Muska yazmak istiyorum sana!Hani şu sofuların yazdıkları cinsten...katlandığında üçgen bir şekil alır mı bilmem ama sana en şans getirecek kelimeleri biraraya getirmek istiyorum.tek tek deneyerek bütün kombinasyonlarını harflerin,bütün şekillerini resmederek ak bir zemin üzerine ,en güzel en umut verici cümleleri yazmak istiyorum sana ,en sihirli...
Ve fakat sofularinki gibi mutluluğu bir Tanrıya yada ister şarklıların ışıktan yapılmış isterse de garplıların şu bilindik beyaz kanatlı başının hemen üzerinde bir çember taşıyan meleklerine bağlamadan.Hiçbir kutsal imgeye gerek duymadan yalnız ve yalnız senin yüreğinde bulunan umuda dayanarak...yalnız ve yalnız senin yüreğine.En güzel kelimeleri bir araya getirmek istiyorum seni mutlu edebilmek için.Bugüne dek hiç yazılmamış kelimeleri bulup çıkarmak pandora kutusundan Zeus'un.
Kısacası yani bir muska gibi olmalı yazdıklarım,sana şans getirmeli.Öyleki yanında bile taşımalısın her vakit.Üzüntülü bir anında çıkarıp okuduğunda bütün elemini unutturmalı sana kulanmam gereken sihirli kelimeler ve hatta gülümsemeni bile sağlamalı yazılanlar yoksa mutlu kılmayan bir yazı neye yarar.Harfler harf olmaktan kurtulamaz kelimeler anlamsız kalır ama oysa en manalı sözcükleri kullanmam gerek sana yazarken en manidar olanlarını.İşte bu kadar zor sana yazmak...
sana yazmak cesaret isteyen bir iş her şeyden önce düşünsene bütün bu yazılanlar,bütün bu kara harfler göz göze gelecek senin o bakmaya cesaret edemediğim-içine gecenin en parlak yıldızlarını saklamış-gözlerinle.Ve bu kara harfler yirmi dokuz değişik şekli ile sıralanacak ardarda en dikkat çekici hali almaya çalışacak dayanabilmek için bakışlarına.
Sırlanmış bir ayna gibi suretine yine senin suretinle karşılık veremediği için bu beyaz zemin çaresiz harflerin arkasına saklanacak.ve ben bütün bunları yazan, ne kadar zorlandığımı anlayabiliyorsun değil mi sana yazarken,işte bu yüzden her şeyden önce sana yazmak cesaret isteyen bir iş.
Yılmaz Erdoğan'ın da dediği gibi ''Herşey yapılabiliyor bir beyaz kağıtla ,uçak örneğin gemi mesela...''ama bir beyaz kağıtta sevgiyi anlatmak güç.Zira bu tek boyutlu düzlem üzerinde bir kelimeyi yada cümleyi okunurken güzel kılmak anlamlı kılmak.Hatta saman kağıdı bir roman sayfasında söz gelimi,okuduğu güzel bir kısma uyguladığı türden altına bir çiz attırabilmek güzel cümleleri ezberlemeyi seven meraklı bir okuyucunun yaptığı türden,,,Zor iş yani hele de sana yazıyorsa,anlatmak istediğini anlatması insanın.
Bu konuda telefonları da yetersiz buluyorum.Duygu elektron gibi fiziğin en maddesel kavramıyla ne kadar taşınabilir ki?Zaten kaçımız beğeniriz kulaklıktan fışkıran oldukça değişmiş sesimizi yada bir kayda alıp dinlediğimizde ne kadar çirkin gelir kulağa kendi sesimiz.
O yüzden insan ne anlatmak istiyosa,ilk önce karşıdakinin gözlerine bakmaya cesaret edecek,ardısıra da anlatmak istediklerini tek tek söyleyecek ses tonunu en hoş cinsten yapmaya özen gösterip.Bütün bunları yapamıyorsa bile O'nun karşısında olmayı şans sayacak yani en dibe vurduğu bir anda gidip duracak kapısına Ahmed Arif'in deyimiyle ille de ille böyle olacak.
Yapamıyorsa eğer bütün bu anlattıklarımdan hiçbirini ,benim gibi.O zaman harflerin gizemli bir hal almasına çalışacak ve saklanarak bütün bu yazdıklarırının arkasına O bunları okurken izlemek keyfini yaşayacak sevgilisini bir tanrı gibi,farkedilmeden.Metnin arkasında durup öylece gerçek hayatta anlatmak istediği ne varsa anlatmış olmanın verdiği rahatlıkla ve hatta ne tepki vereceğini görerek sevgilisinin-en doğal tepkisini-neresinde olduğunu bulabilecek böylece kendi romanının...ve kapanmış bir romanın okunmayı bekleyen karakteri gibi sabırla bekleyecek o andan sonra yanında beliri veren karanlıkla birlikte.Karanlıktan korkmayarak diğer insanoğulları gibi beklemeyi bilmeli.Zaten bekleyemiyorsa yapacağı başka bir şeyde yok demektir karanlığa gömülüp kaybolmaktan başka.
Bütün bu ihtimaller dışında hep iyi bir ihtimal olabileceğine dair ümit beslemeli,yazdıklarıyla mutlu kılabileceğini de hayal etmeli hayalsiz yaşanmıyor çünkü;hayalsiz ve ümitsiz...Nazım hikmet'in de dediği gibi imkansızı sevebilir insan ama ümitsizliği asla!
Bütün bu yazılanlar haricinde güzel şeyler yazmak isterdsim sana tüm kalbimle seni mutlu kılacak ne varsa hepsini yazmak isterdim fakat neylersin ki bunu başarmama imkan yok henüz.Oldukça soyut kalıyor yazdıklarım duyguyu aktarmakta.
hele bir muska gibi sana şans getirme iddasında bulunması olsa olsa bir ütopya olur.Ama yine de iri kara tespihli üfürükçü bir hocanın yazabileceklerinden çok daha güzel olabilir burdaki kelimelerin bir çoğu belki.Bir çoğu daha önce hiç hissetmediklerini hissettirme şerefine de nail olabilir buda kafi benim için.
En güzel ,en sihirli sözcükleri bir araya getirmek isterdim senin için en başından beri söylediğim gibi.İşte burada yine Büyük Usta diyorya ''...en güzel söz henüz yazılmamış sözdür ''diye bende tam bunu anlatmak istiyorum aslında ''EN GÜZEL SÖZ HENÜZ YAZAMADIĞIM SÖZDÜR SANA.''
|