Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa | Arkadaşlarını Bul | Etiket | Forumlar | Sohbet
Sen ne yapiyorsun ?
Geri

Nazlı Bu yazıyı arkadaşıma yolla
NAZLI
Yine bir yaz günü her fırsatta cirit oynayan iki köyün gençleri yine tozu dumana kattıkları köy meydanında, ellerinde ciritleri ve altlarında bu oyunda kendilerinden bile daha çok güvendikleri atları. Koşturuyorlar ha bire.
Karşı takımdan bir genç fırlayıverdi yerinden. Gelmeye başladı üstüne üstüne rakibinin. O ne gelişti ya rabbi gelen bir at ve binicisi değildi, gelen bir dağdı sanki. Ama Nazlı çok görmüştü böylesini. Gelen dağsa kendisi de Ferhat’ın gürzüydü elbet. Saldırdı rakibinin üstüne bastı, sıkıştırdı rakibini at ve usta binicisi kaçamadı Nazlıdan. Sürdü Nazlı Sürdü gelenleri geldikleri yere. Saldırma sırası Nazlıdaydı artık. Saldırdı Nazlı. Saf saf dizilmiş rakipleri iyi tanırlardı Nazlı’yı. Kimse boy ölçüşemezdi onunla. Uçtu nazlı, uçtu geldi sınıra dayandı. Rakipten bir genç çıktı karşılamaya. Ama kendisi de biliyordu ki puan kaptıracaktı Nazlı’ya. Güzel biniciydi, kendisi atı da güzeldi fakat Nazlı bin basardı ona öyle de oldu elbet. Binicisi attı ciridi ve çevirdi Nazlı’yı geldiği yöne. Nazlı’nın dönüşü de gidişi gibi hızlı oldu. Rakibi ancak tozunu görebildi. Ne Nazlı vardı artık karşısında ne de sahibi.
Birkaç kez gitti geldi Nazlı. Her gidişinde coştu, coşturdu. Her dönüşünde heyecanlandırdı. Coştukça coştu, heyecanlandıkça heyecanlandı Nazlı.
Koşuyordu Nazlı. Koşuyordu sanki koşmak için yaşıyordu. Kendisini doğuran kısrakla birlikte; kendisinin doğurduğu tayla birlikte az mı koşturmuştu uçsuz bucaksız toprakta.
Tarlasını sürdü kimi zaman sahibinin, kimi zaman hastasını yetiştirdi şehre. Yarıştı sahibiyle birlikte birçok yarışta, kaç kez birinci geldi kim bilir. Ne çok cirit oynadı sahibiyle. Koşturdu durmadan ya bir yarışta ya da amansız bir cirit oyununda. Ve her koşmasında güvendiği iki şey vardı koca dünyada. Birincisi sahibiydi. Her zaman onu kollayacak; yanından ayırmayacak sahibi. Diğeri bacaklarıydı. Bir koşmaya başladı mı kimsenin kendisine yetişemeyeceğine emin olduğu bacakları. Kasları çeliktendi sanki kemikleri çelikten. Hiçbir at bu bacaklara sahip olmamıştı daha önce ve bundan sonra da hiç sahip olmayacaktı.
Ama ne oldu birdenbire az önce ne güzel cirit oynuyordu. Coşmuştu yine coşturmuştu onca insanı. Mutluydu; mutlu etmişti herkesi. Hep güvendiği sahibi vardı yine yanında. Evet, sahibi yanındaydı, kolluyordu onu, yanından ayırmıyordu. Ağlıyordu sahibi sevinçten olsa gerek; mutlu olmalıydı. Oyunu kazanmış olmalıydı. Ama başka bir hava vardı etrafta mutlu değildi kimse. Hele binicisi. Niçin ağlıyordu böyle içten, böyle derinden. Oyunda bitmemişti zaten, bu kadar kısa sürmezdi bir cirit oyunu. Üstelik binicisi üstünde değildi Nazlı’nın. Yanında duruyordu. Neden inmişti yarışın ortasında kendisinden. Ve neden yerdeydi Nazlı. Kalkmak istedi. Çırpındı, uğraştı fakat kalkamadı, o her şeyden çok güvendiği; dünya yıkılsa bir zerre titremeyeceğini bildiği bacaklarının üstüne. Yine kalkmaya çalıştı fakat duramadı o çelik kaslı çelik kemikli bacaklarının üstünde. Yığıldı yere. O zaman anladı niçin yerdeydi. Binicisi niçin üstünde değil de yanındaydı. Niçin ağlıyordu. Niçin az önce coşturduğu onca seyirci heyecandan kendinden geçeceği yerde, sessizce durmuş kendisine bakıyordu. Hepsini anladı bir anda. Ön ayaklarına baktı birden, sahibinin ağlayarak ovduğu sol bacağına. Dünya yıkılsa bir zerre titremeyecek bacağı değil miydi bu? Ama bir anda dünyası başına yıkılmıştı Nazlı’nın. Sahibi kendisini doğuran kısrağı da vurmuştu böyle gözyaşları içinde. Ve biliyordu ki…

Şikayet et

Tarih: 07.09.2006 21:47 - Okuma Sayısı: 471 - Yazının Puanı: 10 - Yazar: hallucination Bu yazıyı arkadaşıma yolla

Gösterilen Yorumlar 0 - 0 / 0

Yorum ekle

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Ekart | Gezi Rehberi | Düşler Radyo
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim