insanda vicdan olması, duygu olması, algılama ile alakalıdır, Allah ile değil..
düşüncelerimiz duygularımızı şekillendirebilir..
başka bir filozofun başka bir öğretisine görede, hayır duygularımız, düşüncelerimizi şekillendirir..
bu tamamen maruz kaldığımız hayat sürecini, deneyimlerimizi nasıl algıladığımız ile alakalıdır..
ben bir ateistim değilmi..
evet..
öyleyse bende vicdan yokmu..
neden olmasın..
özürlü bir çocuğa yardım edecek kadar vicdan var bendede.. başka muhtaçlarada yardımda bulunabilir, acıyabilir, sevebilir, yada nefret edebilirim..
bunlar insana dair duygulardır.. duygular ise kanımca algılama ile alakalıdır..
1.görme (göz)
2.duyma (kulak)
3.koklama (burun)
4.tat alma (dil,damak,dudak, kısaca ağız)
5.dokunma (cilt, ten)
bunlar fiziksel duyu organlarımız ve yeteneklerimiz..
işte bu organlarla deneyimlediğimiz hayat tecrübesi duygularımızı, öngörümüzü oluşturur.. bilinçaltı yoluyla dolaylı olarak etkileniriz, yada fiziksel olarak bu organlarla duyumsayarak/algılayarak etkileniriz/ maruz kalırız..
bir insanda vicdan yada vicdani duygular olması Allah'ın varlığını kanıtlayamayacağı gibi, bir insanda hiç vicdani duygu olmaması, acımasız, duygusuz olmasıda onun ateist olduğunu kanıtlamaz..
vicdan doğuştan varolan değil, edinilen bir özellik ayrıca..
ayrıca iyi-kötü yada güzel-çirkin gibi kavramlar görecelidir yine.. kişiden kişiye iyi değişir..
birinin güzel bulduğuna, öteki çirkin diyebilir.. bunlar göreceli kavramlar. kalıcı ve sabit değil.. sizde bundan yola çıkarak ahlaktan dem vurmuşsunuz..
oysa ahlak, doğuştan varolan değil, sonradan edinilen bir kavram... edinilmesinde aile, toplum, çevre etkisi büyük..
kainatın her döneminde din inancı var demişsiniz birde...
ilahi dinler tarihi 6000 - 8000 yıl öncesine dayanır.. Dünya gezegeninin daha yaşlı olduğu biliniyor.. ilahi dinlerden öncede dinler vardı evet.. Ancak tektanrılı değil, çoktanrılı yerleşik yaşamlar vardı o yıllarda.. putlar bile vardı eğer ona bakarsak..
ben bir ateist olarak diyorumki.. bir insanın bir put üretip onu kendine Tanrı seçmesi ne kadar akla uygun ve mantıklı ise, bir insanın dogmatik, soyut bir kavram yaratıp, onu kendine Tanrı seçmesi, tapınması ve ondan medet umması daha az mantıklı ve daha akıldışıdır..
bundan putperestliği özendirdiğimi sanmayın sakın... putperest olanların zekasını sorgulamak gerekir.. ilahi, dogmatik dinlere inananların ise mantığını sorgulamak gerekir..
işte burda hakaret bile edilmiş ateistlere..
akıllı denemez ateistlere deniyor kısaca..
demişsinizki biz çoğunluğuz, siz azınlıksınız, öyleyse Allah vardır, sizde aptalsınız..
peki..
insanların yaklaşık %52 si ilahi dinlere, dolayısıyla aynı varsayılan Allah'a inanıyor yeryüzünde.. hristiyan,müslüman ve musevilerin toplamı bile ancak %50lere ulaşabiliyor.. diğerleri taoist, budist, hinduist, konfuçyunist ve diğer ilahi/semavi olmayan dinler..
siz diyorsunuzki bir 'kutsal ittifak' var ve bu Allah'ın varlığına kanıt..
bende diyorumki değil.. olsa bile çoğunluk olmak buna kanıt değil...
insanların %70 i sigara içiyor diyelimki...
geriye kalan %30 haksız, aptalmı oldu şimdi..
yada ingilterede 15-25 yaş arası gençlerin %65i uyuşturucu kullanıyor... ne olacak şimdi.. uyuşturucu kullanmayanlar aptalmıdır, haksızmıdır..
tesadüf hangi ve kimin koyduğu kanunla zıtlaşmak demektir?
burda sorgulanması gereken bir kanun olup olmadığı, varsa eğer bir kanun, bu kanun/kanunları kimin ne amaçla koyduğudur..
tesadüfen oluştu bu evren demiyor ateistler ayrıca...
Ateizm, Allah yada tanrı inancını red ediyor sadece, yerine bir başkasını koymuyor ama.. yerine bir başkasını koyan yada Tanrıyı kabul etmesine rağmen dinleri red eden felsefi akım Teizm ve Deizmdir..
salt daha kolaydır diye, neden kolay olmayı seçelimki...
Ayrıca eğer yaratıcı, birşey yada birçokşey yaratıyorsa, yarattıklarından yine kendisi sorumludur.. ve yarattıkları yine kendisini temsil eden aynalar gibidir..
mesela yazar kutsal kitapta.. 've, kendi nefsinden üfledi insana' diye.. bu durumda insan nefsi, Allah nefsinin bir parçası haline gelir.. Bir parçası, tek bir zerresi bile olsa insan o büyük parçadır, bu durumda o büyük parçanın varlığı, direkt olarak kendini oluşturuan daha küçük parçalara bağlıdır.. bu verilen madde örneği, tanrıyı insancıllaştırır, insanı ise tanrılaştırır.. ama Allah'ın varlığını kanıtlamaz...fakat insanda bir aidiyet duygusu olduğunu kanıtlar..
tabiki bir kumandana bir topluluk vermek daha kolay idare açısından...
neden bir idare ihtiyacı duyulduğunu hiç tartışmadan kabul edenler için mantıklı olurdu bu, bir ateist için değil...
inkar etmek <<< gibi bir tabir kabul edilemez.. ancak varolan birşey inkar edilebilir..
olmayan birşey inkarda edilemez..
ayrıca şeytana tapmıyorum ben.. şeytanada inanmıyorum çünkü şeytan kavramıda dogmatik ve yine insan tarafından yaratılmış bir kavram...
Ayrıca 'Allah herşeye hakim olsun diye insanı yarattı diyorsunuz' ....
iyide Allah hakim olunan 'herşey'i de zaten kendisi yaratmadımı... ? ayrıca neden bir tür hakimiyet kurma ihtiyacı hissetmiş Allah ?
eğer hakimiyet kurma ihtiyacını hisseden Allah değil insan derseniz, o haldede insan üzerinde Allah'ın neden hakimiyet kurma ihtiyacı hissettiği sorusu çıkar ortaya?
bir yönetme egosumu var Allah'ın?
hakim olmak zorundamı insana ve yarattığına?
madem hakim olmak zorunda insana ve yarattığına, o halde neden ödülle kandırma ihtiyacı ve cezayla korkutma ihtiyacı hissetmiş?
sınav dediğiniz şey neyin sınavı...
kendi yarattığı kulları sınava sokuyorsa, kendini sınava sokmuş olur Allah, çünkü kendi yarattığından yine kendi sorumludur..
eğer kendi yarattığından kendi bile sorumlu olamıyor, sorumluluktan kaçıyorsa Allah, o halde neden kendi yarattığı kulları cezalandırma ihtiyacı hissediyor?
Bu durumda Allah yaratan fakat yarattıklarının sorumluluklarını almaktan kaçan bir varlık olmuyormu?
ayrıca işlenen günahlar için ceza veriyor.. O günahı işleyebilen nefsi, insana zaten kendi nefsinden üflememişmiydi.. eğer bir yaratıcı , birşey yaratıyorsa, yarattıkları yine kendisinde olan özellikler değilmidir?
Bu durumda Allah kendindede olan özelliklerimi cezalandırıyor cehennemde?
Allah insana nefs/akıl/irade vb. vermiş, kulları imtihan ediyor diyenlere cevap:
Allah'ın insanları ve btün evreni yarattığını varsayarsak,
bu durumda Allah kendi yarattıklarının yapacağı olmulu/olumsuz herşeyden sorumludur.. o yaratılanlarda varolan herşeyi, onlara Allah verdiği için, onun vermediği iyi/kötü hiçbir özelliğe sahip olamayız..
şimdi yeni sorular:
buna göre ödül/ceza yada cennet/cehennem kimin içindir..
Allah kendi yarattığının sorumluluğunu üzerine almıyorsa ve bununda yanında gücü herşeye yetiyor, geleceğide biliyorsa,
zaten sonunu bildiği bir filmi neden izlemektedir..
???????
yokeğer, sonu bizim seçimlerimizie, nefsimize, irademize bağlı ise, insanlar neden eşit şartlarda doğmamaktadır, eşit şartlarda doğduğumuzu varsayarsak bile, insan nefsi, iradesi neden kusursuz olmadığıan göre, bizimde bu nefsi kendimiz yaratmadığımıza göre,
Allah ahirette kendi nefsinimi yargılamaktadır..