arkadas


 
bosluk
   Cevap Ekle  
Toplam Cevap: 62
Forumlar >> Dinler, inançlar, mistisizm >> dinler arası diyalog mu? bosluk
Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
Kutudaki yazili sayfaya git -->
Yazar dinler arası diyalog mu?
offline Yabancı..

biz sen ayrımı yok ki mustafaaaaa
eğer anlattığın kadar ii bi birey varsa sinanın söylediklerini yapmaması için hiç bi engeli yoktur ve eminim ki yapacaktırdaaaa

21-03-2008 14:03 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

peki zor olanı başaran kolayı neden elinin tersi ile iter?
tasavvufta nefis terbiyesi vardır nefsine hakim olmadığı için olabilr mi?

21-03-2008 14:07 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

mustafa demiş ki; işimden ediyorsun ..çıkmalıyım ..başka zaman devam edelim ..kolay gele..
sana da kolay geleee

21-03-2008 14:12 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

kudret demiş ki; saolasın abicim yine ılımlılığınla taktir edidyorum seni
ben bunu aydınlatmak için açmadım bunu haddim de değil aydınlatmak
ama şunu söleyeyim eğer hoşgörü adına yapılıyorsa
resulullah kafasına taşlar atıldığı ve daha pek çok işkenceye maruz kaldığı halde islamı anlatmaya çalışmış.onları islama davet etmiş günümüzde davet yok sadece diyalog var ve ben sebebinin devlet stratejileri ile alakalı olduğu kannatindeyim...


Muhteremim, zaten onu vurgulmaya çalışıyorum ama galiba başarılı olamadım. Hoşgörü derken bunun açılımı çok önemli.

Bir kere, DİN tebliğ işidir. Yani artık peygamberler gelmeyeceğine göre ehil olan kullar; ilimleriyle, halis yaşantılarıyla dini anlatmakla ve yaymakla mükelleftir. Netice ve hidayet elbet Allaha aittir. Kadın erkek her dindar kişi bu mesuliyeti hissetmeli ve çapınca gayrette bulunmalıdır.

"Din görevlilerinin işidir bu" diyorlar. İyi de din görevlisi tabiri, çok çok bir kaç on senelik kavramdır. "Din görevlisi" diye bir ibare yok ki İslamiyet’te. Hatta bu ifadeye karşı bile çıkmakta. Din bir ticaret metaı mı ki resmi görevlisi olsun. Akıllı ve reşit yaşa gelmiş kadın erkek her dindar dinini görevlisidir.

Diyalogtan kasıt şuysa, eh, biraz ehven-i şer bakarım. Derse ki birisi:

-Tamam, hak din İslam’dır. Bizde İslam dinini bütün dünyaya hakim kılmak için bir nevi hile-i şer yapıyoruz. Yani, kendi dinimi olan İslam’ın güzelliklerini gayrı müslimlerin sempati duymasını sağlamak için bir nevi uygulama yapıyoruz.

İyi de nasıl olacak bu iş?

Her işin başı ilimdir. Onu başı ameldir, onun da başı takva ve ihlasdır. Hz Peygamber sav bu dini yayarken çok uzun uzun konuşmadı. Bizzat örnek oldu ve bizlere de böyle tavsiye etti.

E peki, bizde nerde o kadar ilim? Bırakın bir dini yaymak için gerekli ilmi ve manevi donanımını, bir abdest almaktan, namazın şartlarını, farz nedir, zekat kurallarını v.s. bilmekten aciz yüz binler belki de milyonlar var. Öyle haller gördüm ki gözlerimle küçük dilimi yutmamak için zor tuttum kendimi. Ama sorsan, "kendini iyi niyetli görüyor dini yayma hususunda"

"İyi de kaş yapayım derken sen göz çıkarıyorsun" diyorum. Başlıyor bu sefer gürlemeye, bağırmaya. Mecburen bir müddet susuyorum. Amacım onu asla ve kat'a küçümsemek olmamakla beraber, bir iki basit soru soruyorum -ki herkesin bilmesi farz olan ilimden emin ol cevap veremiyor. Veremediği gibi şeytan ve nefs devreye girip benimle tartışmaya başlıyor. "Peki, sen nasıl bir gayrı müslimin hidayetine vesile olacaksın böyle?" diye soruyorum.

Anlayacağını kabullenmiyor, hiddetleniyor. "İslamiyet nasıl bu hale gelmişse senin yüzünden geldi" diyor bana. Daha kendi dindaşı olan benim kalbimi kırıyor, rencide ediyor, üzüyor, birde bir başkasına din anlatacak.

Dedim ya, ilim işin başı. İlimden kasıt ağırbaşlılık, sabır, diğergamlık çok önemli. Din bir günde gelmedi ki, yaklaşık 25 seneyi bulan bir çile hayatıyla geldi.

Allah ilmimizi arttırsın ve amelimizi salih eylesin.


21-03-2008 14:14 | cevapla | Şikayet Et!
offline Yabancı..

amin..
tasavvufta kemale ermek için nefis terbiyesi gereklidir bilirsiniz kemale ermek içinde
önce ii bi insan olmak gerek hem de her yönden hatta mustafa arkadaşın üstte yazdığı tüm özellikleri taşımak gerek
hani diolar ya benim kalbim temiz ben inanıyorum ki kalbinin bu kadar temiz olduğunu iddia eden arkadaşlar nefsine hakim olacak ve salih düşüncelerini salih düşünceleri ile tamamlayacaklardır...

21-03-2008 14:19 | cevapla | Şikayet Et!
offline K A T A R ! N A
Mesajlar: 450

8705
Elhamdülillah müslümanım..tam anlamıyla bütün gereklerini yapıyor sayılmam...ama araştırmışımdır islamı..ama hep şu düşünce vardır aklımda..bu ülkede olmasaydım veya annem -babam başka bir dine mensup olsaydı ben gene doğru yol olan islamı seçermiydim..Bir ikinciside zamanında dinler bölünmüş ve birkaç din çıkmış ortaya..ve son din olan islamı seçmiş birçok insan..bugün aynı olay olsa ve yeni bir din ortaya çıksa bu dine inanmak kolay olurmu veya inanırmıyım

21-03-2008 15:51 | cevapla | Şikayet Et!
offline Angel Man
Mesajlar: 5801

48546
K A T A R ! N A demiş ki; Elhamdülillah müslümanım..tam anlamıyla bütün gereklerini yapıyor sayılmam...ama araştırmışımdır islamı..ama hep şu düşünce vardır aklımda..bu ülkede olmasaydım veya annem -babam başka bir dine mensup olsaydı ben gene doğru yol olan islamı seçermiydim..Bir ikinciside zamanında dinler bölünmüş ve birkaç din çıkmış ortaya..ve son din olan islamı seçmiş birçok insan..bugün aynı olay olsa ve yeni bir din ortaya çıksa bu dine inanmak kolay olurmu veya inanırmıyım


evet güzel bir soru kardeş...

yalnız, din konusu o kadar derin ve hassas ki.. Ben herkese okumayı tavsiye ediyorum.. Kulaktsan dolma bilgiler ile değil.. Anne babanın dini değil, hangisi seni daha huzurlu kılıyorsa ve mantığına hangisi yatıyorsa.. Zaten okuduğunda anlayacaksın ki, son din olan İslamiyet en toparlanmışı, dağılmamışı ve mantıklısı...

Diğer dinlerde kendi içlerinde bölünmüştür... Şu an Avrupada ve ABD de hızla İslamiyet yayılıyor.. O nedenle ki misyonerler bu aralar büyük çaba içerisindedirler... Özellikle genç nüfus olan Ülkemize iyi dadandılar ve bu karışıklıktan da istifade etmeye çalışıyorlar...
Şu an İslamiyetin olmadığı ülkelere bakıyorumda büyük bir ahlak ve aile çöküşü içerisinde...

Allah cc bizi inananlardan eylesin..

21-03-2008 18:52 | cevapla | Şikayet Et!
offline murat-tlv (yokluğuml...
Mesajlar: 11477

123419
kudret demiş ki; günümüze kalan tek din islam olmasına rağmen din(ler;)arası diyalog ifadesi neye göre kullanılıyor?


Günümüzde kalan tek din İslam değil demekki..

siz neye dayanarak başka dinleri 'yok' sayabiliyorsunuz???

21-03-2008 20:07 | cevapla | Şikayet Et!
online oktay
Mesajlar: 1198

Diyaloğu Başlatan Kim?
İki asıra yakın zamandan beri Papalık, Misyonerlik faaliyetleri ile Hıristiyanlığı Ortadoğu"ya yaymaya, cahil Müslümanları Hıristiyanlaştırmaya çalışmaktadır.

Fakat, Afrika ülkeleri gibi, dinden haberi olmayan sadece isimleri Müslüman olan ülkelerde başarı elde etmelerine rağmen, İslamiyetin aslına uygun bir şekilde bilindiği ve yaşandığı, Müslüman ülkelerde istedikleri neticeyi alamadılar. Bunun neticesinde, Misyonerlik faaliyetlerine destek verilmesi için Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü projesi gündeme geldi.

Bu çalışmaları yapan Konsil ilk defa 1962'de bu konuyu görüşmek için toplandı. Daha sonraki toplantılarla da misyonerlik faaliyetinin bir parçası olmak üzere “Diyaloğa” önem verilerek devam ettirilmesi kararlaştırıldı. II. Paul'ün 1991 yılında ilan ettiği Redemptoris Missio (Kurtarıcı Misyon) isimli genelgesinde aynen şöyle diyordu: “Dinlerarası diyalog, Kilise'nin bütün insanları Kilise'ye döndürme amaçlı misyonunun bir parçasıdır... Bu misyon aslında Mesih'i ve İncil'i bilmeyenlere ve diğer dinlere mensup olanlara yöneliktir. “

1964 yılında 2. Vatikan Konsilinde kurulan 'Hıristiyan Olmayanlar Sekreteryası'nın 1973 yılında, sekreterlik görevine getirilen Pietro Rossano, Sekreterya'nın yayın organı Bulletin'deki bir yazısında şunu belirtiyordu: "Diyalogdan söz ettiğimizde, açıktır ki bu faaliyeti, Kilise şartları çerçevesinde misyoner ve İncil'i öğreten bir cemaat olarak yapıyoruz. Kilise'nin bütün faaliyetleri, üzerinde taşıdığı şeyleri yani Mesih'in sevgisini ve Mesih'in sözlerini nakletmeye yöneliktir. Bu sebeple diyalog, Kilise'nin İncil'i yayma amaçlı misyonunun çerçevesi içinde yer alır."

Pietro Rossano, ayrıca diyaloğun şartlar gereği ortaya çıktığını, İseviliği ilk yayan Havarilerin metodu olduğunu şöyle ifade etmektedir:

“Kilisenin henüz bulunmadığı yerlerde tesis edilmesi için yapılan bir faaliyet olarak anlaşılan misyon, artık diyalog olmadan başarıya ulaşamaz.”

Diyalog Kilise Misyonunun bir parçası

1984 yılından beri "Hıristiyan Olmayanlar Sekreteryası"nın başkanlığını yapan Kardinal Francis Arinze ise, geçmişten bugüne gelinen noktayı anlatırken bunun Kilisenin bir misyonu olduğunu ifade etmektedir: "Papa VI. Paul'ün vizyonu gerçekleşmektedir. Çünkü dinlerarası diyalog, Kilise misyonunun normal bir parçası olarak görülmektedir" (Bulletin, 59/XX - 2, 1985, 124).

Papa"yı ziyaretinde Fethullah Gülen de bu konuyu vurgulamıştır:

“Papa 6. Paul Cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz.”(F. Gülen"in Papa"ya mektubundan, Zaman,10.2.1998)

Nihai hedeflerini de Papa II. Paul'un 2000 yılı mesajında şöyle bildiriyordu: "Birinci bin yılda Avrupa Hıristiyanlaştırıldı. İkinci bin yılda Amerika ve Afrika Hıristiyanlaştırıldı. Üçüncü bin yılda ise Asya'yı Hıristiyanlaştıralım."

Müslümanlar cephesinde ise; “Dinlerarası diyaloğun kararlı bir destekçisi ve teşvikçisi”nin Sayın Fethullah Gülen olduğu, Hocaefendi"nin onursal başkanlığını yaptığı Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı yayını “Küresel Barışa Doğru” kitabında bildirilmektedir. Yine aynı kitaba göre, Fethullah Hoca"nın, Papa II.Paul ile görüşmesinden önce bu diyaloğu daha önce başlatan üstadı Saidi Nursi"dir.

Bediüzzaman Saidi Nursi"nin, bu konuda, Papa XII. Pier ile yazışma yaptığı, 1950"li yıllarda Fener semtinde ikamet etmesinin, Rum Patrik Atenagoras ile de yapılan diyaloğu kolaylaştırdığı aynı kitapta ifade edilmektedir. Dinlerarası diyaloğun lüzumu ile ilgili Hocaefendi"nin yayınlanmış pek çok makalesi ve kitabı var. (Mesela, “Hoşgörü ve Diyalog İklimi” kitabı tamamen bu konu ile ilgilidir.)

Diyanet ve İlahiyat fakülteleri de diyaloga destek vermektedirler.

23/24.10.2003 tarihleri arasında; ülkemizde, bölücü faaliyetlerde bulunduğu iddiası ile kapatma davası açılan Alman Konrad Adenauer vakfının, Armada otelinde düzenlediği, “Türkiye ve Avrupa"da Din, Devlet ve Toplum- Dinlerarası Barışçı bir Ortak Yaşam için Olanaklar ve Engeller” konulu konferans

Bu toplantıda “Dinlerarası Diyalog” projesinin önde gelen temsilcilerinden Prof.Dr. Niyazi Öktem yaptığı konuşmada bu projeye kimlerin destek verdiğini şöyle dile getirdi:

“80"li yıllarda başlattığımız “Dinlerarası Diyalog” projesinde hayli mesafe aldık. Bu konuda bize en büyük desteği Diyanet verdi. Sayın Başkanın gün boyu aramızda bulunması bunun en güzel ispatıdır. Sivil kuruluşlardan ise destek, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı"ndan geldi. Vakfın onursal başkası Fethullah Gülen Hoca bize büyük destek verdi. Bütün bunların üstünde, Diyalog konusunun Türkiye"de ki mimarı, öncüsü Prof. Dr. Mehmet Aydın"dır. Her birine huzurunuzda teşekkür ediyorum.”

Son zamanlardaki diyalog toplantılarında olduğu gibi, bu toplantıda da, “Yahudi temsilcileri” göremedim. Yahudiler uyanık. Baktılar bu işbirliğinde kendilerine bir fayda yok, parsayı Hıristiyanlar toplayacak, bunun için diyalog projesine mesafeliler.

Siyasi cephede ise, Bülent Ecevit, Süleyman Demirel ve bir kısım siyasiler diyaloğa tam destek vermişlerdir.

21-03-2008 22:42 | cevapla | Şikayet Et!
online oktay
Mesajlar: 1198

murat-tlv demiş ki;

Günümüzde kalan tek din İslam değil demekki..

siz neye dayanarak başka dinleri 'yok' sayabiliyorsunuz???

aslı BOZULMAMIŞ tek din

21-03-2008 22:43 | cevapla | Şikayet Et!

Konuya cevap verebilmek icin uye olmaniz gerekiyor.. Buraya tiklayip hemen uye olun, sizde aramiza katilin..

Sayfalar: Önceki  1, 2, 3, 4, 5, 6, 7  Sonraki
Duslersokagi.com. iletisim: bilgi [ @ ] duslersokagi [ nokta ] com