Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa | Arkadaşlarını Bul | Etiket | Forumlar | Sohbet
Sen ne yapiyorsun ?
Geri

Presentabl Orhan'ın Part-Time Macerası Bu yazıyı arkadaşıma yolla
Yılsonuna yaklaştığımız şu günlerde yeni açılan işyerleri, vitrinlerini en gözalıcı biçimde doldurmakla kalmıyor, ürünlerinin reklam broşürlerini gürültülü müzik eşliğinde palyaçolar yardımıyla dağıtıyorlar.Gazetede gözüme ilişen “deneyimli palyaço aranıyor” ilanına uzun süre güldükten sonra kendime, neden olmasın dedim.Ne vardı ki bunda? Nasıl olsa kimse seni tanımayacak.Hem sen eğlence aramıyor muydun, ücreti de fena değil…Hemen gittim başvurumu yaptım.Burası, palyaço ve animasyon hizmetleri veren bir yerdi.Anladığım kadarıyla iyi kazanıyorlar, içerisi gayet düzgün ve konforluydu.Karşıma sekreter olduğunu düşündüğüm bir bayan çıktı.Hızlıca, bu işin nasıl yapıldığını anlattı ve kostümle ilgili bazı bilgiler verdikten sonra acilen Bakırköy taraflarında bugün açılışı olan bir giyim mağazasına gitmem gerektiğini söyledi. O an bu işin, bir bankacının işi kadar ciddi olduğunu hissettim. Sekreter olduğunu tahmin ettiğim kişi, bu işyerinin sahibi gibi konuşuyordu. Sekreterlere özgü o umursamaz görüntü yoktu onda, işini tam anlamıyla sahiplenmiş görünüyordu. Görünüşü ise gayet mütevaziydi. 30’lu yaşlardaydı sanırım. Beyaz yüzündeki ince siyah çerçeveli gözlüğü hoş bir tezat oluşturmuş, uzun siyah saçları arkadan toplanmıştı. Yüzünün hafif tombulluğu, boynunu kapatan gri bluzu ve gri renk uzun eteği ile seksi değil, sevimliydi. Ben bunları düşünürken, o duraksamadan konuşuyordu. Benden önce bir bayanı oraya yolladıklarını ve iki kişi olarak 5 gün çalışacağımızı, onun bana gereken yardımı yapacağını anlattı. Kostüm çantasını elime uzatırken iyi dileklerini sunarak beni uğurladı. 1 saat içinde söylenen adrese vardım ve hemen kasadaki bayana, iş için gönderildiğimi söyledim. Bunu söylerken kendimi hiç iyi hissetmedim. Bu işi yapabileceğimi bilsem de o an böyle bir işe layık olmadığımı düşündüm Bu durum, çok çalıştığım halde düşük not aldığım sınavların ardından hissettiğim hayal kırıklığıyla aynıydı sanki. Sonra, birden kendime olan güvenim geri geldi.Bir süre sonra, sağımda, 2-3 metre ileride siyah takım elbiseli, ciddi ve sıska görünüşlü, orta yaşlarda, gözlüklü esmer bir adamın bana baktığını gördüm.Kısa bir süre sonra yanımda belirdi. Konuşmadan ,sadece başını “tamam” anlamında salladı.Palyaçoluk için geldiğimi anlamıştı. Sanırım buna, uzun boy, uzun burun ve sırıtan bir suratla karşısına çıkmam sebep oldu. Hiç vakit kaybetmeden biraz önce beni işe alan adam –sanırım patronun oğlu- beni, babası olduğunu tahmin ettiğim yine siyah takım elbiseli, kır saçlı esmer, orta göbekli, diğerine göre çok daha sevimli görünen patronunun yanına götürdü. Ben de güler yüzle kendimi takdim ettim. Patron bana daha önce bu işte deneyimim olup olmadığını sordu.Beni gönderen şirkete güvenmiyordu anlaşılan.Ne diyebilirdim ki? Doğruyu söyleyebilir miydim? Bence bu durumda, yani böylesine bir işte deneyim aranması, yalan söylemekten daha saçma. Sonuçta yapacağım iş, ister gerçekçi ister sahte olsun boyalı bir yüzle sırıtıp, müzik eşliğinde sağa sola sallanıp elimdeki broşürleri dağıtmaktı. Onlara duymak istediklerini söyledim.”Evet, daha önce 2 kere anaokulu öğrencilerinin yılsonu eğlencesinde görev almıştım" dedim. Ne görev ama; İçimden gülmek geldi.Gülmek bu işin mayasında olsa da bu an için çok yanlış olurdu.Bunlar olurken, söylemiş olduğum yalan, güzel bir fikir edinmemi sağladı.Bu dönem sonu Zeynep -kız kardeşim- ve arkadaşları için anaokulunda palyaçoluk yapabilirdim.Bu fikir o an beni gerçekten çok mutlu etti.Ama bir sorun vardı.Zeynep, benim kim olduğumu oradakilere söylememeliydi.Ne de olsa üniversitede okuyan, seneye de büyük ihtimalle öğretmen olacak olan da benim.Eğer bu durum ortaya çıkarsa, okul bittiğinde, annemin o hiç susmak bilmeyen komşuları, vakit kaybetmeden, hoşgörüsüz tavırlarla, benim için, aferin çocuğa, tuhaf işlerde çalıştı ama yine de okulunu bitirdi diyeceklerdi..O an onların alaycı övgülerinin altındaki sırıtan yüzlerini görür gibi oldum. Bunun olma ihtimali, yarın sabah güneşin doğma ihtimalinden bile fazla Gülen yüzümün bir an asıldığını fark ettim, ama hemen kendimi toparladım.Patronun oğlu olduğunu tahmin ettiğim adamın adı Cevdet di.Cevdet Bey bana hemen işe başlamam gerektiğini söyledi ve beni diğer iş arkadaşımın yanına götürdü. İş arkadaşım çoktan kostümünü giymiş ve hazırlıklarını tamamlamış görünüyordu.O an kıyafet balosunda olduğumuzu hayal ettim.Cevdet Bey de baloyu düzenleyen zengin adam oldu birden gözümde.Ama durum öyle değildi tabi, sadece iş için buradaydık, bir nevi işçiydik biz, tek farkımız görevimizin az rastlanan türden oluşuydu..Cevdet Bey beni iş arkadaşımla tanıştırdı. İlk kez böyle tuhaf bir tanışma yaşıyordum. Çünkü karşımdaki kişinin neye benzediğini kestirmek zordu.Başında kırmızı,sarı ve mavi renkten oluşan, kıvırcık kesimli büyük bir peruk, kocaman bir burun, kırmızıya boyanmış dudaklar ve çevresi daire şeklinde beyaza boyanmış bir ağız. Önce o konuştu. Abartılı bir gülümsemeyle "merhaba, ben Leyla" dedi. Yapmış olduğu makyaj onu böyle gösteriyordu sanırım.Dişleri bembeyazdı.İçimden acaba onları da boyadı mı diye bir an düşündüm ve aynı anda gözlerine baktım.O boyalı yüzün en gerçekçi yeri masmavi gözleriydi. Merhaba! Ben Orhan, memnun oldum diyerek tanışma faslını hızlıca geçtim.Acele etmem gerekiyordu. Ondan izin istedim ve hemen, gösterilen yerde kostümü giydim.Ancak iş, yüzümü boyamaya gelince kendime güvenemedim.Ne de olsa bunu ilk kez yapacaktım.Tam o an içeriden Leyla seslendi: Orhan Bey kostümü giydiniz mi? "Evet" yanıtından sonra elinde bir torbayla içeri girdi.Aynanın karşısında oturmuş, yüzümü boyaması için daha 10 dakika önce tanıştığım bir bayandan yardım bekliyordum.Doğruyu söylemek gerekirse bu durum başta utanmama sebep oldu.Ama sonradan bunun hoş bir şey olacağını hissettim.Gerçekten de öyle oldu.Leyla işini çok iyi yapıyor ve yüzümü değişik renkte boyalarla şekillendiriyordu. Böyle bir an yaşayacağım aklımın ucundan geçmezdi.Yüzümün boyanmasından bu şekilde haz almak, hayatta haz alınacak çok şey olduğunu düşündürttü bana..
Not: Uzun olacağını düşündüğümden gerisini yazmadım.
Yazan:Ceyhun PAK
Email:naturalmale77@hotmail.com

Şikayet et

Tarih: 24.03.2007 16:25 - Okuma Sayısı: 556 - Yazının Puanı: 0 - Yazar: ceyhun Bu yazıyı arkadaşıma yolla

Gösterilen Yorumlar 0 - 0 / 0

Yorum ekle

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Ekart | Gezi Rehberi | Düşler Radyo
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim