arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 36
Forumlar >> Dinler, inançlar, mistisizm >> ADANMIŞ RUHLAR HACI KEMAL ERİMEZ bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar ADANMIŞ RUHLAR HACI KEMAL ERİMEZ
offline Yabancı..

Hacı Kemal Erimez Şiiri



Rahib Sedullayev'in Hacı Ata için yazdığı şiir...



Hacı Kemal Erimez

Gönüllere ışık idi
Hacı Kemal Erimez.
Böyük idi, uşak idi
Hacı Kemal Erimez.

İller geçti günler kimi
Güler kimi, inler kimi,
Yaşadı miskinler kimi
Hacı Kemal Erimez.

“Dincel!” dedi niceleri,
Gündüzledi geceleri,
Kısmet kulu, ecel eri
Hacı Kemal Erimez.

İlim, irfan.. nefesiydi,
Kurmak.. aşkı, hevesiydi,
Türkistan’ın dedesiydi
Hacı Kemal Erimez.

Yeni bakış, nazar oldu,
“Kardaş!” deyib gezer oldu,
Özbek, Tacik, Azer oldu,
Hacı Kemal Erimez.

Başı karlı dağdır bize,
Bar beherli bağdır bize,
Mezarı var.. sağdır bize,
Hacı Kemal Erimez.



Sözlük:

Uşak: Çocuk
Kimi: Gibi, kimileri
Dincel: Dinlenmek
Bar beherli: Çok verimli, mahsûldâr
Miskin: Fakir

Bu şiir Rahib Sedullayev tarafından yazılmış ve Sızıntı Dergisinde yayınlanmıştır.


09-09-2008 17:59 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

[img src=http://www.haciata.org/images/content/rahibSedullayev-afis.jpg]

09-09-2008 18:00 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Muhterem Fethullah Gülen, bize arkadaşını anlatıyor.



Hacı Kemal Bey ile eskilere dayanan bir dostluğunuz var. Onun sizde iz bırakan en belirgin vasıfları nelerdir?

Hacı Kemal Bey, zannediyorum çoğumuzdan, çoğundan birkaç kalem öndedir. Çok kimseye hakkı geçmiştir. Çok kimsenin elinden tutmuştur.Eskiden beri doğru bildiği şeyde koşturup dururdu. Çok vefalı biriydi. Bu açıdan bazı insanlar vardır ki, işte birkaç insanla aralarında alacakları verecekleri vardır. Hakları vardır. Fakat Hacı Kemal’in çokkimseden alacağı vardır. Civanmertliği, bu hizmette inandığı çizgide -nasıl inanıyorsa- o uğurda niyetine göre ömür boyu koşması...Hele son zamanlarda Orta Asya’da yaptıklarıyla belgeselleştirilmesi gerekli olan bir irfan abidesi, bir değerler abidesiydi o
[img src=http://www.haciata.org//images/content/hocaefendi.jpg]

30 yılı aşkın bir süredir hizmet eden Hacı Kemal Ağabey’in hizmet etmeyi irade etmesi ile Allah’ın ona olan lütufları arasında nasıl bir irtibat vardır?

Bu koordinasyon veya münasebeti tenasüb-ü illiyet prensibi açısından ele alıp ifade etmemiz mümkün değil. İnsan iradesiyle bu mazhariyeti hasıl etti desek, o zaman iradeyi çok abartmış oluruz. Ama şart-ı adi planında Bütün insani değerlere, insani faziletlere, insanın yükselmesine, o irade, yerinde bir rıhtım, yerinde bir alan ve yerinde de bir rampa olur. Onunki nasıl bir iradeydi, onun takdiri bize düşmez. Hele şu ilk misafir olduğu gecede onu kendi Rabb-i Kerim’i bilir. Hakimlik ve hakemlik vazifesini bize vermemişler. Bir diğer yanı da bazen, insanlardaki küçük istidat ve liyakatlara tedelli yoluyla, tenazul yoluyla İlahi inayet geliyor, ulaşıyor. Bu defa da o İlahi inayet yönlendirici oluyor. Tıpkı seyr-i süluku ruhanide, cezbi iczaba gelen insanların halleri gibi. Artık onlar pek de iradelerini kullanmıyorlar. Belki o cezb-i incizab dalgalarıyla sürekli bir kuvve-i udsiye, bir cazibe merkezi tarafından çekiliyorlar.

Benim itikadım daha ziyade o merkezde. Rabiatu’l Adviye Hazretleri Cenab-ı Hakk’a tazarru ederken, “Allah’ım Benim sana olan alakam ve aşkım değil; Senin bana olan alakan ve muhabbetin hürmetine..” diyor. Bu açıdan o tedelli ve tenezzul çok önemlidir. ‘Allah öyle diledi, Allah öyle eyledi’ şeklinde bakmak garantili bir şeydir. Çünkü insan bir sebeple belli bir noktaya gelmişse ve o sebebi az da olsa seziyorsa -ki o sebebin sezilmemesi ayrı bir ihsan-i İlahidir- o zaman o ihsan bir mekre dönebilir. Az bir şey aklının köşesinden yaptım, ettim, çattım, becerdim.. gibi şeyler geçse mekre dönmüş olur. Çünkü bunlar Kur’an-ı Kerim’de hep Allah düşmanları tarafından söylenmiştir. Hiçbir peygamber ben bilirim demez. Hususiyle Alemin Efendisi “Ne nezdimde hazineler olduğunu iddia ediyorum, ne de bir şey bildiğimi” buyuruyor. “Ben bilmem” diyor. ben bilmem sözü o kadar çok ağzından çıkıyor ki gerçekten hiçbir şey bilmediğini zannedersiniz. Ama bütün insani bilgiler bilgisinin yanında deryadan bir katre kalan Allah’ın bilgisine göre Hızır vari meseleye yaklaşmak icap ediyorsa öyle demek düşer. Cenab-ı Hakk’ın o inayeti bize sadece bilme, bildirme, duyurma, hissettirme ve sevk etme mevzuunda değil. Hemen hayatın her safhasında öyledir. Bu sebeple İlahi inayet öncelikli yaşıyoruz şeklinde yaklaşmak daha isabetli olur. Ama onun belki bir istidadı, bir liyakati vardı. Sonradan da bu insan bu işleri böyle ortaya koyunca, -biraz evvel de 30 sene ciddi bir vefa hissi ile hizmet ettiğini söyledim- onun gibi bu kadar hizmet etmiş olan başka insanlar da vardır ve muhakkak küçük hataları olmuştur. ‘Hata edenlerin hayırlıları tövbe edenlerdir’ fehvasınca hata yapanlar hakkında konuşanlar, hata edenin tövbe etmiş olması ihtimaline binaen affedilmez bir hataya düşmüş olurlar. Hele bir de hata ettin, hata etti dedikleri kimse ile buluşup helallik alamamışlarsa Hafazanallah! Şimdi bu insan (merhum Hacı Kemal Ağabey) bir ihsan dalga boyunda istifadeleri olmuş, sonra bu yol girmiş ve bu yolun hakkını yerine getirmişse -Eğer getirmişse şayet- liyakatini ortaya koymuş demektir. Bu da şu demek olur: Allah gelecekte onun çok yüksek bir performans ortaya koyacağını biliyordu, bildi ve dolayısıyla başta onu böyle hidayet etti dersiniz.

[img src=http://www.haciata.org//images/content/okul_temeli.jpg]

Hali vakti yerinde olmasına rağmen gözü dünya malında pek olmadı. Çok mütevazı bir hayat yaşadı. Bunun altında yatan sır perdesi nedir?

Ben onun geniş imkanlara sahip olduğu dönemleri bilirim. Dükkanlarını sattı, evini sattı... Ve ben doğru mu söyledim, yanlış mı söyledim, kendi hakkımda hüküm vermeseydim daha rahat konuşurdum ama... Yani, “Hacı Kemal, senle benim evimiz olmaması lazım, dünyaya çalışıyoruz hissini etrafa uyarmayalım.” diye söylerdim hep. Oysaki, objektif düşünce olarak çoluk çocuğu olanın başını sokacağı bir evi olmalı. Kira, evden eve taşınma çok şirin

değil. O, zannediyorum çoklarından akıl almış, çoklarına akıl vermişti. Eskiden evi vardı, fakat vefat ederken ilk sekerata girdiği anda bir garip olarak ölüm anına girdi, yabancı bir evdeydi, hatta çocukları bile yanında yoktu. Allah o lütfu da ona ihsan etti. Çünkü buyuruluyor ki; “Garip ölen şehittir”. İlk sekerata girdiği zaman yanında kimsesi yoktu.

Hizmet-eğitim aşkından ve cömertliğinden biraz bahseder misiniz?

Çok cömertti. Bunu bütün arkadaşları bilirler. ben Ege’de gezici olduğum zaman da -onun çocukları o zaman küçüktü, ben evinde de kaldım- teybi elinde ben nereye gittiysem o da oraya geldi. Bizim yaptığımız bir hizmet olmayabilir. Fakat onlar bir hizmet kabul ettiklerinden dolayı niyetlerine göre sevap alırlar. Cömertlik çok önemlidir, bir iki defa size arz etmiştim, kuyrukluyıldızlar gibi gezen büyük veliler vardır. Mesela İbn-i Ethem gibi ve bunlardan birisi de İbrahim Havas. Bunlar belde belde dolaşırlar, Anadolu’yu kaç defa baştan aşağı taramışlardır. Hadis-i şerifte buyuruluyor ki: “Cömert insan fasık da olsa cennete girer”. Hacı Kemal fasık değildi. Fakat cömert bir insandı.

Çocuklarının bugünkü sarraflık işleri olmasa Hacı Kemal’in şahsı adına hiçbir şeyi yoktu. Onun bir şahidi de Yahya Bey’dir. Benim onda takdir ettiğim çok evsaf vardır. Kendini unutacak kadar fenafi’d-dava, fenafi’lhizmet bir insandı. Arz ettiğim gibi 80 senesi, bütün arkadaşların bir Civanmertliği vardır da, -6 sene çok ciddi sıkıntı yaşadım- bu sıkıntı zamanlarında o, ilk günden itibaren hep yanımda oldu. Aramızda böyle de bir uyum vardı. Tabii insanın bunları unutması mümkün değil. Yani hayatımda onun o kadar çok civanmertliğine şahit olmuşumdur ki saymakla bitiremem.

[img src=http://www.haciata.org//images/content/c6.JPG]
[img src=http://www.haciata.org//images/content/c1.JPG]

[img src=http://www.haciata.org//images/content/c2.JPG]

09-09-2008 18:04 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

[img src=http://www.haciata.org//images/content/surpriz_Veda.jpg]

09-09-2008 18:05 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Mustafa Altun Bey'in bir hatırası



ABDULLAH AYMAZ
09/03/2008




Tacikistan'da okumuş ve şu an öğretmenlik yapan Mustafa Altun Bey'in bir hatırası...

Hacı Yusuf Kemal Erimez, benim hayat boyu unutamayacağım bir şahsiyettir. Tacikistan'a ilk geldiğimde onunla tanışınca çok şaşırmış ve Hacı Abi'de görmüş olduğum müthiş performans için hayrete düşmüştüm ama ileriki günlerde Hacı Abinin Allah tarafından ona bahşedilen bir gücü olduğunu anladım.

Bir futbol maçında omuzum kırılmış ve hastanede ameliyat olmuştum; ancak o günlerde hastaneler yeterince iyi olmadığından acilen Türkiye'ye gitmem gerekti ve ben yolculuğumu Hacı Abi'yle beraber yapacaktım. Hacı Abi, Kulob Lisesi'ne gitmişti ve Kulob Lisesi de Duşanbe'ye üç saatlik bir yol demekti o üç saatlik yoldan gelmesini bekledik ve geldi. Şoför arabanın kontağını bile kapatmadan binip Tursunzade'ye gittik, yine Tursunzade şehri de Duşanbe'ye bir buçuk saatti. Tursunzade şehrine geldiğimizde birkaç eşya alıp tekrar arabaya bindik ve bu sefer Özbekistan'ın Sariasya şehrine gittik. Sariasya şehri de Tursunzade'ye iki buçuk üç saatti. Oraya ulaştığımızda uçak bileti için bir süre bekledik, biletimizi aldıktan sonra çok eski on bir kişilik bir Rus uçağıyla Taşkent'e ulaştığımızda Hacı Abi'nin bir gece dinlenme ihtiyacı duyacağından hiç şüphem yoktu. ben uçağın en arkasında oturuyordum. Hacı Abi ise en önde oturuyordu, en az beş defa benim yanıma gelip "Nasılsın kolun çok acıyor mu? Az kaldı" gibi sözlerle beni teselli ediyordu. O daracık uçakta yerinden kalkıp benim yanıma gelmesi çok etkileyiciydi. Uçaktan indikten sonra bizi karşılamaya gelmesi gereken abi kimse, biraz geç kalmış ve ona "Hasta var söylemedim mi ben sana? Neredesin?" diye hayıflanmıştı. Oradan bir okula gittik. ben bir yere yattım ve dinlenmeye başladım. Hacı Abi beni bırakır bırakmaz bilet almak için havaalanına gitti. Neyse ki gece 23.00 gibi, biletler bulunmuş ve bize bir saat daha dinlenme zamanı doğmuştu ama ben takip edebildiğim kadarıyla Hacı Abi hiç dinlenmiyor, elinde bir telefon durmadan bir yerleri arıyordu. ben yorgunluktan ölüyordum ama Hacı Abi'de inanın bir yorgunluk alameti bile yoktu, çok şaşırıyordum. Uçağa bindiğimizde bizi tam dört saatlik bir yolculuk bekliyordu, bu yolculuğun da çok rahat geçtiği söylenemezdi. İstanbul'a ulaştığımızda ben bitmiştim ama Hacı Abi hâlâ birilerine bir şeyler anlatıyor, telefon ediyor, etrafta bir sürü oturak olmasına rağmen inanın oturduğunu bile görmedim. Beni İzmir'e yolcu ettikten sonra da onun dinlendiğini sanmıyorum; biliyordum ki o sevdiği insanın yanına gidecek ve onun yanında miskin ve yorgun olarak gözükmek istemeyecekti.

Evet ben omuzu kırılmış bir insan olarak bu kadar yolda yorulmuş rahatsız olmuş olabilirim; ama 1993 Haziran ayı ben Tacikistan'a yine bu yolla gitmiştim ve ben hasta da değildim. Tursunzade şehrine ulaştığımda bir hafta hasta yattığımı hatırlıyorum. Hacı Abi'nin o yaşta ve Orta Asya'nın kavurucu temmuz ayında bu yolculuğu nasıl kaldırdığını hâlâ anlamış değilim. Ruhu şad olsun.



Kaynak: Zaman Gazetesi





09-09-2008 18:06 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Ölüm yıldönümünde dualarla anıldı
Türkiyede fatih Kolejinin kurulmasına öncülük eden okul adam Hacı Kemal Erimez, Tacikistan, Özbekistan, Türkmenistan ve Kazakistanın da aralarında bulunduğu birçok Orta Asya ülkesinde onlarca okulun açılmasına vesile olmuştu. Orta Asyada açılmasına öncülük yaptığı okullar sayesinde binlerce öğrencinin yetişmesine vesile olan eğitim sevdalısı, vefa ve gönül insanı Hacı Kemal Erimez, ölümünün

Erimezin ölüm yıldönümünde yıllarını verdiği okullardan yetişen öğrenciler ve sevenleri hazır bulundu. Tacikistanlıların Kemal Erimezi, saygı duydukları büyüklerine verdikleri Hacı Ata ismiyle çağırdığını söyleyen Tacik öğrenciler, "O, tüm Tacikistan için baba gibiydi. Onu çok arıyoruz." diye konuştu.


Ömrünün son 35 yılını eğitime adayan gönül insanı Hacı Kemal Erimezin sevenleri, sevdiklerinin ölüm yıldönümünde Edirnekapı Mezarlığındaki kabri başında toplandı. fatih Koleji mezunlarının organize ettiği programda ilk olarak Anıtmezar Camiinde Hacı Kemal Erimez için mevlid-i şerif okutuldu. İyi bir eğitim alarak ülkelerine ve Türk dünyasına katkı sağlamaları için çabaladığı, gözyaşlarıyla büyüttüğü Tacik öğrenciler de Hacı Atalarını unutmadı. Orta Asyadaki Türk kolejlerinden mezun öğrenciler ve binlerce seveni vefa insanı Erimez için dua etti, gözyaşı döktü. Hacı Kemal Erimezin yardımcılığını yapan Tacikistan Devlet Eğitim Temsilcisi Kadir Tufan, Hacı Atanın tam bir eğitim gönüllüsü ve vefa insanı olduğunu söyledi. Erimezin, hayatının büyük bir kısmını eğitim çalışmalarına ve altın bir nesil yetiştirmeye harcadığını söyleyen Tufan, Erimez için Tacikistanın ayrı bir yeri olduğunu ifade etti. Erimezin Tacikistana okul açmaya gittikten kısa bir süre sonra iç savaş çıktığını ve bir günde 80 bine yakın insanın öldüğünü söyleyen Tufan, zamanın milli eğitim bakan yardımcısının Erimeze, "Hayatınızı garanti edemiyoruz. Çalışmalarına bir süre ara ver. İç savaştan sonra geri dönersin." teklifine rağmen kendisinin bunu kabul etmediğini hatırlattı.


Tacikistandaki Türk kolejinden mezun olduktan sonra üniversite eğitimini Türkiyede tamamlayan Covidan Babayev, Erimez denince Tacikistanda ilim âşığı, vefa örneği bir insanın akla geldiğini söyledi. Babayev, \"Hacı Atamız tam bir eğitim gönüllüsüydü. O, hep, Çalışın, okuyun. Türkiyede okuyun. Ancak daha sonra gelin Tacikistana hizmet edin. derdi. Biz de onun verdiği nasihatleri, bize gösterdiği yolu takip ediyoruz." şeklinde konuştu. Tacikistanlı öğrenci Eşmurat Taşanov da, "Tacikistanda ona Hacı Ata derlerdi. Hacı Ata`, baba demektir. O, bütün Tacikistan için bir baba gibiydi. Tacikistan onu çok arıyor." diye konuştu.


[img src=http://medya.zaman.com.tr/2008/03/10/haciata.jpg]

09-09-2008 18:11 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

[img src=http://resim.samanyoluhaber.com//haber/9/4/1/0/94102.jpg]

FLAŞ: Hürriyet ÇİNCE gazete çıkartıyor FLAŞ: DÜNYAYI SARSACAK KİTAP: APOKRİFAL
Eğitim sevdalısı Hacı Kemal Erimez anıldı

Hayatını eğitime adayan Erimezin ölüm yıldönümünde yıllarını verdiği okullardan yetişen öğrenciler ve sevenleri hazır bulundu. Tacikistanlıların Kemal Erimezi, "Hacı Ata" yani "Baba" olarak çağırdığını söyleyen Tacik öğrenciler, "O tüm Tacikistan için baba gibiydi" ifadesini kullandı.


Hayatının 30 yılını eğitime adayan Hacı Kemal Erimez ölümünün 11. yıldönümünde Edirnekapı Mezarlığındaki kabrinde dualarla anıldı. Anıtmezar Camiinde Hacı Kemal Erimez için Mevlid-i Şerif okutuldu. Vefa insanı Erimeze vefa ile karşılık veren Orta Asyadaki Türk kolejlerinden mezun öğrenciler ve binlerce seveni Erimez için dua etti.


Hacı Kemal Erimezin hayatta olduğu sürece hep yanında yardımcılığını yapan Tacikistan Devlet Eğitim Temsilcisi Kadir Tufan, Erimezi tam bir eğitim gönüllüsü ve vefa insanı olduğunu söyledi. Erimezin hayatının büyük bir kısmını eğitim çalışmalarına ve altın bir nesil yetiştirmeye harcadığını söyleyen Tufan, Erimez için Tacikistanın ayrı bir yeri olduğunu ifade etti. Erimez in Tacikistana okul açmaya gittikten kısa bir süre sonra iç savaş çıktığını ve bir günde 80 bine yakın insanın öldüğünü söyleyen Tufan, zamanın Milli Eğitim Bakan Yardımcısının Erimeze "çalışmalarına bir süre ara ver. İç savaştan sonra geri dönersin" teklifinde rağmen Erimezin bunu kabul etmediğini belirtti.


\"O BİZİM HACI ATAMIZ
DI"


Tacikistandaki Türk Kolejinden mezun olduktan sonra üniversite eğitimini Türkiyede tamamlayan Covidan Babayev, Hacı Kemal Erimez denince Tacikistanda ilim aşığı vefa örneği bin insanın akla geldiğini söyledi. Erimezin hayatının büyük bir kısmını Tacikistandaki eğitim faaliyetlerine ayırdığını vurgulayan Babayev, \"Hacı Kemal Erimez tam bir eğitim gönüllüsü ve vefa insanıydı. O hep, Çalışın, okuyun. Yurt dışında, Türkiyede okuyun. Ancak daha sonra gelin Tacikistana hizmet edin Tacikistanlı+öğrenci+Eşmurat+Taşanov+da,+Erimez" title=" derdi. Biz de onun verdiği nasihatleri, bize gösterdiği yolu takip ediyoruz.\" ifadesini kullandı.


Tacikistanlı öğrenci Eşmurat Taşanov da, Erimez"> derdi. Biz de onun verdiği nasihatleri, bize gösterdiği yolu takip ediyoruz.\" ifadesini kullandı.


Tacikistanlı öğrenci Eşmurat Taşanov da, Erimez
in ömrünün neredeyse yarısını eğitime harcadığını belirterek, "Tacikistanda ona Hacı Ata derlerdi. Hacı Ata`, baba demektir. O tüm Tacikistan için bir baba gibiydi." diye konuştu.


CİHAN

2008-03-09 Samanyolu Haber



09-09-2008 18:12 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Hicret öyküleri yeniden yollara düştü

Cumartesi günü yeni sezonu açan FKM Tiyatrosu, bir genç öğretmenin yurtdışına gidiş öyküsünü anlatan Tuna Boyu ve Hacı Kemal Erimezin Orta Asyada okul açma gayretlerini anlatan Hacata adlı oyunlarını, hafta sonu İstanbulda, hafta içi Anadoluda sahneleyecek.Fırat Kültür Merkezi(FKM) Tiyatrosu, bu sezon üç oyunla tiyatroseverlerin karşısına çıkıyor. İki yıldır sahnelenen ve en çok izlenen oyunu Tuna Boyu ile perdelerini açan FKM Tiyatrosu, geçen yıl sahnelediği Hacata ve Onu Beklerkeni de seyirciyle buluşturmaya devam edecek. Oyunlar, her hafta sonu Çemberlitaştaki FKM salonunda sahneleniyor. Topluluk, hafta içi de Anadoluda ve dünyanın çeşitli şehirlerinde turnelere çıkıyor. Tuna Boyu, FKM Tiyatrosunun ilk oyunu. İkinci yılında 220 oyunla 100 bin 500 tiyatroseverle buluşan Tuna Boyu, İstanbuldan Gaziantepe, Çanakkaleden Stuttgart ve Düsseldorfa kadar birçok kentte seyirci karşısına çıktı. Tuna Boyu yaşatmak için yaşama gayesi ile yurtdışına giden genç bir öğretmenin fedakarlık dolu hayat öyküsünü anlatıyor. Oyun; insanın, hayatının her alanında evrensel ahlak ve empatiyle sosyal hayatını devam ettirme çabasında olması gerektiğini vurguluyor. Komedi ve dramın iç içe geçtiği oyun, hayatın içinden kesitlerle kah güldürüp kah ağlatıyor. Geçtiğimiz yıl sahneye aktarılan Hacata, dört ay gibi kısa bir sürede 35 oyunla yaklaşık 18 bin seyirciye ulaşmış. Hacata, ömrünü eğitim hizmetlerine adayan Hacı Kemal Erimez ve onunla birlikte çalışan eğitimcilerin hayatlarını konu alıyor. Ahmet Tahanın yazıp Murat Dağlının yönettiği oyunda, Hacı Kemal Erimez, 20 günlük evli Hikmet öğretmen ve Eşrefpaşalı Eşref ile birlikte okul açma niyetiyle, bağımsızlığını ilan eden Türk cumhuriyetlerinden birine gider. Aradan geçen uzun yılların Anadolu ile bağlarını kopardığı bu coğrafyada dilini, adetlerini, insanlarını tanımadıkları bir memleketin ortasında tek başlarına kalan kahramanlarımız, kimi zaman nezaketle kimi zaman de Eşrefpaşalı Eşrefin kabadayılığıyla tek tek kapıları açarlar. Ancak dostun biperva, feleğin birahm olduğu dönemler de yaşanır; gidilen ülkelerdeki siyasi çalkantılar, yapılan hizmetleri sindiremeyenlerin iftiraları, hüzün yıllarının yaşanmasına sebep olur. FKMnin üçüncü oyunu Onu Beklerken ise geçtiğimiz yıl Kutlu Doğum Haftası için hazırlanmış ve bir ay içinde 10 bin seyirci tarafından izlenmiş. Tek perdelik oyun, yeni sezonda bazı ekleme ve düzenlemelerle sahneye taşınmış. Onu Beklerken, Peygamber Efendimizin doğumundan evvel İrandaki Mecusileri, Mısırdaki faiz çılgınlığını, insanların bir meta gibi alınıp satıldığı köle pazarını ve Mekkedeki putperest hayatı komedi ve dram unsurlarıyla harmanlayarak anlatıyor. Oyunun sonunda ise Peygamber Efendimizin doğumu son derece çarpıcı bir görsel anlatımla veriliyor. Fırat Kültür Merkezi yöneticisi fatih Özer, tiyatronun kısa geçmişine rağmen büyük başarılara imza attığını söylüyor. Bu başarının kaynağının ekibin sahip olduğu amatör ruh olduğunu ifade eden Özer, Amatör bir ruhla profesyonel işler yapıyoruz. Oyunlarda anlattığımız insanların hayatları da çok önemli. diyor. Özellikle Anadolu ve yurtdışındaki oyunların sonunda seyircilerin kendilerini büyük bir sevgi ile alkışlayıp bağrına bastığını söyleyen tiyatro oyuncusu Filiz kurt ise bunun genç ekibi daha iyi oyunlar için cesaretlendirdiğini belirtiyor. (Bilgi için: 0212 518 74 70 www.fkmonline.net)

2006-10-04 Zaman



09-09-2008 18:13 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Koşarken ölen bir gönül eri

Rahmetli Hacı Yusuf Kemal Erimez Ağabeyin yardımcılarından Kadir Tufandan bir mektup aldım. Mektupta yazılan bazı bilgileri sizlerle paylaşmak istiyorum... Tacikistanlı Nureddin Narov, dokuz kardeşin en küçüğü idi... Yetimdi, öksüzdü. Hem annesini hem de babasını küçük yaşta kaybeden Nureddin, amcasının yanında büyümüştü. Ailenin gözbebeği bu kabiliyetli çocuk, köyünün kıraç topraklarından gelip Tacik-Türk Kolejinde okumuştu. Mezuniyeti sırasında Hacı Ataları bütün arkadaşlarıyla beraber kendisine şöyle bir vasiyette bulunmuştu: Üniversiteye gidip yurtdışında okuyacak, tahsilinizi bitirince vatanınız Tacikistana geri dönecek ve burada hizmet edeceksiniz. Geri dönmezseniz, size hakkımı helal etmiyorum. Nureddin dört yıl önce Eskişehirde üniversitenin İngilizce öğretmenliği bölümünden mezun oldu. Türkiyede iki sene özel bir okulda İngilizce hocalığı yaptı. Ama ülkesi Tacikistandan İngilizce öğretmenine ihtiyaç var, gel. davetine derhal kulak verdi ve Hacı Atası Hacı Kemal Erimezin ikazını hatırladı. Türkiyede iki senedir vazife yaptığı okuldan memnundu, hem de başarılı idi. İmkanları da iyiydi. Bütün bunları elinin tersiyle itip yola çıktı. Her şeyi bir tarafa bırakıp Haziran 2004te zor şartlar altındaki ülkesine döndü. Yeni okulu, Hacı Atanın adına açılmış ve ülkenin en güzel ve en güzide okullarından biri olan Duşanbe Müşterek Tacik-Türk Hacı Kemal Lisesiydi. Bir yıl hizmet verdiği bu okulda hem okul personeli hem de öğrencilerin gönlünde taht kurdu. İkinci sene de yine Şelale AŞye bağlı eğitim kurumlarından biri olan Duşanbe Dil Merkezinde vazifeye başladı. Sekiz ay içerisinde burada da herkesin takdirini kazandı. Artık evliydi ve sekiz ay sonra kucağına alacağını ümit ettiği yavrusunun hayaliyle baba olma heyecanını yaşıyordu. İşini çok seviyordu. Daha mükemmelini yapmak için de açık ders uygulaması yapıyordu. Yani ayda bir artı ve eksilerini görmek, hem de eğitim adına uyguladığı ve uygulanabilecek yeni ve güzel metotları meslektaşlarıyla paylaşmak üzere açık dersler veriyordu. Bu derslere isteyen herkes iştirak edebiliyor ve kendince notlar alabiliyordu. Bu ders okul müdürünün nezaretinde artısı ve eksisiyle masaya yatırılıyor ve hep birlikte çıkarılabilecek güzel neticelere ulaşılmaya çalışılıyordu. 29 Nisan günü de yine böyle bir açık ders günü vardı. Ama Nureddin bir gün önce eve gitmeden arkadaşının bilgisayarına YARIN AÇIK DERS OLMAYACAK notunu yazıp altına imzasını atarak yapıştırmış ve öyle okuldan çıkmıştı. Dediği gibi 29 Nisan 2006 Cuma günü açık ders yapılamadı. Çünkü o günün sabahı yine aynı aşk ve şevkle evden çıkıp işine heyecanla yönelen Nureddin Narov, elim bir trafik kazası geçirip vefat etti. O, 27 yıllık ömrüne çok şey sığdırabilmiş bir adanmış ve eğitim gönüllüsü idi. Cenazesine üç bini aşkın cemaat katılmıştı. Tevafuka bakınız ki, cebinden belki de akşam son bir defa okuyup cebine koyduğu ve kanıyla renklendirdiği Koşarken Ölmeli başlıklı ibretli yazı çıktı. Şöyle deniliyordu: Evet, kendini yeterli görmeyen bir mümin, Allahın bahşettiği imkanları yine Onun yolunda kullanıp ebedileştirmek için gecesi-gündüzüyle hayatının her anını en iyi şekilde değerlendirmeye çalışır. Rıza-yı İlahi için koştururken bazan evinin yolunu unutur; kimi zaman çocuklarının simasını zor hatırlayacak hale gelir. Gelir ve sürekli salih bir amel peşinde koşar. Benim hayallerimi süsleyen Kuran talebesi de hizmete giderken solukları tükenen, koşarken kalbi duran ve yatakta değil de yolda ölen bahtiyardır. Böyle birinin vefat haberini duysam, onun ardından gözlerim dolar, hicranla gözyaşı dökerim. Fakat aynı zamanda da o gözyaşları benim takdir hislerimin de ifadesi olur. Çünkü hakiki Kuran talebesi, kalbinin durduğunun farkına varamayacak şekilde bir küheylan gibi koşan ve kendini adadığı dava uğrunda bir vazifeye giderken yolda son nefesini veren insandır. İşte böyle bahtiyar bir ruh, yapıp ettikleriyle asla yetinmez; o güne kadarki koşuşunu hareketlerini, yaptığı işleri ve vesile olduğu onca güzellikleri kafi saymaz. Allahın bahşettiği imkanları tam olarak değerlendirememiş olmanın endişelerini taşır. Yaptıklarını unutup yapabileceklerine yönelir ve Daha yok mu? deyip yeni vazifelerin altına girmeye amade bulunur. Samimiyet ve faziletin remzi böyle bir insan, ne kabiliyetleriyle, ne aklıyla, ne mantığıyla, ne ortaya koyduğu eserleriyle ve ne fütuhatlarıyla kendini asla yeterli görmez.` Böylelerin mekanları ebedi cennet olsun.



09-09-2008 18:14 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

http://www.haciata.org/images/photoalbum/c5.jpg

09-09-2008 18:16 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com