arada bir sabah uyandığında, sağına bak
belki bir gün ben olmam
niye ler, neden ler, nasıl lar
pencereden ılık bir meltemle gelip
bütün vücudunu sararlar
inzivaya çekilir sorularına düşman cevaplar
rüzgâra bakma çare niyetine
alev almaz artık bu kor
soracaksan, gittiğimin sabahı değil
sevdana yüzün olduğu gecelerde sor
zor be gülüm...çok zor
aşk ateşine buz keserken yüreğin
gidince elveda küllerinden ayrılığı sor
hiç yaşamadın değilmi, yarım kalmışlığı
bitmişliği, tükenmişliği, zamansız ayrılığı
hiç yazdınmı buğulu camlara ' gitme, gel ' diye adımı
sordunmu dört duvara, beni nasıl sakladığını
en mahrem sırlarımıza şahit tuttunmu yatağını
yoldan geçene manasız şekilde kızdınmı
izin verdin mi aynaların senden korkmasına
acılarına aristokrat tavrıyla teselli ettinmi kendini
' gelir mi ' diye belkilerin zirvesinden gözlerin daldı mı
benim yaralarım sende kanar, adama en çok bu koyar
aklın şaşırır,tesbih böceğinden bile hesap sorar
yok be gülüm...böyle acı çekmeler kaldımı
neler olur neler yaşanır,kim kaybeder kim kazanır
yavaş yavaş başla düşünmeye
yada ben anlatayım sen dinle
hani acıya verdiğin renk hala gözlerimde
önceleri, konuşmazsın, boğazın düğümlenir ağlayamzsın
küçümsediğin kalabalıkların kıymeti şahlanır
en ücra köşeler ve umursanmaz sandığın maskeler
yanlızığın her deminde, feryatlarını tutamzsın
ağır ağır çöker üstüne, en derin yerlerine
filizlenir, dal verir, kök salarsın
suyu hasret, güneşi gecedir, talan edilmiş umutların
her vuslat gününe gün saydığın takvime
şimdi, özlediğin her güne bir çentik atarsın
yor güzelim...yor
kalbine mukayet olmamış aklını yor
söğütün gölgesinde kurulan düşler
dalları yerde, unutulmuş iğde kokulu günler
zaman içinde nağme olur, ayrılığa ezgiler
uyandınmı...
Şimdi etrafına iyice bir bak
Kokum hâla üstünde yastığım
Kalemi üzerinde, yarım kalan iki satırım
...ve odaya sinmiş çekilmeyen kahrım
çaresizliğin kör yerinde, aldığın son gülü göğsüne tak
senin yerine de atan bir kalp var içinde
gidiyorum...muhtelif zamanlara doğru
benden arta kalanlara iyi bak
En doruğunda gitmesini bilmeli, sevmelerden
haz yok gerçekle yalanın beyhude sevişmelerinden
bir nefesine can verdiğim geceler de nerdeydin, şimdi
bensiz rüyalara kahpelik eden gecelere bak....
Bense gizlenmekten vazgeçmeyişlerimi. Ben sana gidemediğim ülkelerden söz edeyim. Rüyalarımda tam kaçarken bacaklarımın tonlarca ağırlaştığını, adım atamadığımı, yakalandığımı, terlediğimi anlatayım.
Sen bütün rüyalarımı hayra yor. Ellerini saçlarımın arasında gezdir. Gözlerimin üzerinde gezdir ellerini. İzi çoktan kapanmış yaralarımın üzerinde gezdir,
Ellerin şifa olsun yeniden.
Çocukken dizlerinde bir türlü geçmeyen, acı veren yaralarının nasıl iyileştiğini anlat. Ben görünmeyen yaralarımı anlatayım...
Ben sana pişmanlıklarımı anlatayım. Sen yargılamadan teselli et.
Gözlerimi kaçırayım gözlerind
" ey mılletım
ben,Mustafa Kemal"ım..
Cagın dısında kaldıysa düşünçelerim
hala en hakıkı mürşit,degılse ilim
kurusun damagım ,dilim
özürdilerim....
unutun tümdediklerimi
yıkın diktiğiniz heykellerimi....
özğürlük hala
en yüce değer
prangalı kalsın diyorsanız,köleler
unutun tum dedıklerimi
yıkın,diktiğiniz heykellerimi
yoksa,cağdaş medeniyetin bir anlamı.
orta çağa taşımak istiyorsanız zamanı
baş tacı ediyorsanız
sanatın içine tüküren adamı....
unutun tüm dediklerimi
yıkın.diktiginiz heykellerimi.....
yetmediyse acısı,şiddetin,savaşın,
anlamı kalmadıysa
yurtta sulh dünyada barışın.
eger varsa ödülün,silahlanmayla yarışın.
unutun tüm dediklerimi.
yıkın, diktiğiniz heykellerimi...
özlediyseniz fesi,peceyi
aydınlığa yeğliyorsanız,kara geceyi.
hala medet umuyorsanız
şıhtan,şehten,dervişten.
şifa buluyorsanız,
muskadan,üfürükcüden
unutun tüm dediklerimi,
yıkın ,diktiğiniz heykellerimi...
eşit olmasın diyorsanız,kadı erkek
kara carşafa girsin diyorsanız,
yobazın gazabından ürkerek....
diyorsanız ki;..okumasın
kadınımız,kızımız;
budur bizim alın yazımız....
unutun tüm dediklerimi.
yıkın,diktiğiniz heykellerimi.
fazla geldiyse size hürriyet,
cumhuriyet....
özlemini cekiyorsanız,
saltanatın ,sultanın,
hala önemini anlamadıysanız,
millet olmanın....
kul olun ,ümmet kalın.
fetvasını bekleyin,şeyhülislamın
unutun tüm dediklerimi
[u]RAHAT BIRAKIN BENİ.......
DAHA NE SÖYLENİR BİLMİYORUM[u]
Notaların acizliğinden değil,
Aşkımın büyüklüğünden.
Anlatamıyorsam seni hiçbir cümlede
Kelimelerin anlamsızlığından değil,
Türkçemin yetmezliğinden…
Ve eriyorsam her gün sana sezdirmeden
Çaresizliğimden değil,
Her gün benim için doğan güneşinden
Gözlerin gözlerime degince,
felaketim olurdu aglardim.
Beni sevmiyordun bilirdim,
bir sevdigin vardi duyardim.
Çöp gibi bir oglan ipince,
hayirsizin biriydi fikrimce.
Ne vakit karsimda görsem,
öldürecegimden korkardim,
felaketim olurdu aglardim.
Ne vakit Maçka'dan geçsem,
limanda hep gemiler olurdu.
Agaçlar kus gibi gülerdi,
bir rüzgar aklimi alirdi.
Sessizce bir cigara yakardin,
parmaklarimin ucunu yakardin,
kirpiklerini egerdin bakardin.
Üsürdüm içim ürperirdi,
felaketim olurdu aglardim.
Aksamlar bir roman gibi biterdi.
Jezabel kan içinde yatardi.
Limandan bir gemi giderdi,
sen kalkip ona giderdin.
Benzin mum gibi giderdin,
sabaha kadar kalirdin.
Hayirsizin biriydi fikrimce,
güldü mü cenazeye benzerdi.
Hele seni kollarina aldi mi;
felaketim olurdu aglardim.
konuyu tam olarak saptayamadım ama herkes bişe yazmış benimde atilla ilhanın bu şiiiri hoşuma gidiyor..
Bilgi bandı ile sayfa içerisinde aktif olarak gezinti yapmasanız bile online olarak kalabirsiniz. Ayrıca belirli özellikleri de bilgi bandı ile takip etmek çok kolay