arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 5703
Forumlar >> İlişkiler >> AŞK YAZI-YORUM bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 557, 558, 559 ... 569, 570, 571  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar AŞK YAZI-YORUM
offline angellll
Mesajlar: 72

yalan yalan ask yalan olan

18-11-2008 00:37 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..
Mesajlar: 4899



Yüzyıllar önce yüzyıl uyuyan bir prenses varmış ,bir büyücünün zulmünün esaretinde kimbilir belki olabilecek bir uyanışı beklemiş yüzyıl boyunca.

İşte o masal;

Her masalın ,her söylencenin uzun uykusunda bir uyanma vakti vardır.Ve o gelmeden girişilen her eylem bir serüven yalnızlığı olarak kalır.Öyle anılır.
Ve yüzyıl sonra vadesi erişip bir prens çıkmış ortaya.Masalın ve yüzyılın kendisine verdiği bu görevi seve seve üstlenmiş; zaten uyuyan güzel hakkında yüzyıldır söylenegelenlerin etkisinde daha onu görmeden deliler gibi tutulmuş ona.Kendisine verilmiş misyona mı,uyuyan güzele mi aşık olduğunu ayıredemeyecek kadar toymuş o zamanlar.Böylelikle hayranlığın ,sevginin,sevdanın,aşkın,cinselliğin ve beraberliğin bir kulak dolgunluğu olduğunu birkez daha görüyoruz "Bizim"sandığımız birçok duygunun,düşüncenin,değerin ve doğrunun içimize usul usul işlenmiş bir kulak dolgunluğu olduğunu...
Ve prens dudaklarında yüzyıldır beklettiği öpücüğüyle birlikte saraya doğru
yollandı.
Masalına kahraman olma zamanı gelmişti.

Prensesin odasına geldi.Prenses uykusunun içersinde batık bir gemi gibi gizemliydi.Uykusuyla bütünlenmiş güzelliğine,efsanesinin güzelleştirdiği yüzüne uzun uzun baktı Prens.Çok uzaktan ,çok uzaklardan,tam yüzyıl sonrasından baktı.
Sonra kararını verdi:
Aradan yüzyıl geçse de uyandırmayacaktı onu.
O gün gelse de.
Uyandırdığında bu sevdanın,bu büyünün,bu tılsımın bozulacağını biliyordu çünkü; bir bakış,birkaç söz,bir dokunuş herşeyi bozacaktı.Sevmek suskunluktu, sevmek kesin sessizlikti,sevmek uzaklıktı,sevmek dokunamamak,erişememek, sevişememekti.
Ya da yüzyıldır böyle öğretilmişti sevmek.

Gözlerini açar açmaz ,yüzyıldır gördüğü düşlerin anımsayamadıklarından ve o düşlerin tümünden,sızıya benzer bir duygu olacaktı kalakalmış olan. Biliyordu bu sızı hep olacaktı.Kaldı ki,o düşlerin tümüne eğemen olan ortak motifler,zaman zaman,yani yaşadıkça;yaşamını,ilişkilerini yoklayacaktı elbet. O düşlerin tümü anımsanmak içindi.Sonsuz bir anımsayıştı herşey;anımsayış ve unutuş.Ömrünün bundan sonrası düşlerinde gördüklerini yaşamakla geçecekti.İnsan uzun uykulardan sonra yalvaç bir yalnızlığa uyanıyor.

Aradan yüzyıl geçtikten sonra hiçbir uyanış mutlu olamaz.

Benim için artık çok geç kalmış bir sevgi bu,ben seversem yüzyıl öncesinin sevgisiyle seveceğim,o severse, beni üzerinden yüzyıl geçmiş bir sevgiyle sevecek.Aramızda kaç takvimin uzaklığı duruyor.Bir öpücük,yalnızca bir öpücük bu uzaklığı kapatmaya yeter mi?
Sevgi,
Zehirli bir düşün,büyülü sözcüğü...
Öte yandan sevmek göze almaktı,sonuna dek gitmekti,gidebilmek yürekliliğiydi. Biliyordu prenses uykusundan uyandığında,ya da uyanır uyanmaz onu eskisi kadar sevmeyecekti.Çünkü sevmek sessiz ve tek başına birşeydi.Sevmek yalnızlıktır.Onu eskisi kadar sevemeyeceğinden korkuyordu.Onu uyandırmaktan korkuyordu.
Eskisi kadar sevemeyecekti,belki de hiç sevemeyecekti.Çünkü arada o orman, o karanlık,o geçit vermez,o giz olmayacaktı artık.İşte odasında duruyordu.
Duman inceliğinde bir boşluk dolanıyordu yüreğini.

Arada ne ormanın, ne de yüzyılın karanlığı olmadan onu nasıl sevebilirdi?Bu kadar büyük sorumluluğu yüklenebilirmiydi?Sevmenin zahmetini,birlikte omuzlanacak olan zahmeti yüklenebilirmiydi?

Paylaşmaya,tartışmaya,özveriye,anlayışa gereksinen iki kişilik ilişkiyi
göğüsleyebilir,götürebilirmiydi?
Sevmek imkansızlıktı.

Kendimizde beslediğimiz,kendimizde büyüttüğümüz,kendimizde saklı duran bir şeydir sevmek.O hep bizdedir,bizledir,usul usul biriktiririz onu,içimizde yığılı durur.Ve günün birinde ansızın karşımıza biri çıktığında sanırız ki içimizden boşalıveren bütün bu duyguları o taşımıştır bize.

Sevmek,kendi kendimizi büyülemektir; kendi kendimize yaptığımız büyü.
Oysa yeniden başlayacaktır arayışlar,pişmanlıklar,yanılgılar.Herşey "tamamlanmak" içindir.Çoğu kez ölümün tamamlayıcı ellerine dek aynı umut, aynı arayış,aynı çırpınış ve aynı perişanlıkla sürükleniriz.
Gözümüz arkada kalmıştır.

Ansızın anladı ki uyuyan güzelin kendisini değil,masalını seviyordu Prens.

Masalın bittiği yerde hayat başlar.
Murathan Mungan





22-11-2008 23:38 | cevapla | Şikayet Et!
offline İnCiTaNeSi
Mesajlar: 14603

121088




Veresiye vicdanlar satın alıyorum....
Düşlerim iflasın eşiğinde...
Aşk hırsızına çıkmış adım..
Ruhum yer yer hacizlerde.

Gözlerim karanlığa mahkum
Kalbime müebbet verildi..

23-11-2008 14:37 | cevapla | Şikayet Et!
offline İnCiTaNeSi
Mesajlar: 14603

121088







Düşlerimi topladım gözlerime
Her yumdugumda biraz sen
Biraz sen akıyor yanaklarımdan

Korkularım oluyor Ürperti
Sarıyor bedenimi
Sonra acıyorum kendime
Nedenn
Diyorum sessizce...
Ben bir seni unutmayı denemedimm ...
Birde beni bırakıp gittigin günü
Kimbilir belkide terkedisin
Seni unutmam için
Tek sebeptirr !!!

23-11-2008 14:38 | cevapla | Şikayet Et!
offline İnCiTaNeSi
Mesajlar: 14603

121088
Gözlerimle gözlerini okşamak
Saçlarında demet demet
Sonsuzluğu koklamak
Bir ömür yetmez bana inan
Aynı yastığa baş koymak
Sensizliği sunma bana su diye
Ölümüm olur kaşlarını çatman
Hıçkıra hıçkıra ağlamasın umudum
Gidişinle vurma beni keleş mermisi gibi
Gel nihayet baharda beni sevsin
Gülüşünle erit buzdan köşklerimi
Kuran sesi duyulsun topraklarımda
Gönül limanımda sensiz kalmasın sevgim
Bakışım hasret kalmasın sana.

Gece buz gibi soğuk
Üşüyor yüreğim
avuçlarımda kuşlar ölür
Senin olmadığın yerlerde
Öksüz kalışım yalnızlığımın şarkısıdır
Duyulmaz mı sana feryadım
Kurutmaz mı gözlerini hayalim
Düşer gibi karşımda durma
Uykusuzluğum sen olmadığın içindir
Yaramda kanıyor ellerin sarmıyor.

Sen, bitiremediğim en güzel şiirimsin
Okumaya hiç doyamadığım türkümsün
Bunun içindir vazgeçilmez oluşun
Kumlar yürüyüşünü özledi
Rüzgarlar nefesini.

Ve sen hala yoksun
Ben yaralıyım,tutsağım
Ama sadece senin mahkumunum.
Esaretimsin hadi kır zincirlerimi
Hürriyetim sensin unutma beni.

23-11-2008 14:41 | cevapla | Şikayet Et!
offline ed@
Mesajlar: 583




Hayatımın her noktasında senden bir şey öğrendim
Bugün tekrar oturdum ve öğrendiklerimi kaleme aldım
Senin sayende bir insana değer verdikçe o insan tarafından kırılıp parçalanmayı öğrendim
Her geçen gün yıpranmayı, yıpranmış sevgiler içinde bile
Sevdiğine sahip nasıl çıkılır onu öğrendim
Yıkık dökük hayaller üzerinde bir sevgi yaratılamayacağını yıprananın
Her zaman ben olacağımı bir kez daha gördüm
Günlerce gecelerce düşündüm neyini sevdim o zalimin diye
Ben seni değil içimde yarattığım sevgiyi sevdim
Ve çok yazık ki bir tek doğru gördüm sonuç da
O da hiç değişmeyen tek doğruydu
Ben sevdikçe sen hep değer bilmedin
Üzgünüm sevdiğim benim elimden gelen benim sevebilme yeteneğim bu kadar
Artık sende kendi asil dünyanda baş başa kal
Gelecek de artık seni beklemiyor seninle dolu hayaller kurmuyorum
Artık seni sevmiyorum demeyeceğim ben senin gibi yalanlar söyleyemem
Kabul ediyorum hala seni düşünüyorum
Ancak bu benim sevgimin gücündendir
Herkes senin gibi bir anda aşık olmuyor ne yapalım
Ve daha da önemlisi ben sevmediğim biri için kimseyi terk etmiyorum
Zoruma gelen ne biliyor musun
Senin bütün kaprislerini çektiğim halde kıymetsizleşmek
Şimdi sana beddua edeceğim sanıyorsan yanılıyorsun
Sana en büyük ceza benim kocaman sevgimi kaybetmek olacak
Seni sevdiğim için senden değil kalbimden özür dilerim
Çünkü bu cezayı bir tek o hak etmedi
Bir gün gerçekten insanların değerini bilmen dileğiyle.........

23-11-2008 23:22 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..
Mesajlar: 4899



ADAM,KADIN VE ÇOCUK...


Adam önce kitapları topladı...
kadın, kapısı kapalı, ağlıyordu..
çocuk merdivenlerde oturmuş,
zaman dursun istiyordu..
bir ayrılığın üç dalıydılar....
Birikmiş ne varsa atma zamanıydı şimdi..
çocuk merdivenlerin basamaklarını saydı..
saçlarını çözdü, bir daha ördü..
kadın kapı kolunu tutmak, kapıyı açmak,
adamın yanına gitmek istedi...
adam resimleri ayırdı,
bir ayakkabı kutusuna koydu..
çocuk kapı ziline baktı,
kadın duvardaki saate...
adam,açık olan pencereye..
Bir ayrılığın üç kahramanıydılar....

Zaman durmuyor, adam kalmıyor,
kadın engel olmuyordu...
zaman duramıyor...
adam kalamıyor...
kadın engel olamıyordu...
çocuk boynundaki ipli anahtarla kapıyı açtı..
çizgili defterinin arasından,
kuruttuğu gelincik çiçeğini aldı..
kadın balkon kapısını açtı,
rüzgar perdeleri uçurdu...
adam,açık pencereyi kapattı,
masanın örtüsünü düzeltti...

bir ayrılığın üç adımıydılar...

adam gitti... kadın kaldı... çocuk büyüdü....

şimdi gelincik bir ayakkabı kutusunda,
siyah beyaz resimlerle birlikte...
ayakkabı kutusunun anısı çocuğun kilitli kalbinde..

bir ayrılığın üç resmiydiler...
adam.. kadın ve çocuk...
perdeler..
kapı kolu...
ve merdiven....

bir ayrılığın üç şahidiydiler...


İclal Aydın



27-11-2008 22:42 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..
Mesajlar: 4899



Bir fırtına gibidir aşk
Öncesinde sessizsindir
Sonrasında yenik
Talan eder hayatını bir çırpıda
Sen farkına bile varmadan
ne olduğunun daha
Anlarsın ki
Yüreğin ve duyguların elele verip
Kötü bir oyun oynamış sana
İşte BEN
SENİ
yüreğimde kopan fırtınalara karşı koyarken
SEVECEĞİM.!
Bir düş gibidir aşk
Her gece koyu karanlıkta
dalıp gittiğin boşlukta
Hayal ettiğin
Gerçeğe döndüğündeyse yenildiğin
Umut dolu
Bir o kadar yıkıcı, güzel bir düş
İşte BEN
SENİ
Düşlediğim sürece
SEVECEĞİM.!
Bir cümle gibidir aşk
Başı bilinen
Ama sonu getirilemeyen
Kelimelerle ifade edilemeyen
Yarım kalmış bir cümle
Ve ardısıra dizilmiş üç nokta
İşte BEN
SENİ
Cümlelere gerek duymadan, sadece sessizlikler içinde
SEVECEĞİM.!
Bir kumar gibidir aşk
İki taraflı oynanan,
Biri mutlaka kaybetmeye mahkum olan
Kimi zaman hayatını senden alan
Kimi zaman sana hayat veren
Başkalarından çalınan...
İşte BEN
SENİ
Her kaybedişimde kazanmak uğruna hayatımı ortaya koyarak
SEVECEĞiM.!

27-11-2008 23:17 | cevapla | Şikayet Et!
offline EmoTioN [GS RH+]
Mesajlar: 19888

8461
aşk yaşıorum..








































allah izin verirse (:

28-11-2008 13:49 | cevapla | Şikayet Et!
offline İnCiTaNeSi
Mesajlar: 14603

121088
Yine başlıyor hayatımın dinletisi...

Önce tane tane dokunuyor camıma

Sonra coşkuyla hızlanıyor...

Çağırıyor beni çığlık çığlığa.

Küçücük hayatıma açılan penceremin buğusunu siliyorum,

Gözüm buğulanıyor,akabinde gönül gözüm

Ve eşlik ediyorum bende yağmura...

Gökyüzü ağlıyor,ben ağlıyorum.

O; insanların,haksızlıkların,yaşanmışlıkların kirini arındırırken hayatımdan,

Ben yüreğimde yeşermişacıları dindirmeye uğraşıyorum gözyaşlarımla...

Ama nafile

Gözyaşlarımla besleniyor adetakatran karası acı...

Öylesine sert ve yapışmış kalmışki,sökemiyor yaşımın tuzu...

Yavaş yavaş diniyor yağmur

Uslanıyor gökyüzü...

Yürek yağmurlarımsa usulca;iç çekmelere,dudak titremelerine bırakıyor yerini...

Uzun süre öylece kalıyorum

İç sesim hep aynı şarkıyı tekrarlayıp duruyor:

-İstanbul ağlıyor ben ağlıyorum...hadi kalk gel artık dayanamıyorum...

İstanbul'a bakıyorum

İstanbul yağmur sonrası toprak kokusuna bulanmış

Gökkuşağını selamlıyor

Gökyüzü pırıl pırıl

Ufuk çizgisi bir hat kadar keskin...

Dönüp ruhumu seyrediyorum

Öylece yığılı kalmış takatsiz,mecalsiz...

Gözümün buğusunu siliyorum elimin tersiyle

Ama bir türlü netleşmiyor görüntü

Anlıyorum ki gönlüm sular altında kalmış...

Ruhum,yüreğim,gönül pencerem hatta bedenim

Acıların gölgesinde grilere hüküm giyiyor...

Ve yine anlıyorum ki bu mevsimde sonbahar

HER MEVSİM GİBİ...

30-11-2008 10:42 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 557, 558, 559 ... 569, 570, 571  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com