Aşkın varlığını ruhumda hissedip tadını yaşayamadığımı hissettiğim bir çağda iken, her zaman bir arayış vardı hayımda. Onu tanıdığım gün düşündüğüm aşkın varlığını bedenimde hissetmeye başlamıştım. O zaman her şeyin anlamı değişmiş, boş gördüğüm hayatın anlamı değişmiş, dünyaya ve hayata bir başka göz ile bakmaya başlamıştım. Aradığımı bulmuşmuydum acaba diye kafamda soru işareti oluşuyordu. Yanılıyormuydum yoksa, bilemiyordum.
Hoşlandığımı, alıştığımı hissediyordum. O’nu tanıdığım günden sonra bir an’ımı bile onsuz geçiremiyordum. Buna aşk diyebilirmiydim acaba. Bilemiyordum…
Açıklayamayacağım bir duygu içerisindeydim. Beklediğim aşkı tarif edemiyordum kendi kendime. Belkide doğru olanı bulmuştum, belkide aradığımı bulmuştum. Ama bunun için evet buydu beklediğim, aradığımı buldum demek için erkendi, emin olmalıydım. Aradığım aşkın, O olduğuna karar vermem için zamana ihtiyacım vardı…
Zaman geçtikçe bir başka özlem oluyor, uykularım kaçıyor, bir başka sevgi ile hissediyordum onu hayatımda. Ekmek su gibi, aldığım nefes gibi ihtiyaç duyuyordum ona ilerleyen zaman içerisinde. Kendimde buluyor ama dokunmak istediğim zaman koskoca mesafelerde uzak olduğunu görüyordum. Sesleniyordum, ağlıyordum sessizliğine bir cevap alamıyordum. Yaklaşıyordum uzaklaşıyor, duruyordum çağırıyordu sanki.
O da beni öyle istiyormuydu diye düşünüyordum. Gördüğüm bu engelleri odamı görüyor diye düşünüyordum. Soruyordum, sadece derin bir sessizlik ve birkaç damla gözyaşı ile cevap alıyordum. Ama aldığım cevaplar bana yeterli gelmiyordu. Her zaman bana bilmediğin engeller var aramızda ve ayıracak bizi diye beni ikaz ediyordu. Belli ki oda seviyordu ama bir türlü aşılmaz diye düşündüğü engelleri anlatamıyordu. Biliyordu ki koskoca bir sevgi ile bağlanmışım. Biliyordu ki, sevgim ile ölüme meydan okuyacağım onun için. çünkü…
Çünkü artık emindim ki aradığım oydu, bedenimin eksikliği, ruhumun eşiyidi. O da bunun farkındaydı ama korkuyordu…
Sevgi dolu bakışlarında saklı olan hüznü farkediyordum. Ama her şeye rağmen aşkın aşamayacağı engeli tanımıyordum. Korkmuyor ve ondan ayrılmayı göze alamıyordum. Bunun hayatıma mal olacağını bilsem bile. Ayrılırsam zaten ölüden farkım olmayacağını biliyordum. Çünkü hayat benim için onunla anlam kazanmış ve yaşamanın değerini bana o hatırlatmıştı. Onun olmadığı bir hayat benim için ölümden farksızdı ama bunu anlamıyordu.
Anlıyordu belki de ama bana belli ettirmemeye çalışıyordu. Anlıyordu ki, onu, ölümüne seviyorum. Anlıyordu ki, onun için ölmek benim için bir şerefti. Biliyordu ki, bunu gözümü kırpmadan yapabilirim. Biliyordu…
Her günün ardından bir başka muhabbet bir başka özlem ile bekliyordum görüşeceğm anı. Bütün bedenimin onun sevgisi ile hareketlendiğini hissediyordum. Bekliyordum ki, benim için ölürmüsün demesini ama bunu anlatamıyordum. Kilit vurulmuştu sanki dilime, kalbimdeki heyecandan dilim hareketlenmiyor sözcükler sıra sıra diziliyor ama bir türlü çıkmıyordu ağzımdan. Ona seni seviyorum diyemiyordum. Ona senin için ölürüm diyemiyordum. Ona sende sen olmak için bedenimi yok etmek isterim diyemiyordum bir türlü. Kaçamak kelimeler, üstü kapallı şekilde itiraflar yapmayı denerken her şeyi batırıyor elime gözüme bulaştırıyordum. Sonunda Aşk cesareti ile bunu açıklamayı denedim ve bu çok kolay olmuştu. Ağır bir şeydi ama kolay söyleniyormuş meğer. Seni Seviyorum dedim…
O zaman bütün dünyaya bunu duyura bilecek kadar cesaretim olduğunu görmüştüm ama daha bu cesaretimin var olduğunu keşfetmemiştim. İlk defa birine seni seviyorum diyordum. İçten gelen bir duygu ile bunu acemice söylemiştim. Ama pişman değildim. Çünkü aynı cevabı almıştım ısrar ile sorduktan sonra. Söyle sende beni seviyormusun , Ben itirafımı yaptıktan sonra, “Evet” cevabını aldım. Kalbim bedenime sığmayacak kadar büyümüş ve bütün dünyayı içerisine alabilecek kadar olmuştu. Kanatlanmış uçuyordu sanki.
Zaman ilerledi samimiyet arttı evlenmekten söz açılıyor mutlu hayallere dalıyorduk. Nil nehri kenarında, küçük bahçeli bir evimiz olacaktı. Biri kız biri erkek iki çocuğumuz olacaktı. Kız ona erkek bana benzeyecekti. Mutlu bir hayatımız olacaktı. Hayallerde kalan bir mutluluktan ibaretti yaşadıklarımız ama yinede güzeldi. Onunla aşkı tanımş o heyecanı onunla tatmıştım, bunun için ben ona bir daha borçluydum. O hayatımın kadını olacak değerli bir varlıktı.
Gecenin sessizliğinde yıldızların altında denizin dalgalarını seyrettiğimde, aklımda ruhumda kalbimde ve bütün bedenimde sadece o vardı. Düşlerim onunla süsleniyor rüyalarım onunla değer kazanıyordu. Ondan önceki hayatımda gördüğüm ruyaların verdiği rahatsızlıkları unutmuştum artık. Uyku ve uyanıklık anlarımda sadece o vardı. Görüşmelerimizin sonrası uykuya dalmak için acele ederdim ki rüyalarımda buluşayım. Uykudan erken uyanırdım ki onunla görüşeyim. Zaman mefhumu sadece ondan ibaretti artık. Yediğim içtiğim aldığım verdiğim onunla duluydu. O herşeyimdi…
Onunla yatıyor onunla uyanıyordum. Onunla oturuyor onunla kalkıyordum. O olmadan yaşadığım bir anı hatırlamıyorum. Kısacık anımda asırların ilişkisini yaşamışım gibi hissediyordum. Ne olduysa bilemiyorum bir anda bana hayatın en acı hediyesini bırakarak “Ayrılalım” dedi… O an beynimden vurulmuş gibi gözlerim kararmış kulaklarım ağırlaşmış akıl hüküm yeteneğini kaybetmişti bende. Sadece neden diyebildim. Nedensizdi aslında verdiği cevap ama bir uyduruk cevap ile pekiştirmişti göz yaşlarına boğularak. “Seni her zaman sevdim sevmeye de devam edeceğim” dediğini hatırlıyorum.
Günler geçti haftalar geçti aylar kovaladı biri diğerini, ne aylar ne yıllar nede asırlar bana seni unutturamaz. Bende ben olan seni her zaman aşk ile anacağım hiç unutmadım unutmayacağım…Olmasanda yanımda, kalmasanda canımda, gelmesende görmesende sevsen veya sevmesende, ben her zaman, ilk günkü gibi seviyorum ve seveceğim…
Unutamadığım, vazgeçemediğim Sevgilim…
Onunla aşkımız kainatın varlığı zamanından başlıyordu. İlk ışığın varlığı ile yaşıttı aşkımız. Aşkımızın ışığı güneşe yansıyor güneş dünyayı ve diğer gezegenleri harekete geçiriyordu. Yıldızlar gün ve gece aşkımızın gölgesinde hizmete geçiyor yaratılmışlara hayat veriyordu. Ağaçlar aşkımızın verdiği hava ile besleniyor meyveler olgunlaşıyordu.
Her kalbin atışı aşkımızı anlatıyor bizi canlılara tanıtıyordu. Yaratılış bizi dünyadaki ve gökyüzündeki varlıklara göstermek için gerçekleşmişti. Ne efsaneler nede hiçbir öykü aşkımızı konu edememişti. Sırların içerisindeki sır ile aşkımız devam ediyordu.
İnasnlık için gerçek bir önem kazanan aşkımızdı yaratılışın konusunda. Sadece biz vardık ilkin başında. Çoğaldık binler on binler ve milyonlara bölündük zaman içerisinde. Zaman bizim ile yarıştı hayat boyunca. Aşkımız hiçbir zaman yenilmedi. Defalarca yaşanan aşkın eseri yeryüzü ve gök yüzünde her zaman var oldu. Hiç bitmeyecek hiç bitmedi de. Her zaman var olacak…
Asırlar boyu süren bir uykudan uyanmış iki kalbin taşıdığı Aşk ile başladı yer yüzündeki tanışıklığımız. Unutmamıştık ancak ayrı yerlerde uyuyorduk. Uzun bir yolculuk sonrası dinleniyorduk, uyanınca bir arada aynı kalplerde bulduk kendimizi.
Ben ona senmisin dedim, o bana evet sevgilim sen olduğun gibi dedi. Her zamanki gibi aynı tebessüm vardı yüzünde ve aynı aşkın ateşi daha sönmemişti bakışlarında. Aşka davet ederdi her zaman kainat ile yaşıt olan bakışları. Halada hiç değişmemişti. Her gördüğümde aynı heyecanı duydum, aynı sevinç ile baktım gözlerine.
Ruhundaki derin aşk esintisi her zaman başımı döndürürdü. Yine aynı havayı yaşamıştım. Ona olan yangımın sönmemişti, hiçbir zaman sönmeyecek. Çok çileler çektik özlem ile olan bekleyişimizde. Özlemini yaşamak da güzeldi her zaman. En acı zamanda bile sitem etmedim, özlemim sevgimi sevgim de aşkımı daha da büyütüyordu her zaman. Asırlar olsada yenilmeyenlerin aşkı bu anlatılan olay. Hüzün ile dolu oldu her zaman ama hazin bitmeyecek devam edecek kainat durdukça…
|