Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa | Arkadaşlarını Bul | Etiket | Forumlar | Sohbet
Sen ne yapiyorsun ?
Geri

çağlayanın sesini dinlemek için... Bu yazıyı arkadaşıma yolla
Canım kaç zamandır şöyle en sütlüsünden bir mısır yemek istiyor... Çocukken mısırcıyı köşeden görünce, tabanları yağlayıp para almak için eve koşardım. Şimdi cebimde kazandaki bütün mısırları alacak kadar param var ama bu yaz bir tane bile yiyemedim... “İki tane versene, biri şu kıvırcık saçlı çocuğa...”

Yüzüme şöyle bir baktı, bir çırpıda üç tane soru sordu bana. “Nereden geldin, neden buradasın, nereye gideceksin.” Ne diyeceğimi bilemedim, öylece dondum kaldım. Sahi neden buradaydım? Ben soruların cevaplarını düşünürken, o çoktan koçanın suyunu emme oyununa başlamıştı. Ufaklık beni alt üst etmişti. Ben sorgudaki düşünce suçlusu, çocuğun soruları şok... iskeleye vuran dalgalarla kendime geldim, tamam itiraf edeceğim...

İçimde çözülmek için can atan düğümler sanki harekete geçiyor. Sıradan, rutin, klişe hayatımı düşünüyorum. Neredeyse hemen her gün aynı saatlerde, aynı şeyleri yaparak geçiyor hayatım. Bu dünyaya bunun için gelmiş olamam. Bir soru da ben sorayım şimdi kendime; “mutlu musun?” Mutsuzum deme yürekliliğini bile gösteremedim çünkü şükretmek gerekiyor ya hep!

Aslında çocukken, bu dünyaya gelmişsem mutlaka çok önemli şeyler olacaktır diye geçirirdim aklımdan. Ama sonra ne oldu bilmiyorum bunları unuttum gitti. Çocukluktan çıktığım zamanlardan itibaren hep birilerini memnun edebilmek için yaşadığımı anlıyorum şimdi. Her zaman kurallara uyan bir evlat, bir öğrenci, bir arkadaş... Herkes nereye gidiyor, ne yapıyorsa sen de onu yapacaksın, sivrilmeyeceksin, sürüden ayrılmayacaksın. Peki benim için bu kuralları koyanlar nerede şimdi? Eskiden olsa yine kuru bir “aferin” diyen birileri olurdu. Ya şimdi neredeler? Yapayalnızım...

Hayat gerçekten çok kısa. Tanrım elimi çabuk tutmalıyım. Önce korkularımdan ve endişelerimden arınmam gerek. Cesur bir yüreğin üstesinden gelemeyeceği şey yoktur. Ardından güvenmek; hayata, insanlara... Sonra inanmak; başarıya, bolluğa, berekete... Sevmek ama korkusuzca, sonunu hesaplamadan, herkesi, herşeyi sevmek; aldatılmaktan korkmadan. Anı dolu dolu yaşamak, gülmek ama kahkahalarla. Bir arkadaşınızla güldüğünüz anları hatırlasanıza, o an insan tek yürek oluyor. Geçmişe ah edip geleceğimi ıskalamak istemiyorum. Geleceğin de ince hesabını yapmayacağım. Ben en iyisi şimdinin hakkını vereyim. Hayat nasıl olsa bana cömert davranacaktır.

Şimdi burada yaşadığım pişmanlığın daha büyüğünü ölürken yaşamak istemiyorum. Çünkü o an geldiğinde herşey için çok geç olacak. Hem kıvırcık saçlı da olmayacak yanımda. Şimdi setleri kaldırdım. Neden mi buradayım? İçimdeki çağlayanın sesini dinlemek için... Ah şimdi hatırladım küçükken
benim de saçlarım kıvırcıktı.


Şikayet et

Tarih: 03.10.2006 16:06 - Okuma Sayısı: 421 - Yazının Puanı: 0 - Yazar: Bu yazıyı arkadaşıma yolla

Gösterilen Yorumlar 0 - 0 / 0

Yorum ekle

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Ekart | Gezi Rehberi | Düşler Radyo
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim