlara olan hayranlığını sineye çekebiliyorsam sende benim ne olur cücelere karşı olan hayranlığımı kabullen dedim. Seni seviyorum dedim, duymadı , duymaması normaldi çünkü VHS li jöle adam o anda salona girmiş müthiş bir alkış kopmuştu. Birisi ışıkları kapatsın dedi ben kapatırım dedim kalktım, kalkmadan tüm yaşamımda çok aşık olacağım Özlem , çünkü sana her gün aşık olacağım dedim. Özlemin gözleri doldu, yanağımdan öptü, çabuk dön fazla bekletme beni dedi. Cüce Alberte dikkat et diyerek yanından kalktım.
VHS teybe yerleştirildi, ben ışığı kapattım, rahat kaçmak için yerime doğal olarak dönmedim.
Filmin ilk 2 dakikasında Robin Hood apartopar zenginden aldı, fakire vermek için kapıyı çaldı , kapıyı Cüce Albert açtı. Ben ağır adımlarla merdivenleri inerken çığlıklar , koşun bayıldılar , ohalar , Başar nerde lanm diye bağıranlar apartmanda yankılandı durdu. Merdivenlerden inerken Jöle adamlar koşup beni yakalamasınlar diye kendimle her katta baş başa kalarak ara ara yellenmek suretiyle görülmez bir Berlin duvarı ördüm. Konuyu bilmeyen uzaktan dinleyen biri gruba vampir dadandı sanırdı ama , sanırım ya Robin Hood Alberte , yada Albert Robinhooda dadanmıştı.
Bülent kapıyı açınca sigarasını sordu. Unuttum ama gider alırım dedim. Porno yayınları unutma dedi. Bana artık porno deme dedim. Şaşırdı.
Fin
(Hikayeleri www.BasBas.net sitemden de takip edebilirsiniz)
|