Sen Allah'tan medet umuyorsun ailene şifa versin diye mesela...
illaki medet umma/sığınma ihtiyacı hissediyosun çünkü..
bu gayet doğal... kimsede buna bişey demez..
Bağnazlar ise her nedense, inanmayanların birşeye sığınma ihtiyacı olmadığına tahammül edemezler..
cennet cehennem vaadleri var birkere..
ceza var ödül var semavi dinlere göre..
Yaşlı bir teyzeye, yada engelli birine karşıdan karşıya geçmesinde yardım etmek için, Allah'ın bana vaad ettiği cennete ihtiyacım yok benim..
Bunun iyi niyetli birşey, bir hayır olduğunu zaten biliyorum.. cennete gidicem diye, yada Allah rızası için değil, kendi iyi niyetimden yardım ediyorum mesela x kişiye, x konuda..
Cehennem konusuda aynı, birine bi kötülük edecek olan insan cehennem korkusu ile, ateş yılan çiyan gibi abuk sabuk imgeleri düşünmez o anda..
onu, o kötülüğü yapmaya iten ne varsa onu düşünür..
medet ummak için Allah'a inanmak dışında,
türbeye, sakala, ağaca inanan,
ondan medet umanlarda var.. üstelik kendilerine müslüman diyor birçoğu..
Müslüman mahallesi diye bi yerde yok.
salyangoz satanda yok..
Kendi bağnazlığınızı, bütün müslümanlara mal etmeyin derim...
Sivas'ta diri diri insan yakanlarda bu 'salyangozlu manşetlerle' gaza gelmişlerdi, insanları yakmışlardı.. birde kendilerine müslüman demiş, bunu islam adına yaptıklarını söylemiş, İslam dinine yüklemişlerdi kendi günahlarını..
sizinkide buna benzemiş..
senin dininde olmayan herkese kpk dersen, bu kendi kpk'liğini kanıtlar.. cehaletini ve tahammülsüzlüğünü kanıtlar..
İslam'ı bilen biri zaten Kafirun suresinide bilir, Maide suresinide bilir, Al-imran suresinide bilir..
Bütün Kuran'ı da bilir..
İslam dini, diğer dinlere düşmanlık besleme, hakaret etme dini değildir..
bunu bu hale sokanlar
bence İslam dininin hem toplumdaki,
hemde bütün dünyadaki imajına zarar verirler..
Evet. varın ispatı, yokun ispatından daha kolaydır..
varın ispatı bir ağacın varlığını ispat etmek kadar kolaydır.. bir bahçeye, ormana gidersiniz.. orda bir ağaç görürsünüz.. ve işte ağaç ordadır, vardır.. dokunabilir, görebilir, koklayabilir hatta yiyebilirsiniz bile ağacı..
bir ateist için Ağaca bile inanmak, Allah'a inanmaktan daha mantıklıdır..
Ayrıca bir ateiste 'tanrının olmadığını ispatla' diyemezsiniz.. neden diyemeyeceğinizi zaten 'AnTi' ye verilen cevapta yazmıştım.. gözünüzden kaçmışsa yine yazayım..
"XYZ yoktur" şeklinde bir önerme ortaya konamaz: Burada XYZ tanımsız çünkü. Önce XYZ için bir tanım yapılması gerekir. Eğer bu bir tanıma sahipse, bu "varlığının" iddiasıdır. Eğer ispat edilemiyorsa bu durumda varlığına dair iddia çürütülmüş olur. Doğal olarak bu durumda XYZ'nin yokluğu ortaya çıkar. Sorun semantik bir sorun, lojik değil.
Lojik olarak bakarsak A -> /A yani, A'nın değili durumudur ortada olan. A tanımsız iken, /A da tanımsızdır. Eğer A doğru ise /A yanlıştır. Ama hiç bir zaman /A, yani "A değil" yada "A yanlış" gibi bir önerme sunulmaz.
Olumsuzluk, "bir şeyin tersidir", "bir şey" yoksa, olumsuz hali de yoktur, tanımsızdır, sorgulanmaz. Bu yüzden, "ŞU yoktur" gibi bir önermeyi incelemek abesle iştigaldir. Çünkü bu aslen "ŞU vardır" önermesinin olumsuz halidir. Eğer, "şu vardır" önermesi doğrulanabiliyorsa, tersi olan "ŞU yoktur" önermesi yanlıştır. Kısaca, "/A, A Değil" tartışılmaz. Ancak A tartışılabilir.
Bu durumda "Süpermen yoktur" aslında "Süpermen vardır" önermesinin değil/olumsuz halidir. Ve bakılması gereken bu önermedir. Basitçe, bir telden akım geçiyor. Buradan "10 amper geçmiyor" diye bir ölçme şekli yoktur. Geçen akım ölçülebilir, geçmeyen akım ölçülemez. Bakılır, akım 10 Amper ise, bu önerme yanlıştır, değilse doğru. Ama dikkat edin, geçmeyen akımı değil, geçen akımı ölçebiliyoruz.. Burada bir adam yok derken, adamın yokluğu araştırılamaz, ancak adamın varlığı araştırılabilir.
İşte bu yüzden Tanrı'nın yokluğunu sorgulamak abestir, olmayacak iştir. Çünkü olmayan şeyi ölçemezsiniz. Ancak, tanrının varlığı ispat edilirse bu önerme otomatikman yanlış olur, aksi halde de doğru.
ayrıca ateizm Allah yoktur derken, şu yada bu vardır demez... salt Tanrı'yı red eder.. dolayısıyla ateizmin tanrının yerine koyduğu herhangi bir varlık,küdret,güç yoktur.. olsaydı Teizm yada Deizm olurdu bu, ateizm değil..
İşte o kapı ve o delîllerden ilki: Âlem, mümkinât nev’indendir. Yani varlık ve yokluğu müsâvidir. Varolduğu gibi, olmayabilir de. Varolurken de, hadsiz oluş keyfiyetlerinden herhangi birinin olması imkân dahilindedir. Yani en az varolan kadar olmayan da varolma şansına sahiptir. Her mümkün ise, kendi dışındaki bir sebebe bağlıdır. Öyleyse önce varolmayı, sonra da varolma şekil ve keyfiyetini, olmamaya ve olması mümkün diğer şekil ve keyfiyetlere tercih eden birisi vardır. O da Allah'tır (cc). <<< gibi bir önerme yada varsayım tabiki kabul edilemez.. neden kabul edilemediğine bakalım şimdi:
varolduğu gibi olmayabilirde diyorsunuz ve bunu değişken olmasına dayandırıyorsunuz kısmen..
fakat sonrada diyorsunuzki 'her mümkün(olasılık), kendi dışındaki bir sebebe bağlıdır'
tabiki değildir.. aksi takdirde bu önermenin doğru olduğunu varsayarsak, Allah'ın varlığıda, kendi dışındaki bir sebebe bağlı olmuş olur.. bu durumda bende size Allah'ın varlığı, kendi dışındaki nasıl bir sebebe bağlıdır diye sorarım
şimdi müsadenizle diğer öngördüğünüz diğer delillerle devam edelim
bu daha çok varoluşçuluğu ilgilendiren bir tez..ateizmi değil..
bir ateistten varoluşçuluğa karşı bir anti-tez istiyorsanız illaki, elimden geleni yapıyım memnuniyetle..
yukarda öne sürülen tez, hereyin bir başlangıcı olduğunu varsayıyor.. zaman/mekan ikileminin bir başlangıcı vardır iddiasını okuyoruz yukardaki tezde.. tez kabul edildiğinde ise Big-bang sürüncemesine kadar devam eden bir tartışma konusu var bunun içinde..
Big-bang teorisi üzerine...
· Big Bang teorisi yaratılışı ve Tanrı'nın varlığını desteklemiyor mu?
Her şeyden önce, big bang modeli kesin olarak kanıtlanmış bir model değildir. Eldeki modellerden biridir ve günümüzde en popüler olanıdır.
Ayrıca bu model yaratılışçı bir evren açıklaması gerektirmez. Bilimde, (teorik fizikte) big bang'in neden meydana gelmiş olabileceği ile ilgili de pek çok açıklama vardır. Bunların pek çoğu da bir sebebin varlığını gerektirmez.
Bunlara bir örnek verecek olursak, ünlü fizikçi Stephan Hawking'in "Başlangıcı olmayan evren" modelini düşünebiliriz. Bu fikre göre evren kendi üzerine kapanan bir kapalı çevrim oluşturur (aynen iki boyutlu bir düzlemin üçüncü boyutta katlanarak bir küre haline getirilebilmesi gibi). Böyle bir modelde evrenin başlangıcını aramak anlamsız olmaktadır, çünkü Stephan Hawking'in kendi verdiği bir örneğe göre böyle bir evrende big bang'e neyin sebep olduğunu sormak, dünya üzerinde "Kuzey kutbunun 5 km kuzeyinde ne vardır?" sorusunu sormaya benzer. Yani anlamsızdır.
Fakat bu noktalar bir yana, big bang modelinde sözü edilen şeyle, dinlerin yaratılış açıklamaları arasında hiçbir alaka yoktur. Big bang modelinde evren bir noktadan genişleyerek varolur ama evrene yayılan maddenin nereden geldiği konusunda bir yorum yapılmaz. Bu konuda yorum yapan başka fikirler varolmakla birlikte, bu konuda bağlayıcı bir sonuç yoktur. Dinlerin yaratılış hikayesinde ise Tanrı evreni 6 günde yaratmıştır ve yoktan var etmiştir . Neden bu işin 6 gün aldığı konusu bir yana, kutsal kitaplardaki yaratılış hikayesiyle, modern bilimdeki big bang teorisinin hiçbir ilgisi yoktur.
intizam ile ilgili cevabımı yine 'AnTi' rumuzlu katılımcının yazdıklarını cevaplarken yazmıştım.. Forumu okumadan kopyalayıp yapıştırmışsınız buraya..
bakın çevrenizde, doğada, toplumda gördüğünüz uyum ve intizam bir sistem olduğuna kanıttır.. dogmatik bir inanç olduğuna değil...
Ayrıca intizam, uyum, simetri gibi kavramlar göreceleridir.. kişiden kişiye farklılık gösterir..
sizin intizam gördüğünüz bir resimde, bir başkası dağınıklık görebilir.. oysa burdaki gerçek hem sizin, hemde ötekinin aynı resme baktığıdır..
Aaa çevre ne kadar düzenli, herşey muntazam bir düzen ile işliyor, hele şu insan vücudu, organları, nasılda birbiriyle ahenkle çalışır diye düşünüp öyleyse Allah vardır diyemeyiz..
sanat vardır... öyleyse Allah vardır diyorsunuz..
sanat varsa, sanatçı vardır demelisiniz oysa..
kolay ve karışık, kısa zamanda yapılan işlerde neden sanat ve kıymet olmaması gerekirmiş yani birşey illaki zormu yapılmalıdır kıymetli olması için..
2 insanın bir çocuk üretmesi 2dk - 25 dk zaman alabilir.. doğacak olan bebek kıymetsizmi oldu şimdi kısa zamanda üretildiyse ?
yada başka bir örnek.. ATM'den nakit çekmek 50 saniye - 120 saniye arası bir zaman gerektirir... örneğin özürlü olan erkek/kız bir dostuma bir hediye almak için ATM'den para çekiyorum diyelim.. kısa zamanda ve zahmetsizdir diye, kıymetsizmidir çektiğim para ?
kainattaki her eserim karışık yada çeşit çeşit olması, çeşitliliği ve türleri kanıtlar, Allah'ın varlığını değil...
yine aynı şey.. Bünyas kardeşim.. okuduğunuz kitaptan etkilenmişsiniz bunu anlayabilir ve hak verebilirim size.. Ancak malesef aynı şeyi farklı kelimelerle defalarca yazmışlar o kitapta..
yazıda diyorki.. bitki, hayvan, eşya, insan herşeyin bir amacı , nedeni, gereği/ ,görevi vardır.. herşey bir işe yarar ve gereksiz değildir.. israf yapılmamış yazıyor..
tamam güzel ama siz bütün bu sistemi, doğayı, doğanın kendisinde olan doğal kanunları açıklayamayıp, salt aklınız başka türlüsüne ermiyor diye Allah vardır diyorsunuz.. bu doğayı yaratan bir zeka olmalı diyorsunuz.. kısacası bir kaynak arıyorsunuz bu gördüğünüz muntazam sisteme... sistem, doğa yada başka birşey.. hepsinin dogmatizm ve ilahi/semavi dinler dışında da, bilimsel açıklamaları var zaten.. neden/sonuç ilişkisine dayanarak Allah var denilemez.. O halde Allah'ıda var eden yeni bir neden yada sonuç bulunması gerekir.. bu da ilahi dinlerdeki 'Allah yaratılmamıştır' ilkesine ters düşecektir..
bu zaten tamamen safsata olmuş...
Bir şefkat, merhamet hele hele rızık kavramı dogmatik öğretilerle açıklanamaz..
yazıda şöyle denmiş [i]''Yardım gönderilmesi, gönderilen bu yardımın ihtiyaca tam cevap vermesi açıkça ispat ediyor ki, bütün bu ihtiyaçlara, her şeye kendisinden daha yakın bir şefkat eli cevap vermektedir.''[i] <<< afedersiniz ama, yardım gönderen kim, nerde ve kime hangi yardımı göndermiş..
rızık yağmıyor gökten mesela insanlara.. yağmur, kar vs. yağıyor bazen... toprağa düşüyor.. topraktada rızık yetişiyor dersiniz şimdi..
toprakta, rızıkı yetiştiren insan...
kazananda insan...
çalışıp, emek verip, alınterini satarak evine rızık götürende aynı insan..
Dolayısıyla şefkat, sevgi yine insana dair duygulardır..
merhamet yine insana dair duygulardır, vicdanı temsil eder..
rızıkta insana dair tabiki, emek verir, kazanır onu. elde eder o rızıkı..
kainat bütün bu yardımlaşma faaliyetiyle Allah demiyor.. diyorsada ben duymadım..
Bütün bu yardımlaşma faaliyeti insandaki vicdanın bir kanıtıdır...
doğadaki sistem ve solucanların başka yaratıkların imdadına koşması örnek gösterilmiş...
buda yine daha öncekilerde olduğu gibi sistemle alakalı, doğanın doğal kanunları olduğunu kanıtlıyor, Allah'ı değil
burdada insan ırkının farklılıklarından sözediliyor.. her insanın yüzü farklıdır deniyor..
Güzelde kişilerin simalarının farklı olması neden Allah'ın varlığını kanıtlasınki..
senin yüzün, benim yüzüme benzemiyor, öyleyse Allah var...
bakın Bünyas kardeş, kişilerin cilt renkleride farklı mesela, cinsiyetleride farklı, yüzleride farklı.. fakat bu tamamen genetik bir açıklamadır.. kişilerin genleri ve hormonlarıyla alakalıdır, Allah ile değil..
Gen haritası bile çıkarıldı yahu, hala neyi konuşuyoruz..