arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 67
Forumlar >> Dinler, inançlar, mistisizm >> EY ORUÇ TUT BENİ bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar EY ORUÇ TUT BENİ
offline Yabancı..


Fitre, Zekat Nisabı



T.C.
BAŞBAKANLIK
DİYANET İŞLERİ BAŞKANLIĞI
Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı


Temel ihtiyaçlardan ve borçlardan başka 80.18 gr. altın veya bunun değerinde para ya da ticaret eşyasına sahip olan kişi zekat ve sadaka-i fıtır ile mükelleftir.

* 2008 yılı sadaka-i fıtır miktarı 6.00 YTL. (6.000.000 TL.)dir.


03-09-2008 22:37 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

"Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, dogrunun ve dogruyu egriden ayırmanın açık delilleri olarak kendisinde Kur’an’ın indirildigi aydır. Sizden her kim bu ayda bulunursa oruç tutsun" Bakara, 2/185.

03-09-2008 22:38 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

HADİSLERDE ramazan & ORUÇ


--------------------------------------------------------------------------------


Ademoğlunun her ameli katlanır. Hayır ameller en az on misliyle yazılır, bu yediyüz misline kadar çıkar. Allah Teâla Hazretleri şöyle buyurmuştur: "Oruç bu kaideden hariçtir. Çünkü o sırf benim içindir, ben de onu dilediğim gibi mükâfaatlandıracağım. Kulum benim için şehvetini, yiyeceğini terketti."
Allahümme leke sumtü ve ala rızkıke eftartü. (Ey Allahım senin rızan için oruç tuttum ve senin rızkınla orucumu açıyorum.)
Biriniz yemeğe davet: edilince, oruçlu ise: "Ben oruçluyum" desin.
Bizim orucumuzla Ehl-i Kitab'ın orucunu ayıran fark sahur yemeğidir.
Bu mübarek aya girmiş bulunuyorsunuz. Bu ayda bir gece vardır ki bin aydan hayırlıdır. Bu gecenin hayır ve bereketinden mahrum kalan bir kimse, bütün hayırlardan mahrum kalmış gibidir. Onun hayrı ise sadece (uhrevi saadetten) mahrum kimseye haramdır.
Cennette Reyyân denilen bir kapı vardır. Oradan sadece oruçlular girer. Oruçlular girdiler mi artık kapanır, kimse oradan giremez. Oraya kim girerse ebediyyen susamaz
Cumartesi günleri, farz oruçlar dışında oruç tutmayın. Sizden biri, o gün, üzüm çöpünden veya bir ağaç kabuğundan başka (yiyecek) bir şey bulamasa bile, onları emip oruç tutmasın.
Gündüz orucuna sahur yemeği ile yardımcı olun, kaylüle (öğle uykusu) ile de gece namazına yardımcı olun!
Herşeyin bir zekatı (temizlenme vasıtası) vardır, cesedin zekatı oruçtur.
İnsanlar iftarda ta'cile yer verdikleri müddetçe hayır üzere devam ederler.
Kadın, kocası varken izin almadan (nafile) oruç tutmasın.
Kim Allah Teala yolunda bir gün oruç tutsa, Allah onunla ateş arasına, genişliği sema ile arz arasını tutan bir hendek kılar.
Kim bir kavme misafir olursa, onlar müsaade etmedikçe (nafile) oruç tutmasın.
Kim bir oruçluya iftar ettirirse, kendisine onun sevabı kadar sevap yazılır. Üstelik bu sebeple oruçlunun sevabından hiçbir eksilme olmaz.

Kim kendiliğinden kusacak olursa, üzerine kaza gerekmez. Kim de isteyerek kusarsa orucunu kaza etsin."
Kim, üzerinde ramazan ayının orucu olduğu halde ölecek olursa, (ölünün velisi) her bir gün yerine, bir fakire yiyecek versin.
Kim oruçlu olduğu halde unutur ve yerse veya içerse orucunu tamamlasın. Çünkü ona Allah yedirip içirmiştir.
Kim üzerinde oruç borcu olduğu halde ölürse, velisi ona bedel tutar.
Kim yalanı ve onunla ameli terketmezse (bilsin ki) onun yiyip içmesini bırakmasına Allah'ın ihtiyacı yoktur.
Nice oruçlular vardır ki, tuttuğu oruçtan yanına sadece çektiği açlık kâr kalır. Nice gece namazı kılanlar vardır ki, onların da kârı gece uykusuz kalmaktan ibarettir."
Nübüvvet (peygamberlik) amellerinden biri de iftarın ta'cili (öne alınması), sahurun da te'hir edilmesidir.
Oruçlu için iki sevinç vardır: Biri, orucu açtığı zamanki sevincidir; diğeri de Rabbine kavuştuğu zamanki sevincidir. Oruçlunun ağzından çıkan koku , Allah indinde misk kokusundan daha hoştur.
Oruç perdedir. Biriniz birgün oruç tutacak olursa kötü söz sarfetmesin, bağırıp çağırmasın. Birisi kendisine yakışıksız laf edecek veya kavga edecek olursa "ben oruçluyum!'' desin ve ona bulaşmasın.
Oruç, sabrın yarısıdır.

Oruclu olan kimse, hurma ile iftâr etsin! Çünki hurma bereketlidir.
Oruçlunun hayırlı hasletlerinden biri misvak kullanmasıdır.
Oruçlunun yanında oruçsuzlar yemek yiyecek olursa, melekler oruçluya rahmet okurlar.
Ramazan ayı girdiği zaman cennetin kapıları açılır, cehennemin kapıları kapanır ve şeytanlar da zincire vurulur.
Ramazan ayında, hasta veya ruhsat sahibi olmaksızın kim bir günlük orucunu yerse, bütün zaman boyu oruç tutsa bu orucu kaza edemez.
Sadece şafaktan önce niyet edenlerin orucu muteberdir.
Sahur yemeği yemek, berekettir. Bir yudum su ile de olsa onu terketmeyiniz. Şüphesiz sahur yemeği yiyenleri Allah Teâlâ mağfiret eder, melekler de onlar için istiğfar ederler.
Sahur yemeği yiyin, zira sahurda bereket var.
Seferde ramazan orucu tutan hazerde oruç tutmayan gibidir.
Susuzluk gitti, damarlar ıslandı, inşaallah Teâlâ sevap kesinleşti.
Şurası muhakkak ki, oruçlunun iftarını açtığı zaman reddedilmeyen makbul bir duası vardır.
Şükreden oruçsuz kimseye, sabreden oruçlunun sevabının misli verilir.

03-09-2008 22:50 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

Kur'an-ı Kerim'de Oruç


--------------------------------------------------------------------------------

"Ey iman edenler! Oruç sizden önce gelip geçmiş ümmetlere farz kılındığı gibi size de farz kılındı. Umulur ki korunursunuz."

2 / 183


"Sayılı günlerde olmak üzere (oruç size farz kılındı). Sizden her kim hasta yahut yolcu olursa (tutamadığı günler kadar) diğer günlerde kaza eder. (İhtiyarlık veya şifa umudu kalmamış hastalık gibi devamlı mazereti olup da) oruç tutmaya güçleri yetmeyenlere bir fakir doyumu kadar fidye gerekir. Bununla beraber kim gönüllü olarak hayır yaparsa, bu kendisi için daha iyidir. Eğer bilirseniz (güçlüğüne rağmen) oruç tutmanız sizin için daha hayırlıdır."

2/ 184


"Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur'an'ın indirildiği aydır. Öyle ise sizden ramazan ayını idrak edenler onda oruç tutsun. Kim o anda hasta veya yolcu olursa (tutamadığı günler sayısınca) başka günlerde kaza etsin. Allah sizin için kolaylık ister, zorluk istemez. Bütün bunlar, sayıyı tamamlamanız ve size doğru yolu göstermesine karşılık, Allah'ı tazim etmeniz, şükretmeniz içindir."

2/ 185

"Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helâl kılındı. Onlar sizin için birer elbise, siz de onlar için birer elbisesiniz. Allah sizin kendinize kötülük ettiğinizi bildi ve tevbenizi kabul edip sizi bağışladı. Artık (ramazan gecelerinde) onlara yaklaşın ve Allah'ın sizin için takdir ettiklerini isteyin. Sabahın beyaz ipliği (aydınlığı), siyah ipliğinden (karanlığından) ayırt edilinceye kadar yeyin, için, sonra akşama kadar orucu tamamlayın. Mescitlerde ibadete çekilmiş olduğunuz zamanlarda kadınlarla birleşmeyin. Bunlar Allah'ın koyduğu sınırlardır. Sakın bu sınırlara yaklaşmayın. İşte böylece Allah âyetlerini insanlara açıklar. Umulur ki korunurlar."

2 /187


"Haccı ve umreyi Allah için tam yapın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (Hac yolculuğu için) emin olduğunuz vakit kim hac günlerine kadar umre ile faydalanmak isterse, kolayına gelen bir kurban kesmek gerekir. Kurban kesmeyen kimse hac günlerinde üç, memleketine döndüğü zaman yedi olmak üzere oruç tutar ki, hepsi tam on gündür. Bu söylenenler, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah'tan korkun. Biliniz ki Allah'ın vereceği ceza ağırdır."

2/ 196


"Yanlışlıkla olması dışında bir müminin bir mümini öldürmeye hakkı olamaz. Yanlışlıkla bir mümini öldüren kimsenin, mümin bir köle azat etmesi ve ölenin ailesine teslim edilecek bir diyet vermesi gereklidir. Meğer ki ölünün ailesi o diyeti bağışlamış ola. (Bu takdirde diyet vermez). Eğer öldürülen mümin olduğu halde, size düşman olan bir toplumdan ise mümin bir köle azat etmek lâzımdır. Eğer kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir toplumdan ise ailesine teslim edilecek bir diyet ve bir mümin köleyi azat etmek gerekir. Bunları bulamayan kimsenin, Allah tarafından tevbesinin kabulü için iki ay peşpeşe oruç tutması lâzımdır. Allah her şeyi bilendir, hikmet sahibidir."

4 /92


"Allah, kasıtsız olarak ağzınızdan çıkıveren yeminlerinizden dolayı sizi sorumlu tutmaz, fakat bilerek yaptığınız yeminlerden dolayı sizi sorumlu tutar. Bunun da keffâreti, ailenize yedirdiğiniz yemeğin orta hallisinden on fakire yedirmek, yahut onları giydirmek, yahut da bir köle azat etmektir. Bunları bulamıyan üç gün oruç tutmalıdır. Yemin ettiğiniz takdirde yeminlerinizin keffâreti işte budur. Yeminlerinizi koruyun (onlara riayet edin). Allah size âyetlerini açıklıyor; umulur ki şükredersiniz!"

5/ 89


"Ey iman edenler! İhramlı iken avı öldürmeyin. İçinizden kim onu kasten öldürürse öldürdüğü hayvanın dengi (ona) cezadır. (Buna) Kâbe'ye varacak bir kurban olmak üzere içinizden adalet sahibi iki kişi hükmeder (öldürülen avın dengini takdir eder). Yahut (avlanmanın cezası), fakirleri doyurmaktan ibaret bir keffârettir, yahut onun dengi oruç tutmaktır. Ta ki (yasak av yapan) işinin cezasını tatmış olsun. Allah geçmişi affetmiştir. Kim bu suçu tekrar işlerse Allah da ondan karşılığını alır. Allah daima galiptir, öç alandır."

5/ 95


"(Bu alış verişi yapanlar), tevbe edenler, ibadet edenler, hamdedenler, oruç tutanlar, rükû edenler, secde edenler, iyiliği emredip kötülükten alıkoyanlar ve Allah'ın sınırlarını koruyanlardır. O müminleri müjdele!"

9/ 112


"Ye, iç. Gözün aydın olsun! Eğer insanlardan birini görürsen de ki: Ben, çok merhametli olan Allah'a oruç adadım; artık bugün hiçbir insanla konuşmayacağım."
19/ 26


"Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır."

33/ 35


"(Buna imkân) bulamayan kimse, hanımıyla temas etmeden önce ardarda iki ay oruç tutar. Buna da gücü yetmeyen, altmış fakiri doyurur. Bu (hafifletme), Allah'a ve Resûlüne inanmanızdan dolayıdır. Bunlar Allah'ın hükümleridir. Kâfirler için acı bir azap vardır."

58/ 4


"Eğer o sizi boşarsa Rabbi ona, sizden daha iyi kendini Allah a veren, inanan, sebatla itaat eden, tevbe eden, ibadef eden, oruç tutan, dul ve bâkire eşler verebilir."

66/ 5



03-09-2008 22:51 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..





Mukabele Nedir?



Allah’ın iki elçisi her Ramazan’da Kur’anı karşılıklı okumak için bir araya gelirdi. Bu sünnet günümüze mukabele olarak gelmiştir. Mukabele, karşılıklı yapılan iş, karşılıklı yapılan okuma, karşılaştırma manalarına gelir.



Mukabeleye arz ve arza kökünden gelen muaraza da denilmektedir ki bu da her yıl ramazan ayında, o zamana kadar nazil olan ayet ve sureleri Cebrail (as)’in Hz. Peygamber’e O’nun da Cebrail’e okuması manasında bir terimdir.
Kainat durdukça insanlara bir hidayet ve nur olarak gönderilen bu Kitab-ı Kebir’in okuması da yine öyle kainat çapında büyükler tarafından yapılacaktı. Bunun üzerine Allah’ın sevgili iki elçisi, Kur’an-ı Kerim’i birbirlerine okumak üzere ramazan ayında her gece bir araya gelmekteydi. Her yıl bir defa yapılan bu karşılıklı okuma işi Allah Resulu’nun vefat edeceği yıl iki defa yapılmıştı. Bu son yapılan okuma işine de ‘Arza-i ahire’ denilmiştir. Allah Resulu bu mukabele (karşılıklı okumanın) iki defa yapılmasından vefatının yaklaştığını anlayarak bunu sevgili kızı Hz. Fatıma’ya bir sır olarak bildirmiştir.



03-09-2008 22:57 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

bılmıyorum nedır

03-09-2008 22:57 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..



Bu ay anlatılmaz; ancak yaşanır,


MUSTAFA AYDIN - ADAPAZARI SEZGİNLER CAMİİ İMAMI
Varlık da ne varsa hepsi Rahman’ın (cc) mührünü taşır. Zaman onun ikramıdır. İnsan için imar edilen dünya sarayı, ahiret sarayının ön kabul kapısıdır. Hayatı değerli yapan, bakanın gözü ve basiretidir. Bakmayı bilmeyen Kâbe’ye dahi nazar etse taştan başka bir şey göremez.
--------------------------------------------------------------------------------




Ebu Cehil’in bakışıyla Ebu Bekir (ra)’ın bakışı asla müsavi değildir. İkisi de baş gözüyle O’nu (sas) görmüştür. Kimin gönlünde hakikat ve iman sevgisi varsa o yücelmiş, diğeri ise alçalmıştır. Malumdur ki O’nu imanla gören sahabe unvanını almıştır. İmanı kaybedenler, o yüce ismi de kaybetmişlerdir.
RAMAZAN’I DEĞERLİ KILAN NEDİR?

Nurlu ay Ramazana bakan ve şahit olanlarda aynı konumdadırlar. Ramazanı değerli kılan iman ve onun şeâiri hükmünde ki orucudur. Zamanı kutsallaştıran imanlı insanın varlığıdır. Zira tüm kutsiyetler insanın yüceltilmesi için konulmuştur. Kâbe dahi insan için inşa edilmemiş midir. Müminin değeri Kabe’nin değerinden daha yücedir. Yoksa onun etrafında yaşayan onu imar edip ziyaretçilerine su ikram edenlerin Hakk (cc) katında değerli olmaları gerekirdi. Asla böyle değildir. İman ve cihat ehli Kabe’yi göremese de kıymetinden bir şey kaybetmez.

Ramazan her yönüyle manevi bir panayırdır desek anlatmış olamayız. Gönüllerin ve ailelerin sarmaş olduğu ve her şeyimizle bizi kutsadığı zamanın adıdır. Zamanın doğuş ve batışını bize ihtar ederken, semanın en büyük ayetleri olan güneş ve ay ile münasebetimizi pekiştirir. Doğuştan evvel sahuru tattırırken, batışı zevkler üstü zevk haline dönüştürür. Her güneş batışını doğuşunun niyet başlangıcı haline getirir. Asla ümitsizliğe fırsat vermez. Hilali ve güneşi iman ve amelimize şahit tutan bir aydır Ramazan.

Caddelerin iftar saatindeki sessizliği, İslamın sesidir. Tüm iman erlerini iftar sofrasına toplarken adeta kıyameti sembolize etmektedir. Öten sur değil fakat hakkın sedası olan ezandır. İkisi de hakkın izniyle harekete geçer. Her türlü lezzetin en yüksek mevkie çıkması ancak Ramazanın atmosferiyledir. Bedenler acıkıp susadıkça ruhlar doyuma ulaşmaktadır. Dudaklar kurudukça, gönüller manevi zevkle kanmaktadır. Mideler küçüldükçe, maneviyatımız artmaktadır. Sağlıktan dostluğa, yardımdan fedakarlığa, sahurdan iftara, hatimden duaya ne varsa tüm hayatı nur halkalarıyla sarmaktadır.

İMAN, İNSANIN KALBİNE SARAY İNŞA EDER

İman insanın kalbinde saray inşa eder, amellerse o sarayı zinetlendirir. Maddi azalarımızı haz ve zevklerini, iman basiretiyle görebilenler daima mutlu olurlar. İster sıkıntı, ister sevinçli olsun her durumda kâr hanesini doldurmak mümkündür. Gönüllerin miski amber misali kokusu ile havzu Kevser içimi arsında hayatı lezzetlendirir. Buluşma noktası cennet olana hiçbir şey ağır gelmez. Her amel cennet basamağı kabul edilir ve cennete varıncaya kadar iyiliklere doymaz.

Hayatın her anı ve durumunu ibadet zevkiyle yaşamak ancak gerçek imanlı gönüllerin nasibidir. Şehvetten servete, mevkiden iktidara, uykudan çalışmaya, yürümekten koşmaya ne varsa hepsi kulluk şuuruyla ifa edilir. Oruç ise tüm varlığımızı farklı şekilde sarıp sarmalayan bir manevi hazdır. Bu yolda acıkmak ve doymak aynı lezzeti temin eder. Ömrün ve günün bereketini güneş doğmadan programlar. Kazancın ikramı olan sadaka, fitre, zekat ve iftar ve hediyelerle maddeye esaretten kendini kurtarmış olur. Gerçek mükafatın günlerini gönlünde sayıklar. Her duruşu ve bakışı Rahman’ın cemaline hazırlık içindir. Tüm engelleri aşarak gönül alemini hakkın ziyaretine hazırlar.

ORUÇ FİİLİ DUADIR

Oruç sadece gıdayla alakalı değildir. Aynı zamanda fiili dua hükmündedir. Duanın yaşam ayıdır. Duayı vahiyle, vahyi imanla, imanı icabetle buluşturan bu ay ilimle zirveye tırmanmaktadır. Hilalin şahadetini gözleyerek, kelime-i şahadetten ölümde ki şahadete kapı aralamaktadır. Ramazanın hilaline şahadet orucu, Hakk’ın yücelmesine şahadet ise ölümü sevdirmektedir. Bu ay insan sevgisini ikram ile üst sıralara taşımaktadır. Sanki çağıranlar ensar, çağrılanlar ise muhacir edasıyla hareket ederler. Tüm iftarlar Rabbimiz’in, davetçisi Hz. Muhammed sallallahü aleyhi vesellem, hizmetçileri ise biz değilmiyiz. Bu ay anlatılmaz, ancak yaşanır, yazılmaz ancak hissedilir. O zevki hangi kelimeler anlatabilir ki, Tatmayan bilmez dendiği gibi, tadanlar o sevgiyi çoğaltabilir.


03-09-2008 22:58 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

[AY]par[ÇA]sı demiş ki; bılmıyorum nedır


bilmiyorsan okusana boşuna mı koyduk o yazıyı

03-09-2008 22:58 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

son dakika(gökay) demiş ki;

bilmiyorsan okusana boşuna mı koyduk o yazıyı


şeyyy amac sıse satasmaktı efendım

03-09-2008 22:59 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..



Bu sene son Ramazanınız olduğunu bilseniz nasıl bir oruç tutmayı isterdiniz?


ALİ BUDAK
Hiç düşündük mü? Kaç yaşındayız? Ve bu yaşa kadar ne kadar günah işledik? Kırk, elli veya altmış yaş... Kırk yaşında olanlarımız için gelin bir hesap yapalım. Her gün sadece bir günah işlediğimizi düşünelim.



Karşımıza 14.600 günah çıkıyor. Tabii bu hesap sadece bir günde bir günah üzerine yapılmış bir hesap. Bunların içinde büyüğü, küçüğü var. Bu günahlar içinde belki Allah’ın affetmeyeceği olanlar var. Bunların içinde kul hakkını ihlal etmek gibi cezası sadece ahirette verilecek olanlar var. Belki kıyısından da olsa faize bulaşma, yetim malı yeme, iyiliği emretme ve kötülükten uzaklaştırma gibi günümüzde en çok yapmamız gereken; fakat yapılmadığında büyük günah olduğu bizzat Efendimiz (sas) tarafından bildirilen büyük günahlar var. Belki de günahlarımıza karşı tövbe hissini kaybedişimiz gibi çok büyük günahlar da var işlediğimiz günahlar içinde. Günahlar durmadan birikiyor. Her bir günahtan küfre giden bir yol olduğunu da düşünürsek belki farkına varmadan Allah’ın bizlere ihsan ettiği nimetlerin üzerini örtüyor ve küfre giriyoruz.
Oysa bu muhasebeyi her an düşünebilsek ve çare arasak, günahlardan arınma yolları araştırsak göreceğiz ki her bir günaha katıyla sevaplarla karşılık verebiliriz. Bir de şöyle düşünün; bu seneki ramazan ayı bizim için son Ramazan. Seneye bu vakte erişemeyecek ve önümüzdeki bir sene içinde ruhumuzu Rahman’a teslim edeceğiz. Bu seneki orucu nasıl tutmayı ve hangi duygularla bezemeyi isterdik?

Kardeşimize karşı tebessüm etmekten tutun da yolda bulunan ve insanlara rahatsızlık veren bir çalının, bir taşın kenara atılmasına kadar hayatı yaşarken karşılaştığımız bu tür bütün işlerin sadaka sayıldığı, her hareketimizde bize sayısız sevaplar kazandıran çok güzel bir dinimiz var. “Allah yolunda sabah akşam evden çıkıp O’nun yolunda koşturmak dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır.” “Geceleyin iki rekât namaz kılmak, dünyadan ve dünyadaki her şeyden daha hayırlıdır.” müjdesini veren bir İki Cihan Sultanı Peygamberimiz (sas) var. Merhametinin genişliği bilmemiz gerekiyor.


03-09-2008 22:59 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com