Ne yaparsa yapılsın, bir iyilik mesela; Allah rızasını gözetmek menfaat değildir. Bir gerekliliktir. Allah rızası kulun hedefidir.
E artık, bunu da istismar eden tabi ki düpedüz ahmaktır diyeceğim ama nasıl olacak ki?
Yapılan iyilikler için kullardan karşılık beklenirse, yarın yevm-i mahşerde Allah cc o kula, "git karşılığını o kullardan iste o zaman!" diyecektir. Bu bir ayettir. Ayetin devamı ise, "karşılığını Allahtan bekleyenlere gelince, habibim onlara müjdele, onlara sınırsız bir mükafat vardır"
Fakat yapılan iyiliklerin elbette gizli olması ve sırf Allahın bilmesi, Allah katıda en mükemmelidir.
Fakat yapılan her ne olursa olsun iyilik adına, Allah için olmasında bir sakınca yoktur ve bu karşılık beklemek değildir.
mustafa ABİM MALUMUNUZDUR, BİR YANDAN İŞİMİZ OLUYOR. HEM İŞİ YAPIYOR HEM DE CEVAP VERMEYE GAYRET EDİYORUZ. TAKDİR EDERSİNİZ Kİ İŞİ DE AKSATMAMAK LAZIM DEĞİL Mİ AMA.
Kulun öncellikli hedef ve gayesinde ne cennet vardır ne de cehennemden sakınmak vardır. Öncelik Allah rızasıdır. Ama diğerleri de gereklidir. Mesela bir hadisi şerifte geçtiği duaya göre:
"Kul günde elinden geldiğince günahlardan sakınıp 7 defa (veya dilediği kadar) -ALLAHÜMME ECİRNİ MİNANNÂR, VE EDHîLNEL CENNETE MEAL EBRAR- (Allahım! Beni cehennem ateşinden koru ve salih kullarınla birlikte cennetine koy) derse, Allah o kişiyi cehennmeden korur"
Demek ki Allahtan, cehennemden sakınma ve cenneti de istemek gerekiyormuş.
Tabi ki kulundan razı olan Allah cc, kuluna gereken değer ve makamı da ihsan edecektir. Zira bunda asla şüphe yoktur.
"Kul günde elinden geldiğince günahlardan sakınıp 7 defa (veya dilediği kadar) -ALLAHÜMME ECİRNİ MİNANNÂR, VE EDHîLNEL CENNETE MEAL EBRAR- (Allahım! Beni cehennem ateşinden koru ve salih kullarınla birlikte cennetine koy) derse, Allah o kişiyi cehennmeden korur"
Yazıyı neden yarım ele alıyorsun be abim. "Elinden geldiğince günahlardan sakınıp...." diye başlıyor ya.
Nedir elinden geldiğince? Allahtan emredileni yapar, nehyedilenden sakınır, haram helali bilir ona göre yaşar, farzları öğrenir ve uygular ama neticede kuldur, beşeriyet icabı elbet günah işleyebilir.
Kul elinden geldiğince günahlardan sakınır ama dua hayatında, olmazsa olmazlardandır. Kul amel de edecek, gayrette edecek fakat duayla manevi destek alacaktır. Dua, Allah cc ile manevi konuşmaktır bir nevi.
Allah cc buyuruyor ki ayette: "(Kullarıma) de ki: "Duanız olmasaydı Rabbim size ne diye ehemmiyet versindi?"
Amel işlemekle Allah rızası kesin garanti edildi demek değildir. Hiç bir şey değildir. Dua işi pekiştimek ve Allahtan manen ve manevi destek almaktır. Netice ahirette belli olcaktır.
Kul'a düşen dünyada hem amelle hem de duayla kendini Allaha kabul ettirmesidir. Elbet Yüce Mevlam az daolsa yapılanları zayi edecek hali yoktur.
Bak güzel abim Birincisi ben hayatımda hiç bir zaman "ben daha iyi biliyorum diye ne edasına girdim ne de bir başkasını benden az biliyor edasında bulundum" Bu çok büyük günahtır, kibirdir, ucûbdür yani kendini beğenmedir ve riyadır.
Sana yetiyor gelebilir abim, ama Allah bununla kula iyi olmak yetmez diyor. Allah cc bu konu hakkıdna şöyle buyuruyor Kuran-ı Kerimde:
"De ki: sırf inandım deyip amel etmemekle salıverileceğinizi ve hesaba çekilmeyeceğinizi mi sandınız"
Demek ki kalben iyi olmakta var ama öncesinde amel etmekte yani Allah kul olmakta var işin özünde.
"İyi be, (kendi adıma diyorum) ben iyiyim, kalbim temiz diyeyim sonra amele tme4den yan gelip yatayım" Bu yaratılışa ve kulluğun doğasına aykırı bir olaydır.
Bir diğeri de mustafa abim, size göre adı misyonerlik olsa da bu bir davettir. Peygamberî bir metoddur. Peygamberlik artık yok ama onun vazifeleri kıyamete dek devam edecektir.
Kim yapacak bunu? Sadece camii görevlileri ve ilahiyatçılar değil mi? Asla!
Her Mülüman dinin görevlisidir, illaki adına bir görevli denecekse...