Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
boşluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 85
Forumlar >> İlişkiler >> NE ZAMAN Kİ boşluk
Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki
Kutudaki yazılı sayfaya git -->
Yazar NE ZAMAN Kİ
offline berfin
Moderatör
Mesajlar: 3204

86415



Bazen öyle birisi çıkar ki karşınıza, öyle bir zamanda girerki hayatınıza, daha önceki ilişikilerinizde yaşadığınız tüm olumsuzlukları unutturur birden. Ne kadar korusanız da kendinizi birkez daha acı çekmemek için, karşı koyamazsınız duygularınıza. Çok fazla direnmez ve bütün kapılarınızı açarsınız ona. Ve hadi dersiniz "Gel içeri, gel ve aşkın ispatla bana ". Her şeye rağmen gerçekten sevmeye ve sevilmeye, aşkın varlığına tekrar inanabilmek için o kadar ihtiyacınız vardır ki. Bu kez herşey çok güzel olacaktır.Beklediğiniz insanın o olduğuna emin olmasanız bile, öyle olmasını istediğiniz için buna kendinizi inandırmışsınızdır bir kere. Tüm canayakınlığı, güzelliği, sempatisi ve sevgi dolu görünüşüyle gelir ve girer sevgiyle açtığınız kapıdan içeriye.

Onunla yeniden herşey çok güzeldir işte. Sevdiğiniz zaman tam seversiniz çünkü siz. Sınırı yoktur ve hiçbir zaman olmamalıdır sizin sevginizin. Ya heptir ya hiçtir felsefeniz. Ölmek var Dönmek yoktur. Var oluşunuzun nedenidir sevgi. Hayatınıza girmesine izin verdikten sonra ondan başka hiçbirşey önemli değildir sizin için. Aşk kapınıza gelmiştir bir kez daha. Nereye gidrseniz beraberinizde onu da götürür, gözlerinizi kapatınca onu görürsünüz. Öyle içten, yalansız ve çıkarsız sürüyordur ki ilişkiniz, bir gün bitebilecegini aklınıza getirmek istemezsiniz. Her şeyin çok güzel gitmesi, bir sonu olabileceği gerçeğini değiştirmez yine de.

Sizin istediğiniz, aşkın varlığını ispatlamasıdır size. Ama onun amacı size aşkın varlığını ispat etmek değildir. Deneme yanılmayla kendisi için uygun insanı arıyordur o aslında. Ve yanılmıştır yine. Aşk için seçtiği yol sizi inciten yanlış bir yoldur ama yanılmış olsa da iyi bir insandır. Sizi kırmadan uzakalştırmak için kendisinden, klasik "kendinden soğutma" oyunlarını oynamya başlar sonra. Bu oyunların sizde işe yaramayıcağını anlamayacak kadar az tanımıştır sizi. Siz bilmezsiniz o oyunları. Aşka en sahici yolu olarak bakanlardansınızdır siz çünkü. Aşk varsa eğer gerçektir sizin için ya da hiç olmamıştır. Oyunları işe yaramayınca daha fazla dayanamaz ve; "hiç sevmedim seni çok çalıştım ama beceremedim. Beni anla ve affet ne olur. Aslında ne kadar istesemde kimseyi sevemiyorum" der. Yada "Çok düşündüm, sen çok iyi bir insansın, inan seni üzmek istemiyorum. Hayatım çok karışık. Bunu hak etmiyorsun ama bu aralar kendimle bir savaş veriyorum ve bu savaşta yanımda olmanı istiyorum"der. Siz onun için hayatınızı ve geleceğinizi sorgulamaya başladığınuız sırada söyler bunu hemde. Sizin için ne kadar inandırıcı olmasada söyledikleri, artık onu kaybetmişsinizdir bir kere yapabileceginiz hiçbir şey yoktur. Aşkta mantıkta yoktur sizin için gururda yoktur, olmamalıdır da. Bu yüzden biraz daha gidersiniz üstüne son bir şans için. Hiç ummadığı bir anda karşısına çıkıp "Seni hala seviyorum" diye bağırabilmek için her zaman geçtiği yerlerde beklersiniz. Ama göremezsiniz. Görmedikçe ona daha çok bağlanır, uzaklaştıkça daha çok yakınlaşırsınız ona. Ama bütün gemileri yakmıştır o artık. Önce beyninde bitirmiştir ilişkinizi, sonra da kalbinden çıkarıp atmıştır sizi. Çok uzun değil, daha bir gün önce yüzündeki o küçücük tebessümüyle sizi sevdiğini söylerken, gökyüzünden kendisi ve sizin için birer yıldız seçerek hayatınıza küçük anlamlar katan o güzel insan, hayatınızı kabusa dönüştürür aniden. Birdenbire kapatır kalbinin kapılarını, yasaklar kendini size.

O acımasız yüzünü gösterir bir kez daha size hayatın. Ne olduğunu anlayamazsınız. Duvara çarpmışsınızdır. Kendinize güveniniz ve bütün güzel duygular altüst olmuştur. Hayatı kendinizde aramaya başlarsınız yine. Öyle ya, eğer yanlış bir şey yapılmışsa bunu hep kendisinde arayanlardansınızdır siz. İyilik ve güzel şeyler için varsınızdır çünkü. Hatalarınızı sorgularsınız bu kez. O size "suç sende değil, kendimle savaş veriyorum, hata bende" dese de bunu kabullenmez ve nerede yanlış yaptığınızı anlayabilmek için çırpınır durursunuz. Sonunda yine bütün hatayı kendinize yüklersiniz. O yüzden her seferinde biraz daha dikkatle ve tereddütle başlarsınız yeni ilişkinize. Bir yanınız hep korunaklı tutarsınız. Uzun süre açmazsınız kapınızı kimseye. Ve her seferinde daha zor açarsınız kapıyı oradan içeri girmek isteyene. Ne zaman ki...

10-10-2008 02:49 | cevapla | Şikayet Et!
offline ugur
Mesajlar: 80

137522
bune ya:D berfin:D

10-10-2008 02:50 | cevapla | Şikayet Et!
offline Ahmet
Mesajlar: 20

145240
(bkz: Sevmeyi+Bilen+Birileri+Olsun+Mavi\" title=\"Sevmeyi Bilen Birileri Olsun Mavi nedir">Sevmeyi Bilen Birileri Olsun Mavi)
(Eklenme tarihi:08.10.2008)


Aşkın gözleri mavi değilse
Sevgi sözcükleri olsun mavi
Geceyi gündüzlere katan ise
Rüyalardaki umut olsun mavi

Gök kubbenin renkleri ise
Duygulandıklarım olsun mavi
Sen,ben,o,bizlerden biri ise
Sevmeyi bilen birileri olsun mavi

Ahmet Nuray-özel insanlar için yazdı
Kuantum Düşünce Gurubu Ahmet Nuray
www.ahmetnuray.com 07/ekim/2008



10-10-2008 02:56 | cevapla | Şikayet Et!
offline berfin
Moderatör
Mesajlar: 3204

86415
ugur demiş ki; bune ya:D berfin:D





bilmem hoşuma gitti paylaşmak istedim ne oldu ki...

artı hepimiz yaşamıor muyuz varsa yorumun paylaşabilirsin gerçi yanlış yere açmışım sanırım ama mazur görün alışkanlık

10-10-2008 02:59 | cevapla | Şikayet Et!
offline berfin
Moderatör
Mesajlar: 3204

86415
AYRILIK SONRASI MESAJLAR


Ayrılık sonrası ilk mesaj

Her şey "sen gittin" cümlesiyle başladı...

Canım...

Ben bunları yazarken sen hala yolda olacaksın. su an saat akşam üzeri beş. Yaklaşık bir buçuk saat önce NewYork uçağına binmiş olmalısın. Hayatımın en kötü gününü yaşıyorum. Her şey inanılmaz acı veriyor.Bu akşam eve gitmek istemiyorum. Ayrıldığın gün duygularımı paylaşmak istedim. Göğsümde bir sancı var... Midem ağrıyor... Canım yanıyor... Bir şeyler eksilmiş gibi... Bir şeyler yalnızlık hissettiriyor...

Ben bunları yaşamamalıydım...

Bu kadar zorlayacağını dün akşam hissetmiştim... Eve gidersem her şey sona erecekmiş gibi... Sanki bir parçamı kaybettim... Kendi kendime sürekli "böyle bir şey olamaz "diye tekrarlıyorum... Ne oluyor bana?

Ben bunları yaşamamalıydım...

Özlemi tarif edemem... Dudaklarım yanıyor... Kokun hala üzerimde... Öpüşlerini hala hissediyorum omuzlarımda... Şu an ne yapıyorsun?... Ağlıyor musun koltuğunda? Bulutları mı seyrediyorsun? Konuşmak istiyorum... Çok yalnızım... Yalnız...

Dokun! Ne olur!

Bugün hiç iyi değilim...

Sevgilin..."

Sonra başka bir mesaj atıyor...

Sensiz ilk sabah... İşe yeni geldim. Sabah seninle konuştum. Midemde yine o sancı...

Yine...yine... yine.... Yine yalnızım...Bıktım artık...

Ben bunları yaşamamalıydım...

Dün akşam eve saat on gibi geldim... Evin her noktasının vereceği dayanılmaz acının, yokluğun, sensizliğin, sessizliğin işkencesini daha fazla hissetmemek için bir an önce soyunup yatağa girdim... Acıların, çarşaflara sinmiş kokunu hissettiğimde gittikçe daha da dayanılmaz bir hale geldiğini fark ettim...

Seni ne kadar özlemişim...

Seni ne kadar sevmişim...

Sonra gözyaşları... Daha dün saçlarını okşar omuzlarına öpücükler kondururken bu akşam başını koyduğun yastığa sarılmak zorunda kalmak ne acı diye düşündüm... Biz bunları hak etmek için ne yaptık...

Seni ne kadar özlemişim...

Sabah telefonunla uyandım... Güneş açmış... telefon çaldığında arkamı döndüm, gözlerim seni aradı... Yokluğunu fark ettim, göğüslerime doğru ılık bir acının sızdığını hissettim... Kollarında uyanmamanın şokunu atlatmaya çalışırken telefona sarıldım...

Ve o titrek ses... "Seni çok özledim..." Konuşamadım... Söylemek istediklerimi yine söyleyemedim... Bir anlık yokluğun tekrar varlığa dönüşmesinin heyecanını doyasıya yaşayamadım...

Sen de artık uyumalısın...Yalnız yatağında benim yerime yastıklara sarılman ne kadar acı...

Öpecek omuzların, dokunacak saçların, ellerim, dudaklarım , duygularım yok artık... Uzun bir süre de olmayacak... Buna nasıl katlanacaksın? , buna nasıl katlanacağım?... Niçin birbirimizi üzüyoruz?... Bunları niçin yaşıyoruz...? Ne anlamı var?

Akşam eve geldiğimde yaşadığın çocuksu sarılmaları boynuma sarılıp bir saniye dahi yalnız bırakamadığın sevgilini terk edip nasıl gidersin?... Soranlara benim kalbim başkasına ait, ama ayrıyız demeye devam mı edeceksin?

Beni üzmeye devam mı edeceksin?

Çok karmaşık ve tanımlanamaz bir çaresizlik bu yaşadığım. İçimden o eve dönmek gelmiyor... Bu gidişle o ev benim sonumun başlangıcı olacak...

Bunları niye yazıyorum biliyor musun?

Duygular şu an çok taze... Günler sonra bu ayrılık mısraları, yerini sıradan işlerin yoğunluğuna bırakacak... Tazelikler ancak bu yazılarda tekrar okunduğunda yaşanacak... Bundan 3 ay sonra tekrar buluşmamıza kısa bir sure kala bu satırları okuduğunda tekrar ayrılmanın verebileceği sancıları sende hisset, bir daha çekip gitme diye yazıyorum..

Bana hiç tatmadığım acıları yaşattığın için sana kızgınım. İçimdeki boşluk gittikçe artarak daha da büyüyor. Sensizlik mantıkla bağdaşmıyor. Yerini kanepelerin, mutfak masalarının, bilgisayardaki filmlerin veya chat salonlarının alması ne kadar acı...

Yine o "yineleri" yaşamaya başladığım ve buna müsaade ettiğim için kendimden utanıyorum...

Sensiz ilk sabah, iste her şeyin özeti bu...

Sensiz geçecek sabahlar daha ne kadar devam edecek?

Seni ne kadar özlemişim...."

Niye susuyorsun? Niye dostlarımız arayıp sormuyor artık?



Sonra bir başka mesaj daha:

"Hep böyle oluyor..."

Özlem, daha buharı sönmemiş sıcak ayrılıklar sonrası yaşanan şiddetli ama bir o kadar da acı veren gerçeklerle yüzleşince ne yapacağını şaşırır... Çevresinde olup bitenler onun pek umurunda değildir... O Türkçe şarkılar dinler... Bir daha hiç unutmamak için hep bir yerlere bir şeyler karalar, onu özler, onu ister, onu arar, onu arzular, onu yaşar, rüyasında onu öper, onu koklar, onu hisseder...

Sonra araya zaman girer, başkaları girer, başka hayatlar girer, başka dünyalar, başka arzular, başka özlemler, başka duygular, başka sıradanlıklar girer... Başka konulardan konuşulur artık... ekonomi tartışılır... Aşk filmlerinin yerine western filmler izlenir. "Artık rutin dünyamıza dönme zamanı" fikri pek garip gelmez... Artık, dünya daha bir renklenmeye başlar, günlük konular konuşulmaya başlanır, içimizdeki yangını söndürecek çekilmez çileler gibi yapay felsefelerden artık kimse bahsetmez olur...

Sonra, bezginlikler yerini ne zaman "ben eski ben olacağım" sorusuna bırakır. Sonra ışıklar söner... Odalar kararır... Işık aranır... Tekrar aydınlanma için bekleme başlar... Bekleme nedense çok uzun sürer...

Birden her şeyin yerini başka arzular almaya başlar... Çarşaflar özlenir... Kokular hatırlanır... Fotoğraflar, filmler karıştırılır... Islanmalar başlar... Yine ter basar... Gözleri tekrar bir ışıldama alır... Saçlar parlar... Masalar, mutfak pencereleri, şeftali suları, peçeteler, kremler, beyaz lekeler, göl olmuş banyo fayansları ve hiç kurumayacakmış gibi asılı duran ıslak havlular yeniden doğar... Apartman koridoru kısık gözlerle tekrar taranır, televizyonlar kapatılır, çay içmeler sonlandırılır ve acıkınca pideler ısmarlanmaya başlanır... Artık doruklara tekrar ulaşmanın zamanıdır, artık sevişme zamanıdır... Ateş zamanıdır...

Artık sarılma, öpüşme, boşalma zamanıdır.

Artık sarılıp uyuma zamanıdır...

Sen gittin, ama ben hala her akşam "iyi geceler", her sabah "günaydın" fısıldamalarına devam ediyorum... Hayalin, ara sıra gelip giden siluetin bile beni baştan çıkarmaya yetiyor..

İstemesem de yine o yatağa girip, kokunun sindiği o yastığa başımı yaslayıp uyumaya çalışacağım... Yarın buluşacağım bir sevgilim yok artık...

İnan çok kötüyüm. Sarıldığım tüm mantık kuralları yerle bir olmuş, artık bana bir şey ifade etmiyor.

Böyle olacağım hiç aklıma gelmezdi...

Bu özlem ateşini söndürecek bir yol söyle...

Banyodaki havluya, sana ait olan, seni anımsatan her şeyden uzaklaşıyor dokunamıyorum... Çok çirkin bir duygu bu.. Hiç bu kadar şiddetli olmamıştı yalnızlık... Hiç bu kadar acı verici olmamıştı sensizlik...

Nefes almak bile gereksizmiş diye düşünmeye başladım!!!

Acılar içindeyim... Bir şeyler yap...

NERDESİN!

10-10-2008 03:05 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

uyuma zmanı

10-10-2008 03:06 | cevapla | Şikayet Et!
offline berfin
Moderatör
Mesajlar: 3204

86415
R@ demiş ki; uyuma zmanı





uykum yok ...

10-10-2008 03:08 | cevapla | Şikayet Et!
offline berfin
Moderatör
Mesajlar: 3204

86415
BASİT YAŞAYACAKSIN


Basit yaşayacaksın. BASİT

Mesela susayınca su içecek kadar basit...

Dört çıkacak, ikiyi ikiyle çarptığında.

Tek düğmesi olacak elindeki cihazın;tek bir düğme, tek bir cümle gibi...

Sevince lafı dolandırmadan söylediğin 'seni seviyorum' gibi.

Basit bir öpücük yetecek sana...

Basit, sıcak bir öpücük; ve o öpücükle dolacak tüm günlerin, tüm düşlerin.

O öpücük için yapacaksın hayatının kavgasını, öpücük için yiyeceksin hayatının dayağını.

Kabak çekirdeği verecek sana rakamların veremediği mutluluğu.

El yazısıyla yazılmış eğri büğrü bir mektup olacak en değerli kağıdın -hep yanında taşıdığın, atmaya kıyamadığın.

İki harekette giyiniverecek, iki harekette soyunuvereceksin.

Kısacık olacak uyanman, ve yola çıkman arasında geçen süre; Kısacık olacak sıcacık kollara dolanman ve yolculuklara çıkman arasında geçen süre.

Kendin bile anlayabileceksin yazdıklarını; bakışların bile anlatabilecek kendini. Beklentilerin de basit olacak:

Kaf Dağı'nın önünde bekleyecek mutluluklar.

Bir ıslıkta bulabileceksin en uzun dostluk romanını; ya da bir damla gözyaşı yaşatacak sana en ucuz aşk romanını.

Pankreasının sağlığına dua edeceksin kapatırken gözlerini.

Zafer işareti yapacaksın tuvaletten çıkarken.

Bir kaşarlı tost olacak aradığın nasıl oturacağını bilemediğin sofrada, parmakların en kıymetli çatalın.

Yine, aynı parmaklar çözecek en karmaşık denklemleri.

İskender'in kılıcı duracak avukat rehberinin yanında. Bir filarmoni orkestrası veremeyecek sana kontrplak bir gitarda doğru basılmış bir 'fa diyez'in mutluluğunu.

Makyajı ilk 'a' sına kadar bilmen yetecek.

Temizlik kokacak en pahalı parfümün.

'Bilmiyorum' diyebileceksin bilmediğinde ve çok normal olacak 'onu da' bilemeyişin.

Tek dereden su getirmen yetecek, bir 'istemiyorum' diyebilmeye, ne durduğu fark etmeyecek abanın altında.

Saatin, sadece saati gösterecek, telefonunu sadece telefon etmek için kullanacaksın, küçük bir not defteri olacak 'bilgini' en hızlı 'sayan'.

Basit yaşayacaksın, basit.

Sanki yaşamın bir gün sona erecekmiş gibi basit...

Dr. Yalçın Ergir

10-10-2008 03:08 | cevapla | Şikayet Et!
offline berfin
Moderatör
Mesajlar: 3204

86415
HER SEÇİM BİR KAYBEDİŞTİR


"her seçim bir kaybedistir"

Her tercih bir vazgeçistir çünkü...

Sabah ise gitmekle, yatakta nefis bir miskinlik firsatindan vazgeçmis olursunuz. Kalkar kalkmaz hayat bin bir seçenegi dayar burnunuzun ucuna... 'Ne giysem' telasindan, ögle yemeginde 'Ne alirdiniz?' diye basucunuzda biten garsona, 'hangi kanaldaki filmi izlesem' kararsizligindan 'bize oy verin' diye bagrisan partilere kadar her sey, herkes, her an sizi israrla bir tercihe zorlar.

Yastiginiza teslim olmussaniz, belki disarida isil isil bir günden vazgeçmis olursunuz. Bahar esintileri tasiyan bir elbise belki o gün yasaminizi isildatabilecekken, agirbasli bir sadelige karar vermekle muhtemel bir tanisikligi tepersiniz. Belki yemediginiz musakka, ismarladiginiz Izmir köfteden daha lezzetlidir. Ya da öbür kanaldaki film, o anki ruh halinize daha uygundur. Ama yasam, vazgeçtiginiz seye iliskin ipucu vermez. Geri dönüp, o günü gökkusagi desenli bir elbiseyle yeniden yasama sansiniz yoktur.

Bu seçim oyununda vazgeçtiginiz sey, seçtiginizden daha degerliyse pismanlik kaçinilmazdir. Ama neyin degerli oldugunun karari da yine size aittir. Ve vazgeçtiginiz sey bazen bir saray, bazen söhret sahnesinin pariltili neonlari da olsa, çogu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz. Çünkü duvarlarina sevdiginizin kokusu sinmis bir ev ya da sevdiginiz kadinla paylasamadiginiz bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir degerlerdendir.

Hayata bir baska gözle bakmayi ögrendiyseniz, bu seçimde kazandiklarini sananlara yalnizca aciyarak gülümsersiniz. Her seyin siradanlastigi bir dünyada bazen kaybetmek en dogru seçimdir. Ve o dünyada en yerinde tercih; vazgeçistir.

CAN DÜNDAR

10-10-2008 03:12 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

ya sen bütün bu uzun seyleri okuyon uykun gelmiyo saka gibi

10-10-2008 03:15 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek için üye olmanız gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9  Sonraki

Yardim Hızlı arama bölümü, en son yaptığınız normal aramanızı kaydeder ve her seferinde tekrar aynı seçenekleri seçmeden hızlı bir şekilde arama yapmanıza yardımcı olur.


Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim