Forumlar >>
İlişkiler >> AŞK YAZI-YORUM 
| Sayfalar: Önceki 1, 2, 3 ... 549, 550, 551 ... 558, 559, 560 Sonraki |
|
|
| Yazar |
AŞK YAZI-YORUM |
Müqe&Dodo (= Mesajlar: 7508
 | ayrılık yüreğimi uyuşturuyor karıncalandırıyor nicedir.
beynimi uyuşturuyor özlemin…
çok sık birlikte olmasak bile
benimle olduğunu bilmenin
bunca zamandır içimi ısıttığını
yeni yeni anlıyorum
Yokluğun,
Hatırladıkça yüreğime saplanan bir sizi olmaktan çıkıp
mütemadiyen bir boşluğa
Sabahları seni okşayarak başlamaları
aksamları her isi bir kenara koyup
seninle baş başa konuşmaları özlüyorum;
oynaşmalarımızı,
yürüyüşlerimizi,
sevimli haşarılığını,
çocuksu küskünlüğünü…
Nasılda serttin başkalarına karşı
beni savunurken;
ve ne kadar yumuşak
bir çift kısık gözle kendini
ellerimin okşayışına bırakırken
Gitmeni asla istemediğim halde
buna mecbur olduğunu görmek
ve sana bunları söylemeden
”git artık” demek
”beni ne kadar çabuk unutursan, o kadar çabuk
kavuşacaksın mutluluğa”
demek sana nede zor
seni görmemek ve belki yıllar sonra
karsılaştığımızda
bana bir yabancı gibi bakmanı istemek senden…
yeni bir sevdayı yasakladığım kalbime söz geçirmek…. | 10-10-2008 21:08 | | Şikayet Et! |
| yasemin Mesajlar: 36
 | Sen aşk nedir bilirmisin?
Denedin mi hiç bir yüreğe dokunmayı?
Hissettin mi ağlarken acısını
Yüreğinin bilinmeyen derinliklerinde?
Gerçekten yaşayabildin mi sevğiyi,
Kentin terk edilmiş bir köşesinde...
Ey aşkı sadece eğlence sanan sevgili!!
Uyan artık bu sahte dünyadan.
Aç artık güzel gözlerini ne olur..
Katlanamaz oldu artık yüregim
Boş yere beni aglatmaya devam edersen
Karşındaki bu divaneye yazık olur | 10-10-2008 21:09 | | Şikayet Et! |
| ª@¿Alparslan@¿§ Mesajlar: 1707
 | nedesemm boşş ilk oncee anlamasıı lazımmm | 10-10-2008 21:10 | | Şikayet Et! |
| Müqe&Dodo (= Mesajlar: 7508
 | Hüzünlü bir aşk hikayesi değildi bizimkisi..
Bir türlü mutlu sona eremeyen Leyla ve Mecnun hikayesi de değil.
Kavuşamadıkları için ölen-öldürülen Romeo ve Juliet kadar trajik... hiç değil.
Kendimizi bulduğumuz bir oyundu bizimkisi... Ikimizin oyunu..
Sanki evli evine, köylü köyüne değildi de dünyanın kanunu..
Biz değiştiririz sanmıştık..
Unuttuğumuz, varlığını artık yok saydığımız hisleri bulmuştuk biz seninle..
Ne kadar mutluyduk, ne kadar mutlu olabildiğimiz görmüştük.
Nasıl da kaptırmıştık kendimizi, nasıl delicesine istemiştik..
Nas ıl kandırmıştık birbirimizi..
Gözlerimizi boyamış, isimlerimize renkler yüklemiş, renklere anlamlar katmış tekrar tekrar her seferinde yeniden hayran kalmıştık birbirimize..
Büyülemiştik, büyülenmiştik...
'Seviyorum Seni'
hiç bu kadar kolay söylenmemişti.. ve hiç bu kadar çok hissedilmemişti.
O gün ağzımdan bu söz çiktiginda da hiç şaşirmamıştın sen.. Söyleyen bende hiç tereddüt etmemiştim...
Ilk defa bu kadar kolaydı hayat..
Ilk defa bu kadar güzeldi..
Kendimizi birbirimizde kaybetmemizin bir labirentin içinde yapayalnız kalmak ile son bulacağını bilmeliydim oysa..
Bir gün senin beni, çekip çikarttigin bu hayata tekrar geri bırakacağını bilmeliydim ben..
Terk edilmek hiç bu kadar ağır olmamıştı..
Ve kimsenin ardından da hiç bu kadar cok ağlanmadı...
Ve giden hiç kimse bu kadar haklı olmadı...
Bana verdiğin mutluluğun ardından sürükleniyorum şimdi.. Sadece sende bulduklarımın arkasında..
Bilinmeyen yolların arka sokaklarında kaybolmuş bir yağmur damlasından farklı değilim..
Beni bıraktığından beri düştüğüm labirentin kendime çikan sokağını bulma yolundayım..
Yolun sonuna vardığımda anlıyorum ki Aşktan sonra masumiyet kalmıyormuş...
Tanıdık oyunlarımla oyalanıyor, arada bir özlüyorum seni..
Aslinda hep özlüyorum seni...
Grururum bir kolumdan hayal kırıklığı bir diğer kolumdan çekistirirken...
Ben Kadınlığımı oynuyorum sen Erkekliğini..
Sen gittiğinden beri ne masumum ne de perişan..
Sadece boş bir odada loş bir ışık gibiyim... | 10-10-2008 21:11 | | Şikayet Et! |
| Müqe&Dodo (= Mesajlar: 7508
 | Hüzün yıldızları parlıyor bugün gökyüzünde,
Bu gece yine için için yanıyorum,
Oturmuş seni düşünüp ağlıyorum,
Seni, gidişini, sevişini, herşeyini...
Unutamıyor işte seni şu yaralı kalbim,
Yaptıklarını hatırlayıp, pişman oluyor...
Seni düşünüyorum bu gece, karanlık gökyüzünde...
Simsiyah gökyüzünde parlayan yıldızları seyrediyorum,
Onları sana benzetiyorum,
Kararmış kalbimin bir kenarında yanan meşale misali...
Dedim ya, seni düşünüyorum bu gece,
Beni sevdiğini, bana nasıl baktığını, bana nasıl güldüğünü,
Ellerimi nasıl tuttuğunu, ellerini nasıl tuttuğumu,
Büyüyen bir ateş gibi sevgimizin nasıl çoğaldığını
Ve birgün ansızın bırakıp gidişini...
Son vedanı hatırlıyorum, gözlerime ağlarcasına baktığını,
Gözlerini kalbime gömdüğünü hatırlıyorum,
Bir daha çıkamasın diye...
Çıkamadılar zaten kalbimden gözlerin,
Ölüler dirilirler mi ki gömülenler çıksın, gitsin?
Gittin son bir veda ile gözü yaşlı,
Elimde kolyen, ardından dakikalarca baktım, ağlamaklı,
Sıkıldım, üzüldüm, perişan oldum ama ağlamadım...
Ağlayamadım, engel oldu gururum, engel oldu aşkım,
Uzaklara gittin, belki birdaha asla geri dönmemecesine,
Özledim seni deliler gibi, özlüyorum hala...
Sen bir yerde ben bir yerde, yinede sönmedi sevgimiz,
Aksine çoğaldı dağlar gibi oldu hasretimiz...
Hep seni hayal eder, hep seni düşünürdüm,
Sesini duyunca yaşar, duyamayınca ölürdüm,
Aradın beni aylarca bir sevgi uğruna,
Ne yazık ki, ihmal edildin bir hata uğruna,
Kırıldın, ağladın, affettin ama hep sevdin,
Beni sevdin gülüm beni, kalbi kırık bir vefasızı,
Yine ihmal edildin yine unutuldun bir hiç uğruna,
Yine kırıldın, yine ağladın, yine affettin...
Bir daha unutuldun, sevdanla başbaşa bırakıldın,
Yine kırıldın, yine ağladın ama bu sefer affetmedin...
Sevdiğini en mutlu gününde öldürdün,
Ve ardına bakmadan gittin...
Beni benle başbaşa bıraktın, yıkıldım, üzüldüm, kırıldım...
Senden ayrılınca kaldım çaresiz, sevgisiz ve birde sensiz,
Hep sensizdim zaten ama şimdiki kadar asla değil...
Parçalanmış bir kalbe sahip oldun mu sen hiç?
Parça parça edilmiş, yıkık ve virane,
Bir o kadarda vefasız...
Önceleri üzüldüm, yıkıldım ama asla ağlamadım...
Geldi geçti deyip senide gözlerin gibi kalbime gömdüm...
Unuttum dedim, unutacağım dedim,
Unutamıyorum dedim, unutmam dedim...
Önce gözlerin sonra sen çıktın kalbimden,
Bir vicdan azabıdır başladı ölü yüreğimde,
Hiçbir şey kalmadı, senden başka kalbimde,
Hatıraların, gözlerin ve sözlerin...
Şiirlerini getirdiler bana,
Beni öldüren şiirlerini...
Vefasız dediğini duydum, yıkıldım,
Düşündüm seni gecelerce daima tek başıma,
Şiirlerin öldürdü, hasretin yaktı yüreğimi,
Kırıldım, üzüldüm, yıkıldım ve en sonunda ağladım...
3 kişi ağladık sana; ben, kalbim ve gözlerim...
Sana yandım, seni sevdim, seni hatırladım heryerde...
Belki birgün sesini duyarım umuduyla
Telefon bekledim günlerce,
Telefon gelmeyip sesine hasret kalınca
Ağladım ağladım,
Sana yaptıklarımı ancak o zaman anladım...
Duydum ki kalbini vermemişsin kimseye,
Olurda içinde görürler beni diye...
Benim kalbimide istediler, ama vermedim kimseye,
Olurda içinde seni görürler diye...
Gökyüzü yıldızlar ile doluydu, ben hep seni düşünürken,
Hüzün yıldızları koydum adlarını, seni hatırlatıyorlar diye,
Aynı onlar gibi sende benden çok uzaklardaydın,
Hep göz kırpardın uzaktan, sessizce,
Bense hep seni bekledim kırık kalbim, yaşlı gözlerimle...
Bazen hayallere dalıyorum, seni düşünüp ağlıyorum,
Seni ve sevgini arıyorum hep kalbimde...
Düşmüyor adın hiç dilimden,
Öleceğim gülüm bir gün ben,
Senin sevginden, senin derdinden...
Bir gün göreceğim yine belki seni,
Seni, beni unutmuş, benim olmayan seni...
İşte o an aşkımın gözyaşlarını hatırlayacağım,
Ve yine bir köşeye oturup ağlayacağım...
Yemin ettim senin üstüne sevmeyim başkasını diye,
Ve heryerde, her zaman tekrarlıyorum yeminimi;
Seni unutmam için öldürseler bile,
Karşılık olarak dünyayı verseler bile,
Darağacı kurup idam etseler bile,
Senden başkasını asla sevmeyeceğim... | 10-10-2008 21:14 | | Şikayet Et! |
| Müqe&Dodo (= Mesajlar: 7508
 |
Tarifi yok
Çıkmazı yok sevdamızın
Bendesin
Öylesi içimdesin ki…

Yüreğimi aldım
Geldim
Bekliyorum
‘al beni ne yaparsan yap’

Yamalı sevdalar çağındayız şimdi
Ne önü var ne arkası
Tutsaklığım bu yüzden belki de
Bırak(ma) beni..

Bir bahar günü
Aldıgın papatyaları (hatırLadın mı?)
Sen diye boynuma takıyorum
Hep yanımda olasın diye

Yaşa ve unut
Her gün sevdamıza sil baştan
Olsun ben böyle de mutluyum
Yarın ne olacak diye düşünmektense
Bugünün senliğini yaşamak
Her şeye değer

Artık sonu geldi
Düğüm attım hayatımızın şu anına
Öncesi geçemesin
Yeniden tüketemesin diye
Şimdi yeni zamanlarımız
Yarınlarımız umutlarımız
Yinelerimiz var
| 10-10-2008 21:21 | | Şikayet Et! |
| Dert Ortağı Moderatör Mesajlar: 14992
 | Susturmasın Suskunluğum...
Susmak sanırım en güzeli... Konuşursam kötü olacak çünkü.
Fırtına çıkacak bu şehirde ve esip geçeceğim gecenin üzerinden... Kuytu karanlık izbe uykularında yakalanacak insancıklar kötülüğüme...
Susmassın merak etme, konuşupta susacakların çoktur bilirim...
Ben kendi haline terk edilmiş bir şehir, sen ise umut için her şehrin kapısını çalan yolcu...
Susmak en güzelidir dallı budaklı mezarımın başında, kendi kendime el açmak, bedenimin kendi ruhu için dua etmesi, özür dilemesi... Ve nankör şehirlere, nankör insanlara diş bilemesi...
Suskunluğum aseletimden değil kadın, suskunluğum aldanmışlığımdandır, ağırlığımdandır, korkularımdandır, hiç anlaşılmamış olmamdandır...
Suskunluğum baka baka kör olmamdandır...
En güzeli susmaktır olacak kitabımın adı, hiç raflara süslemeyecek afilli yazarların kitapları gibi, ama her yürekte yer edinecek biliyorum... ben yaşadığımda erişemediğim, yakalayamadığım tadına varamadığım mutluluğa, öldüğümde varacağım... Eh biraz canım yanacak ama o da diyeti olsun... (Senin bana bedelin...)
Susturmasın seni suskunluğum kadın...
Ben yitik şehirlerin esip geçen rüzgarı,
Sen ise umudun dilencisi...
Gökay Birkan SUCAKLI ’ | 12-10-2008 23:14 | | Şikayet Et! |
| Dert Ortağı Moderatör Mesajlar: 14992
 | Hani Elimden Gelse...
Hani elimden gelse de sana gökten yıldızları indirip, sersem yürüdüğün yollara... Gözlerin gibi, bastığın yollar ışıldasa…
Hani bir yolu olsa da gecelerini de aydınlatabilsem gündüzler gibi… Kavuşma ihtimali güneş gibi ışıl ışılken, geceni gündüz edip çağırabilsem seni, gel diyebilsem…
Seni sevmek bir çocuğu sevindirmek kadar kutsal içimde... Huzurlu uzun bir yolculuk gibisin. Hani yolu bilirsin de sonunu unutasın gelir. Hiç görmemişsin, daha önce hiç gitmemiş gibi… Keşke sana bu yolun sonunu unutturabilsem…
imkânım olsa da seni benden ayrı tutan bu yazgıya isyanların en büyüğüyle başkaldırabilsem… Asiye çıkan adımla günahların en büyüğüne batsam…
İçimdeki hissin bir tarifi olabilse, sana özel kelimeler türetsem hiç bilinmedik… Kimse söylemese ikimizden başka, sana seni anlatabilmenin bir yolu olsa…
Hani kalabilse her şey yerli yerince… Sen kalabilsen beni sever halinle, ben kalabilsem hep aynı… Ne mesafelerin adı geçse aramızda, ne ayrılığın sözü edilse… Unutabilsen her şeyi, unutturabilsem… Silip yeniden yazabilsem hikâyenin sonunu... | 12-10-2008 23:15 | | Şikayet Et! |
| Dert Ortağı Moderatör Mesajlar: 14992
 | Çelişki...
Elveda cümlelerimi fısıldadım kulağına
Sevgimi yüreğimin en kuytu köşesine,
Hatalarını da beynimin en orta yerine koydum,
Ben bu aşktan vazgeçiyorum.
Tükenmişliğin ortasında,
Avuçlarımda parça parça duran yüreğime,
Pansuman yapacağım,
Aklımdaki en kötü halinle!!
Yaptığın her hata bir parçayı bağlayacak,
Bağlanan her parça,
Beni senden bir kez daha ayıracak.
Üzülmüyorum sensiz kalışıma,
Bak ağlamıyorumda.
Öyle büyük ki nefretim,
Sığmıyor artık damarlarıma!!
Uzak dur,
Dokunma artık yarınlarıma!
Sevmiyorum artık seni,
A-N-L-A-S-A-N-A...
Yada, hadi;
Sen konuşsana...
Çelişiyorum değil mi hala?
Sevmiyorum desemde, olsun.
Susma...
Hani bir şarkı diyor ya;
"En derin asklarda bile yasanır bu gel-gitler"
"Her insanın içindedir bu hırçın dürtüler"
İşte öyle bir ruh halindeyim galiba...
Bak yine;
Nefretim boyun eğdi sevdama,
Devam ediyorum o şarkıya...
"Kal de hadi kal de bana kal de kalayım"
"Bana kal de hadi gitme de bana kal de kalayım"
Şair : Aygül... | 12-10-2008 23:17 | | Şikayet Et! |
| Yabancı..
| Suskunum Artık
Suskun bir kentin yagmuru gözleyen gecelerinde büyüttüm düşlerimi. Acıya yarenlik edecekti yüreğim. Bu yol boyu, ardınca hüzün bırakıp, bir bir çoğalttım yalnızlığımı. Yürüdüm. Adımlar büyüdükçe şehirler de büyüdü. Bir çöl akşamının dili tutulmuş soğuğuna düştüm.
Her şey üşüdü içimde, ne hayata değdi ellerim, ne de ölümün gizlerine... Bir çıkmaz sokağa vurdu adımlarım. Duvarlar söktü bağrındaki en mahrem sırları. Yüzüme vurdu gece üşüdüm.
Bir kenarda bir avuç düşle gözleri bağlı çocukluğum neye gizlenirdi? Sır tutmaz dertlerim vardı sırtımda, alnımda yaşıma ters orantı bir kavga… Sonra yağmurlar indi bu şehre,sessizce..Ve ben adına defalarca çizgi çekilmiş bir fail oldum.
Sel vurdu ömrüme, şehrime.Her şey kapılıp gitti ardından.
Islak saçlarımla, ıslak ellerimle geldim düş sancım; inan bu şehri ben ağlatmadım.
Yokluğunun emareleri çöktü omuzlarıma,yine vakit hüzne dalma vaktidir. Sakinleşmemiş yaralarımdan çaldığım kanlarla geldim sana.
Ömrüme sızan bu sancılarla nasıl dönerim geri. Ardına bir avuç kül vaat eden bir ömre sığar mı bunca yalnızlık? Şimdi bir kabus olur düşlerim, ve düşer bir bir gecenin kara yazılarına.
Ne zaman susacak bu kelimeler?
İçimdeki bu çığlık ne zaman kesilecek?
Mahur gözlerine mi vurdu hazan; ne olur bir şey de.
Kabulümdür senden gelen… Ritmi bozuk gönlüme bir merhem sür; düş sancım!
Avare yürüyüşlerime yol ol, iz ol. Kimliğimden hatırıma düşen ismim ol. Şimdi delilik, susma vaktidir.
Gök kuşağında düşleri uçurma vaktidir.bir yamaca tutunmuş ellerimde parmak parmak ölmektir. Gidişindir adına yeminler ettiğim.
Bitişimdir içimdeki suskunu terk edişim.
Düş sancım ;yaralarımın adıdır adın.
İçimdeki çocuğu hep aldatışım.
Sensiz düşlere kanmayışım.
Korkuma bürünene asi yalnızlığım.
Ben hala unuttuğun duraktayım…
Alıntıdır | 12-10-2008 23:17 | | Şikayet Et! |
| |
Konuya cevap verebilmek için üye olmanız gerekiyor.. Buraya
tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin.. |
|