arkadas
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 808
Forumlar >> İlişkiler >> _Düş Kırıklığı_ bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 31, 32, 33 ... 79, 80, 81  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar _Düş Kırıklığı_
offline Yabanci.

düş kırıklığı yaşamıyan birini hiç tanımadım bende yaşadığım için düş kırıklığı her insanda var

24-06-2008 13:11 | cevapla | Şikayet Et!
offline kurti
Mesajlar: 2046

Tenini " Terinden" Kıskandım

Kulağımda, hüzne akan şarkı gülpembe,
Parmaklarımda sana yazılan her sözcük,
Gül kokulu yüreğine gebe..."


Gidiyorum, ılık nefesini yüreğime kuşanıp kırık hayallerin son kentine gidiyorum. Gidiyorum, karakışları mevsimlerden eleyip dudaklarına baharlarını doldurmak için el çekiyorum divanlardan. Yetim düşlerimi buruşturup eteklerimi çekiyorum yetim kıyılardan... Gidiyordum, bir gün sana " sen " diye gelmek için gidiyorum. Artık saçlarına aydınlığı giydirdiğim yıldızları toplamadım bu gece gökyüzünden Ve bu sabah, bir yudum terin toprağa düşmesin diye avuçlarını açıp sana el pençe divan duran sevda bulutlarını artık kaldırmadım tatlı düşlerinden...Çünkü, yüreğimi " yüreğine " emanet etmiştim.

Gidiyorum, bir gün yüreğine " nefes " diye dönmek üzere gidiyorum. Gitmeden son kez dokunuyorum gözlerinin duruluğuna. Son kez yüreğimle baharların ıslak öpücüklerini konduruyorum yüreğinin kuru dudaklarına. Oysa ben kendimi pusulasız yollara vurduğumda sen uyuyordun. Kirpiklerinde dinleniyordu hırçın dalgalar. Avuç içlerinde sığınmış rüzgarlar, mayasız ateşleri içiyordu yanardağın küçük kurnalarından. Ben sana bakarken zaman durmuştu sanki. Bakakalmıştım sana. Yüreğinin nabzını hissedebiliyordum yüreğimde. Her nefes alışında saçlarına doğru eğilip kulağına usulca " seni seviyorum " diye fısıldamak isterdim. Off dokunmaktan öte, gözlerin duruluğunda baharları soludum sadece..Dilimde lal olan kelimeler içten icten sana yanıyordu. Sana bakarken sular durmuş, hayırsız fırtınalar sevdamıza susmuştu. Çünkü ben seni izliyordum.Nefes alışını, yeni bebegin ellerini oynatmasi gibi parmak uçlarını oynatmanı izliyordum uzaklardan.. İşte o an herşeyi unutup ; tenini " terinden" , gözlerini " kirpiklerinden " kıskandım. Çünkü, gül yüreğini sadece ben öpmeliydim ve gözlerinde sadece ben görmeliydim Cennetin gül desenli kelebeklerini. Ben, seni " senden " kıskandım gülüm...

Sıcak yüreğimi, soğuk ellerine bırakıyorum olur da bensiz satırlarda üşümeyesin diye.. Gayri sen varken alnımın yazgısında, gözlerini giyiniyorum üzerime. Kırlangıcların dualarını alıp avuçlarına umuda kanatlasam , orda sen olmalıydın. Aldığım nefeste, sen yaşamalıydın. Gözlerimi, gözlerine yumup esen yele veriyorum sensizliği. Gidiyorum, yüreğimi yüreğine emanet edip gidiyorum. Artık yalnızlıgın gölgelerinde yudum yudum özlemleri yakıp bir umut ateşinde ısınacaksın.

Biliyorum, gidince en çok seni " sana " anlattığım senli satırlarımı özleyeceksin. Bir anahtar deliğinin ardına gizlenmiş Cenneti, gözlerinin ovalarına seren kelimelerimi arayacaksın yorgun kağıtların suskun nefeslerinde. Bulutsuz düşlerin , yıldızsız gecelerin ardında takılıp rüzgarları avuçlarında çıplak denizleri senin gözlerin için yaktığım satırlarımı özleyeceksin. En çok yüreğine dokunduğum " yüreğimi " özleyeceksin.Yüreğini yıldızlara yaslayıp özlemi demleyeceksin gecenin karanlık çaydanlıklarında..Hasretim büyüyecek damarlarında, duvarlar dilini yutmuşcasına suskunluğun maskesini giyinecek. Beni arayacaksın bensiz cümlelerin sen kokan satırlarında. Bir sigara daha yakacaksın dumanını dağların yüksek yamaçlarına yolladığın. Kesmeyecek bir daha. Küllüklerde öldürdügün sigara izmaritlerinle sönmeyecek hasretim..Seni şimdiden özlediğim gibi sende " beni " özleyeceksin..Her dokunuşumda saçlarına gelincikleri seren ellerimin kücüklügünü arayacaksın avuç içlerinde. Temmuz gecesi sebebsizce üştüğünde titreyen tenine gözlerimi sermemi dileyeceksin. Hasreti kanatıp özleyeceksin..Belki de en çok parmak uçlarının üşümüşlüğüne gözyaşlarımı ateşlere rehin verdiğim gözbebeklerimi özleyeceksin. Merak etme, ne zaman yüreğin üşürse yanardağları giyinip sana geleceğim. Kan ter içinde kalsam da üşümüş yüreğine sıcak iklimlerin ılık meltemlerini giydireceğim. Ve bir damla hüznünde" ölümün üşüdüğü " yüreğine sürgünler revâ görülürse, canımı kaybetme pahasına sürgün mahkemelerini ateşe vereceğim.

Şimdi gidiyorum,
Yokluğumda gülümse ne olur. Her gülüşünde yıldızları sereceğim karanlıklarına. Yalnızlığın kör duvarlarında yaslayıp beni düşün hayallerin ötesinde. Her hayalinde ben avuç avuç güneşi ekeceğim ıslak yağmurlarına...Ve bensizlikte sana yazdıklarımı okuyup dualarında an ismimi. Andıkça ismini, yüreğimle düşeceğim yüreğinin düş fakir ovalarına..

Gidiyorum, biliyorum. Bulutlar bir başka serilecek yağmurlara. Yağmurlar hep bensizliğin cığlıklarını taşıyan kulaklarına. Ve gece katransı olup karanlıkları bırakacak duvarlarına. Ben, senin yüreğinden öteye hiç gitmediğimi düşün..

--- Yazımı bitirmiştim ancak yağmurun ıslak taneleri bulunduğum internet cafenin soğuk camlarında can çekişiyordu sanki.. Yağmur sağnağı altında klavyeye parmaklarımı bırakıp yüreğimi yazdım satırlara..

" Güneşle başladığım satırlara, yağmurun ıslak taneleri tanıklık etti..Sanki, beni uğurluyorlardı.. Belki de her yağmur tanesinde senin ellerin vardı..Kim bilir...

Seni düşündüm, satırlarımı bırakıp.
Gözlerinin, sesinin özleminde dışarıya çıktım.
Yağmurun her cama vuruşunu, senin yüreğin bilip
İplik iplik yağmura aldımadan delicesine ıslandım..
Gökten süzülen damlaları sen bilip
Seninle dans eder gibi yağmurlarla dans ettim....

Birazdan gökkuşakları açacak burada ..
Bilmiyorum sen ne yapıyorsun uzaklarda ?
Ben, gökkuşığının boynuna sarılıp
Seni yüreğinden öper gibi usulca gökkuşağını gözlerinden öpeceğim....."


--------------------------------------------------------------------------------

24-06-2008 15:48 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.


Ben'li çilelerin, ben'li pişmanlıkların bitti artık. Dilediğince özgürsün artık. Mavi gökyüzünün altında istediğin düş ülkelerine kanatlanabilir yüreğin…Dilediğin mevsimlerde delice ıslanabilir gözlerin…Bana çıkan tüm yolları adres defterlerinden sil artık..Adımın üzerini kalın harflerle işaretleyip kaldır beni hatıralarının en tozlu raflarına…Bana dair tek bir satır kalmasın , tek bir cümle olmasın dudaklarında..Madem sana acı çektiriyorum, madem ben sende pişmanlığı anımsatıyorum bırak bitsin bu çile..Ben sana acı çektirmek gelmemiştim..Ağır yaralı yüreğine umut diye girmiştim oysa..Şimdi sende " kanayan pişmanlık " olmuşken unut beni…Hiç yaşanmamış say yaşananları.. Ben'li hatıraların üzerine karanlığı ört ve kapat tüm perdelerini…..Bana kattıklarını, bana bıraktıklarını topla yüreğimden…Sözlerini, yeminlerini sök dudaklarımdan…Ama bir şeye dokunma ne olur…Seni " sen " diye seven yüreğime dokunma…Dokunma, acıtır yalnızlığım yüreğini..Dokunma, kanatır diz boyu karanlığım o ince dudaklarını….Hayatımda yenilmeye alışmışken senin yenilgine de alışırım ben…Ben nice yürekte canlı canlı gömüldüm senin zaferlerine de alışırım sevgili….Bırak dokunma kanayan yaralarıma..Cennet kokulu tenini sıçramasın kirli yüzümden akan yalnızlıklarım…Daha fazla acıtmasın pişmanlıklarda avutulmuş hatıralarım….
Topla cümlelerini dudaklarımdan…Her şey bitti artık…Ve her şey bitmişken, sana git demeyeceğim….Gitsen de tek bir kelime bile etmeyeceğim..Susmalıyım. Susuyorum…En derininden, en acısından suskunluğumda saklı cevaplarım sevgili… Belki de tüm cevaplarım soruların da saklı….
Ben en çok seni sevmiştim sevgili..…En çok seni…Yaralı yüreğimle gelmiştim sana…Acılarımla, yarımlığımla konuk olmuştum sana…Gözyaşlarında yıkamıştım ayrılıklarda tozlu yüzümü…Gülüşlerinde ısıtmıştım ayazda kalmış fakir gülüşümü…En çok seni sevmiştim ben..Acılarımız, yenilgilerimi ortaktı oysa.. Birbirimize en yakın halimizdi yaralı geçmişlerimiz..İpotekli yarınlarımıza aldırmadan sevmiştik birbirimizi..Delice ve bir o kadar duygu yüklü..Ama olmadı…Sözcüklerin içine sakladığın vedaları aldım bir gece…Gitmemi istedin..Git diyemediğin halde…Susmaların, bakışların, hüzün yüklü yarınların bana gitmemi söylüyordu….Artık tüm zaferler senindir sevgili..Tüm mutluluklar da ….Bana kalan acıları, bana bırakılan yenilgileri– sevgin için bedenimi yüreğimi semer bileceğim – sırtıma yüklenip gidiyorum…Kapıyı aralamana gerek yok sevgili..Sana geldiğim yollardan gitmeyi de bilirim ben….Gerek yok " en iyisine sen layıksın " sözleriyle avutulmuş devrik cümlelere…Ben iyi bilirim tozlu yolları….Gidiyorum, tüm zaferlerin başkumandanı olarak ayrılığın ganimeti olarak tüm hatıraları yakabilirsin..Ben'li tüm yaşananları da unutabilirsin…Artık söze gerek yok…Gitmeliydim ama bu kadar erken değildi..Gidiyorum bir bedende " yüreksiz " yaşamayı öğrenmeye gidiyorum..Gidiyorum öznesi çalınmış cümlelerde sana " susmaya " gidiyorum….Biliyorum sen bensiz de yaşabilecek kadar güçlüsün..Hayata kaldığın yerden devam edeceksin…Noktasız, virgülsüz…Oysa ben..Oysa ben yaşadıkça hep bir eksik vereceğim sabah ictimalarında..Hep bir sen eksik olacak nefes almalarım..Artık öznesiz paragrafların içinde yarım cümlelik olarak adam sayılacağım…Artık ben " sensiz " varolacağım….
Topla cümlelerini dudaklarımdan..Bana vaat edilmemiş yarınlarımı da yanına al…Bir de benimle yaşadığın mutlulukları. Bir de sana yazdıklarımı.Kötü bir gününde gözyaşlarını kurulamak için kuru bir peçete niyetine kullanırsın senli satırlarımı…Unutmadan bir teşekkür borçluyum sana; kısa bir süreliğine de olsa yarımlığımı, yalnızlığımı unutturduğun için…Ve de yaşattığın tüm mutlulukların için….Teşekkürler sevgilim….Giderken sakın ardına bakma…Gözlerin pişmanlıklarında, günahlarında kalmasın…Sana paylaştırılmış her acına ben yüreği kefil gösterdim..Sen yüzünü aydınlığa çevir sadece..İnan bana bensiz hayatta seni hep mutluluklar bekliyor olacak...Çünkü sensiz bir yerde yaşarken bile her nefesimde bin dua saklı olacak sana…
Artık mutluluğa kanatlanma zamanın geldi sevgili…
Bensiz olsan da;
Her güneş, gözlerine doğmaya,
Her rüzgar, saçlarında dolaşmaya gelecek…
Hadi git….
Varlığımda acı çekmektense,
Yokluğumda mutlu ol….
Çünkü; mutluluklar en çok sana yakışıyor sevgili…
"Topla cümlelerini dudaklarımdan…
Her şey bitti artık…
Maviler kadar özgürsün artık…
Dilediğince uçabilirsin….
Yolların hep Cennete çıksın sevgili…."
Bensiz hayatında mutluluklar dilerim…
Hoşcakal hüznüm/ hoşcakal yüreğimi adadığım ömrüm…..

alıntı

27-06-2008 00:12 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.


Biliyorum artık çok zor, kuracak yeni bir hikayem yok..” diyor bir şarkı, sessiz sessiz.. İçine düşüyorum, çırpınıyorum, çıkamıyorum.. Heyhat! Bu kadar mı kaybetmişim nefes almaya çalışırken.. Körelen hayalleri, artık ne yaparsam yapayım başa çıkamadığım şarkıları, gerçekleri, gerçek sandıklarımı, geçmişi, gelemeyeni, hepsini bir çırpıda ateşe vermeme ne kaldı ki.. İşte en çok korktuğum soru cümlesi, YA SONRA? Sonralarıma kısılı, ayak seslerinden, sessizlikten belkide tereddüt vakitlerim.. “Zaman herşeyin ilacı” dediğim dünyaya küsüşlerimde, payıma düşen, düşlerle gerçek arasında bırakıldığım oyalanan umutlarda, anlıyor insan; aslında ne yaparsan yap, “sağım yalan, solum yalan, giden yalan, dönen yalan..” dır, söylediğin her şarkının nakaratı.. O zaman da “sonran” umrunda değildir, “öncelerin” ise canı cehennemedir her daim..Başkalarından çok kendimi düşünmeyi beceremedim. Biraz hayale dalayım dedim, izin vermediler..
Artık yakalayıp, kendime çevirebileceğim, bir noktası kalmadı hayatın.. En çok sevdiğim sigara bile, öksürük yapıyor şimdilerde.. Neye elimi atsam, koskoca bir bahtsızlık avuçlarımda, taşıyamadığım.. Kimin kanunu ki bunlar, kim yazmış, kime sormuş diyorum bazen..

Kendi hayatımda, figüran rolünü üzerime aldıracak bir lüksü bahşetmezken kimseye, bu filmi daha önce görmüştüm aslında, çok kere..

Olsun bakalım..
Yine istediğiniz gibi olsun..

Ben yorgunum; geleceği yakıp, ısınmaya gidiyorum…


27-06-2008 00:17 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.


Yasamın, sana isabet eden şeyler değil, o şeylere karşılık senin ne yaşadığındır
Kaderin, seçimlerindir
Seçimlerin ise sana kolay gelendir

Herkes kendi hikayesinin kahramanı aslında,
istese de istemese de.."

""sadeliği anlamak için bitkilere
iyiliği anlamak için hayvanlara
ve beni anlamak için kendinize bakin""
der Yüce Kuvvet..

Suskunluklar içe dönük konuşkanlıklardır ,
Aklımızdan gecenler kalbimizden geçenleri boğar çoğu zaman ,
Birtek cümleye tutunarak dünyayla başa çıkılamaz,
Belirsizlikler büyüdükçe cehennemleşir,
En çok kime inanmak istemişsek en az ona inanırız,
En çok ok en korunmasız olduğumuz yere saplanır,
Geleceğe ait düşüncelerimiz bugün neyi önemsediğimizi de ortaya koyar,
Varlığını karşı konulmaz biçimde hissetmediğimiz duygular aslında yoktur,
En çok yalnız kaldığımız yerler en kalabalık olan yerlerdir,
Duyduklarınızın canınızı sıkması zihninizde farkında olmadığınız bir zayıflık olduğuna işaret eder,
Canınızı sıkan daha cok duymadıklarınızsa çırılçıplak kalmıssınızdır,
Paylaşıllmayan heyecan yutulmuş bir zehirdir,
Elleri çok üşüyenler ruhları çok üşüyenlerdir,
İçimizde kopan fırtınaların uğultusu duyulmaz,
Sözler ancak gözlerden doğrulanır,
içimizdeki kıvılcım heryeri aydınlatmıyorsa bir yanılsamadır,
Kanıksanmış ayrılık adı konmamış bir eskimedir,
Süslü yalan, cazibesiz gerçeği alt etmekte zorlanmaz,
Birşeyi kendimizden ayrı tutmak için sadece beğeniriz ,yoksa severdik,
İçimizde bir yenilik filizlenmişse hep eskisi gibi olamayız bir daha,
Yerimizde durmayı kutsayarak hiçbiryere yakınlaşamayız,
Kapalı durmakta ısrar eden pencereleri duvardan saymak gerekir,
Üzerinden atlamayı deneyemediğim engel, mahkumiyetimi kesinleştirir,
Varlıgıyla herşeyden daha fazla yer kaplamayan her an vazgeçilebilecek olandır,
Vazgeçilmesi akla bile getirilemiyecek olan vazgeçilmezdir,
Hayat basittir,onu karmaşıklastıran biziz,
Hayat dolusu yalanla yaşanmaz ama bir kuru gerçekle yaşanabilir,
insan en çok kendinde kaybolur,
Acıları sıradanlaşmış hayatlar için zaman, gereğinden de uzundur,
Issız patikaları keşfedilmeyen ülke hiç keşfedilmemistir,
Kaybetmekten korktuklarımız kazanmakta geciktiklerimizdir,

NE ÖNEMİ VAR Kİ.. HİÇ


27-06-2008 00:21 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.


Hüzün kokulu beyhude gençliğimin anısına,iki damla göz yaşına bir de idamlık bir aşkın son arzusuna yakışır bir gece yayılıyor odama,sabaha ramak kala…Gecenin sabaha en yakın olduğu an hüzün değiyor şakağıma…İçi burkulmuş bir sevdanın acıyan yanları suskunluğa soyunuyor fütursuzca…Bir aşkın kelimelerini susturmayalı çok olmuş…Unutmuşum aşka susmayı…İçimin bu denli acıması bu yüzden olsa gerek…Bak ben yine kelimelerden dönüyorum,suskun bir aşka…Ceplerimden taşıyor yalnızlığım…Lisanım en aşk yanlarından suskun,kalbim en acıyan yerlerinden vurgun…Sessizliğimi bozmama ramak kala sabaha çıkacak kadar susacaklarım var yanımda…Bir damla aşk muhtaçlığında hangi gece varmaz ki sabaha?

Tanımsızım…Suskun bir aşkın zanlısıyım…Faili malum bir cinayetin bilinmeyen mağduruyum…Ruhuna fatihalık bir gençliğin mekanı cennet olamayan kişiliğiyim…Hükümsüzüm…

Ölümlere terk edilmiş bir adamın;öldürmeye azimli göz bebeklerinden,melankolik bir aşk şizofren bir gülüşle sızıyor içime…Ölüm beni en aşk yanlarımdan vuruyor…Savunmasızım…Suskun bir dilin gelişi güzel kelimelerinde derinden bir aşk kanıyor sessizce…O ise kendi elleriyle intihar ediyor aşkı,kalbinin darağacında…Aşka aşık kimliğini onsuzluğa sürgün ediyor en şizofren haliyle ve susuyor fasih bir dille…İçim acıyor…Ben iç kanamalı bir hastayım…Cesetler biriktiriyorum kalbimin morguna…O ise işlediği cinayetlerin ardından gülüyor sadece…Şizofrence…Ölü bir kente gidiyor ve işlediği cinayetleri cesetlerinin suskunluğundan öğrendiği morg alfabesiyle mühürlüyor satırlarına…Hiç açmamaya yeminler ederek…Hiç kapanmayacağını bilerek…Hangisi daha acınası bilmiyorum…Yada hangisi daha öykünülesi…İçinde öldürdüğü her aşkla bir kez daha ölüp kendi mezar taşına kendi gözleriyle bakan ve bütün aşklarını sadece kelimelerinde yaşayan şair bir şizofren olmak mı?Yoksa her aşkında vurulup,vurgun yemiş yanlarına inat,aşkın ortasında,aşka suskun,aşka kırgın ama yine de buram buram aşk kokan suskun bir şizofren olmak mı?

Şimdi yaklaşmayın bana ne olur…Dokunmayın iç kanamalarıma…Bir aşktan dönüyorum,yaralıyım…Bu defa kelimelerimden vurgun yedim…Suskunum…Suskun cümlelerime ayrılık düştü değmeyin bana…Melankolik bir gece de şizofren gülüşe hüzünlendirip ruhumu bir şairin şiirlerine asıyorum kelimelerimi ve susuyorum işte…Sakın dokunmayın şairin işlediği cinayete…Maktul razı ölmekten,şairinin kelimeleriyle defalarca öldürülmekten…Böylesi bir ölüm olmalı imrenilen…Sakın dokunmayın maktul kimliğime…Zararım yok benim size…Zararım sadece kendime…

Satırlarıma düşen anlamlarımı şaire çaldırdım anlamsızca…Çaldırdım bütün kelimelerimi…Kelimesizim… Susturun beni en aşk yanlarımdan…Vurun şimdi kelimelerime aşk kelepçesini…Susturun cümlelerimi…Işıksız zindanlarda aşksız kelimelerle tüketin kalemimi…Öldürün kelimelerimi,susturun kalemimi ve gömün beni…Katilin katline muhtaç bir maktülüm…Şimdi sen öldür beni EYY ŞAİR! Aşksızlığa hüküm giydim…Müebbetim…Ve iyiyim…


27-06-2008 00:24 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.

AnLatıRım nasıL nerde...
Sonra eğiLir kuLağına derim: Bekle
Çocukken kaçırdığım uçurtma dönsün geLsin
HeLe çarpsın bu çerçi yükü şehiRLeRe,
HeLe ürksün fincancı katıRLarı!

27-06-2008 00:46 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.



YÜZÜNDÜ ÖZLEDİĞİM



yüzündü...
gözlerime keskin bir alev gibi düşen
sevmiş, özlemiş miydin
yanmalarımı bilir miydin ki sen
dur dedim de karşımda, bakayım bir yol
görmeye yetmedi düşüm...

yüzündü...
çiçeğin taç yaprakları gibi özlediğim
sakla sende kalsın gizemin
verebileceksen eğer yüreğinden
gözbebeğinden öpmek isterim ben

bir sabah kanat çırpar bir serçe
gelir konar pencerene
ve gitmiş olurum ben
çığ kopar adımlarımda
bir dağ yıkılır yüreğinden
ezilir şahdamarın
tutuşur dizelerin
yasak kitaplar gibi yanar içinde

bir yıldız kaydı us’umdan
asi bir gelincik dalı gibi kırıldım
sığmadım kitaplara bu gece
verip veriştirdim dil bilmezliğime
ne yazık...
anlayamadım
anlayamadım seni de...

meral vurgun

27-06-2008 22:09 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.

düş demiş ki; <a href="http://imageshack.us"><img src="http://img165.imageshack.us/img165/4481/33664146dg7ar9.jpg" border="0"></a>

YÜZÜNDÜ ÖZLEDİĞİM



yüzündü...
gözlerime keskin bir alev gibi düşen
sevmiş, özlemiş miydin
yanmalarımı bilir miydin ki sen
dur dedim de karşımda, bakayım bir yol
görmeye yetmedi düşüm...

yüzündü...
çiçeğin taç yaprakları gibi özlediğim
sakla sende kalsın gizemin
verebileceksen eğer yüreğinden
gözbebeğinden öpmek isterim ben

bir sabah kanat çırpar bir serçe
gelir konar pencerene
ve gitmiş olurum ben
çığ kopar adımlarımda
bir dağ yıkılır yüreğinden
ezilir şahdamarın
tutuşur dizelerin
yasak kitaplar gibi yanar içinde

bir yıldız kaydı us’umdan
asi bir gelincik dalı gibi kırıldım
sığmadım kitaplara bu gece
verip veriştirdim dil bilmezliğime
ne yazık...
anlayamadım
anlayamadım seni de...

meral vurgun













beni çok iyi anlatmıssın....

27-06-2008 22:11 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabanci.

khalkhedon... demiş ki;












beni çok iyi anlatmıssın....


yazan ben değilimki ablam

27-06-2008 22:16 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3 ... 31, 32, 33 ... 79, 80, 81  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com