Arkadaşlar o dizide güya Erzincan Kemaliye anlatılmaktadır
Ancak dizinin gerçeklerle uzaktan yakından alakası yoktur
Kemaliyede ne terör ürgütüne bağlı biri nede terör örgütüne yardımda bulunan biri yoktur.
Bu nedenle bu diziyi yapanları ve yayınlıyanları bir Eğinli olarak şiddetle kınıyorum
Erzincanlılar olarak Star TV de gösterilen “Köprü” dizisinin çekimlerinin Eskişehir ilinde yapılmasından dolayı rahatsız olduk. Çünkü bu olay Erzincan’da yaşanmıştır. Film Erzincanı ve Erzincanlıları doğru bir şekilde yansıtmamaktadır. Puşi bizim yöresel giysimiz değildir, konuşma şiveleri bize uymamaktadır. Bu nedenle çekimlerininde Erzincanda olması gerekmektedir. Bu yanlışı yapanları kınıyoruz ve diziyi seyretmeyeceğiz.
Star Tv’de gösterime giren “Köprü” dizisini izlememiştim. Yurdun dört bir tarafındaki Kemaliyelilerden yükselen feryatlar, Aydınlık’a ulaşınca yayınlanan bölümü bulup izledim. Senaryonun, Ayşe Kulin’in romanından uyarlandığını öğrenince, yıllar önce “Nefes nefese” adlı romanı nedeniyle yapılan söyleşide dikkatimi çeken alıntıyı arşivimden buldum. O söyleşide Ayşe Kulin’in açıklamalarından alıntıları birlikte okuyalım:
“Köprü’yü yazarken gazetede II. Dünya Savaşı sırasında Musevilerin Türk diplomatlar tarafından kurtarıldığına dair bir haber okudum. Bu haber benim kafama takıldı. Sonra bir haber daha okudum. Ve bu iki haber beni araştırmaya itti. Kalktım Musevi asıllı kimselerle görüşmek istedim ve 500. Yıl Vakfı’na gittim. Orada bazı dokümanlar okudum. Olaylar esnasında Paris’te bulunan bir Türk gencini araştırdım. Hakkında yazılmış yazılar elde ettim. Tesadüfen oradan kalkan trenle Türkiye’ye gelen bir kişiyi buldum. Ve müthiş bir roman malzemesi oluştu … Bu Yahudilerin dramı. Bunları okudukça bunlara karşı yüreğimde derin bir acıma hissi uyandı. … Biz sadece yaptığımız kötülüklerle tanınıyoruz. Soykırım, Kıbrıs’a çıkmamız, Kürtlere yaptıklarımız ya da sinagogun bombalanması hep bunlar var…”
ROMAN YAZARININ ENTELEKTÜEL KİŞİLİĞİ
Ayşe Kulin bu gün altmış beş yaşındaymış. Tarihçi olmayabilir ama altmış yaşında “tesadüfen” okuduğu bir haberden sonra Yahudi soykırımı hakkında “yüreğinde derin bir acıma hissi” uyanması dikkat çekici değil mi?
Ya sonraki sözleri? Biz (Türkler) sadece yaptığımız kötülüklerle tanınıyor muşuz? Bunlar da, “soykırım kötülüğü”, “Kıbrıs’a çıkmak kötülüğü”, “Kürtlere yaptığımız kötülükler” ve “Sinagog’un bombalanması kötülüğü” imiş.
Roman yazarının bu açıklamalarına bakınca, Star Tv’deki diziye yöneltilen eleştirilerden Ayşe Kulin’e ne kadar pay düştüğünü tespit edebilmek için Köprü romanını okumak gerek. Şimdilik ona ayıracak vaktim yok. Ancak, televizyon dizisinin tanıtımını yapan firmanın http://www.benseno.com.tr/basin.html adresinde, romanın özetini buldum. (Romanın özeti de, “berbat” bir Türkçe ile yazılmış. Şu üç cümleyi okuyun, anlarsınız aynen aktarıyorum: “Bayram bir dahaki gelişine Öksüz’ü de yanında getirir. Elmas’ın kokusunu alan Öksüz keskin yanık ilaçlarının kokusunun da etkisiyle ağlamaya başlar. Elmas, hemen Öksüz’ü emzirmeye başlar ve o da aynı şekilde ağlamaktadır.”)
TURPUN BÜYÜĞÜ HEYBEDE…
Kemaliyeliler “dizide gerçeklerin çarpıtılması”ndan şikayet ederken diyorlar ki; “Başbağlar’da terör olayı olduğunda Vali Recep Yazıcıoğlu yaklaşık 230 kilometre uzakta olan Erzincan’ın merkezinde idi. Ne silah seslerini duyabilme şansı, ne de suya girerek tepki verme şansı vardı”.
İyi ama romanın özetine göre, sıra henüz “Başbağlar Katliamı”na gelmemiş ki… Yazarımız, gerçeklerle değil, kendi “kurgusu” ile meşgul. Başpınar’da ikinci bir katliam kurgulamış. Bu yüzden “Başbağlar köyü” ile Başpınar’ı “mecburen” birbirine karıştırmış. Çünkü, Başbağlar köyü Karasu’ya uzak. Başpınar ise Karasu’nun yanında. Bildiğim kadarı ile Başpınar, köy değil… Bucak. Eski deyimle nahiye olsa gerek. Kaldı ki, roman yöreyi bilenler için değil, bilmeyenler için yazılmış. Mesela “Karasu’yu geçip ilçedeki hastaneye ulaşamadığı için, karısı doğum yaparken ölen Bayram”, yeni doğmuş bebeği nereye götürüyor? Erzincan’a… Yani “kuş uçuşuyla bile en az” yüz kilometre öteye… hem de kucağında bebekle birlikte yürüyerek… Dağlar, bayırlar aşarak…
Meraklısı bulup okursa, dizinin devamında “heybedeki turpların” giderek büyüdüğünü görebilir.
BU NASIL VEFA DUYGUSU…
Ayşe Kulin, “Köprü” romanını yazmaya nasıl karar verdiğini şöyle anlatıyor: “Köprü’yü keşfetmem bir Anadolu gezim sırasında oldu. Erzincan’da Vali Recep Yazıcıoğlu’nun odasında sehpada bir albüm gördüm. Köprüye ait fotoğraflardı. Bir küçük tekne üzerine köprüyü koymuşlar… Çok garibime gitti.
Benim ilgilendiğimi görünce, Köprünün hikayesini anlattı. Çok değişik bir adamdı. Ben bunun romanı yazılmalı dedim. İstanbul’a dönünce telefon etti bana, ‘Ayşe Hanım bu köprü romanını yazacaksanız bir an önce gelin. Beni buradan sürecekler, gitmeden sizi bu köprüyü yapan insanlarla tanıştırayım. Çünkü ben gittiğimde aynı ortamı size sağlayamayabilirler’ dedi. Ben gittim hemen ve orada herkesle görüştüm”.
“Köprü neden Erzincan yerine Eskişehir’de çekiliyor?” sorusuna verdiği cevap ise şöyle:
“Evet, Eskişehir’de Erzincan diye çekeceğiz… Tarihi doku olarak Eskişehir’i verebiliriz, çünkü Erzincan çok soğuk”! (İşte bu da roman yazarının “Türkçe”si!)
Meteoroloji uzmanı değilim ama hayat tecrübeme göre, Eskişehir’in soğuğu Erzincan’dan geri kalmaz. Nitekim “çekimlerle ilgili basın açıklamasında” şu bilgiye yer veriliyor: “katliam sahnesi için dizi ekibi aralıksız 48 saat boyunca eksi 10 derece sıcaklıktaki olumsuz hava koşullarında çalıştı”.
DİZİYİ ÇEKENLER CONİ Mİ…
Kemaliyeliler, diziyi eleştiri yağmuruna tutuyorlar. Gerçekten, çekim mekanları olarak seçilen yerler “kel alâka!”! Nerede o güzelim Kemaliye evleri, bahçeleri? Oyunculara gelince… PKK’lılar maşallah pırıl-pırıl giyinmiş. Bizim köylüler perişan, saç-sakal birbirine karışmış. Bu cümleyi yazarken, elli yıl önceki “Coniler”i hatırladım. Coni, yabancı turistlere verdiğimiz genel addı. O “Coniler”, nerede bir yoksulluk görüntüsü varsa, onun fotoğrafını çekerlerdi. İyi ama, bu diziyi çekenler “coni” mi? Roman yazarımız Ayşe Kulin ne diyordu? “Biz sadece yaptığımız kötülüklerle tanınıyoruz”. Eh! Bravo size… Tarihi, coğrafyayı, kültürü karman-çorman ederek siz ne yapıyorsunuz acaba? Yoksa siz adını kullandığınız güzelim yörelerimizi, yoksulluk, perişanlık içinde göstermek amacında olduğunuz için mi, Erzincan’dan 900 kilometre uzağa kaçtınız? Beyhude gayret! Kemaliyeliler, hep birlikte yakanıza yapıştı… Bakalım nasıl kurtulacaksınız?
Köprü Dizsine tepki gösteren Erzincan Belediye Başkanı Mehmet Buyruk, “Teröristlere hiçbir direnç göstermeyen, onların her istediklerini yerine getiren, onlara iaşe yardımında bulunan bir Erzincan Köylüsü portresi çizilmesi, şehrimiz insanına ciddi bir hakarettir” dedi.
Ayşe Kulin’in aynı adlı kitabından senaryolaştırılan ve bir kaç yıl önce trafik kazasında hayatını kaybeden Vali Recep Yazıcıoğlu’nun hayatından yola çıkarak kaleme alınan ve Star Tv’de ilk bölümü yayınlan Köprü Dizisine bir tepki de Erzincan Belediye Başkanı Mehmet Buyruk’tan geldi. Star Tv’de yayınlanan dizinin ilk bölümünde izleyen Erzincanlılar dizinin Erzincan’ı farklı tanıtmasına tepki göstermişlerdi. Dün gazetemize yazılı bir açıklama yaparak diziye tepki gösteren Erzincan Belediye Başkanı Mehmet Buyruk, “Teröristlere hiçbir direnç göstermeyen, onların her istediklerini yerine getiren, onlara iaşe yardımında bulunan bir Erzincan Köylüsü portresi çizilmesi, şehrimiz insanına ciddi bir hakarettir” dedi. Köprü Dizisinin tüm Erzincanlılar tarafından merak ile izlendiğini ifade eden Belediye Başkanı Buyruk, ancak beklenenin aksine dizinin hem kendisini hem de Erzincan halkını hayal kırıklığına uğrattığını kaydetti. Dizinin Erzincan’da çekilmemesi için gösterilen “Erzincan soğuk bir il.” İfadesine katılmadığını belirten Başkan Buyruk, Çekimlerin yapıldığı Eskişehir’in iklim olarak Erzincan’dan daha soğuk olduğunun altını çizdi. Köprü dizisinin içeriğini de eleştiren Başkan Buyruk, “ Dizinin başında, Erzincanlı insanların kuyrukta bekleme sahnesi çekilirken, Erzincanlı insanı ile uzaktan yakında alakası olmayan giyimde insanlar göze çarpmaktadır. Birincisi Erzincan ili, Anadolu kültürünü bozulmadan yaşayan nadir illerden olmasına rağmen, ilimiz insanı yöresel kıyafetleri, dizide gösterildiği gibi değildir. Puşili, şalvarlı insanların, Erzincan şehir merkezinde asla görülmesi mümkün değildir. Giyilen bu kıyafetler, ilimiz yöresel kıyafeti olmadığı gibi, Erzincan şehir merkezinde modern kıyafetli çağdaş kimlikli bir halk yaşamaktadır” diye konuştu. Erzincan dağlarını teröristlerin kol gezdiği mekanlar gibi gösteren bu dizinin, şehrin geleceği ile oynamakta olduğunu belirten Başkan Buyruk, “Mevzu bahis dağlar, önümüzdeki kış sezonunda kış turizmine açılmaya hazırlanmaktadır. Şehrimiz, bırakın Türkiye’yi, dünya çapında bir kayak ve kış turizmi merkezi olma yolunda milyonlarca dolarlık bir yatırımın eşiğindedir. Hele hele, teröristlere hiçbir direnç göstermeyen, onların her istediklerini yerine getiren, onlara iaşe yardımında bulunan bir Erzincan Köylüsü portresi çizilmesi, şehrimiz insanına ciddi bir hakarettir. Bu yapımda şehrimiz, tarihin karanlıklarından fırlamış feodal bir yapıya sahipmiş gibi gösterilmiştir. Halbuki Erzincan, çağdaş, modern, demokrat, entelektüel ve geniş ufuklu insanların yaşadığı bir kent kimliği ile öne çıkmıştır. Şehrimiz Türkiye genelinde suç oranı en az il olarak yetkililer tarafında ilan edilmiş, Anadolu’nun en yaşanılabilir kentidir. Erzincan’da yaşamayan Erzincanlı nüfusunun 1,5 milyonu aştığı bir gerçektir ve bu bir resmi araştırmanın sonucudur. Bu tiplemeler bütün Erzincanlılara hakarettir” şeklinde konuştu. “Türkiye’de yaşanan yada zaman içerisinde yaşanmış sistem bozuklukları ve halkın karşı karşıya kaldığı zorluklar anlatılmaya çalışılırken, bir kentin Türk insanı gözünde küçük düşürülmesi asla kabul edilemez” diye açıklamasını sürdüren Belediye Başkanı Mehmet Buyruk, “Bütün Erzincanlılar, Merhum Valimiz Sayın Recep Yazıcıoğlu’na minnet ve şükran duyguları beslerken, bir kişiliği ön plana çıkarmak uğruna, bir kent halkını çarpık zeminin mağdurları olarak göstermeye çalışılmakta, sessiz, yılgın, yorgun, mazlum tiplemesi ile kentin ve kent halkının imajına zarar verilmektedir. Filmde ön plana çıkan vali tiplemesinin ise merhum Recep Yazıcıoğlu’nun kişiliği ile de bir benzerliği bulunmamaktadır. Filmdeki valinin sıra dışı bir yapı sergilemesi konusunda da Sayın Yazıcıoğlu’nun sıra dışı kimliğine yakın bir kimlik yakalanamamıştır. Filmdeki ekabir, üstten bakan tipleme, merhum valimizin halk nezdindeki imajına da zarar verir niteliktedir. Bu yapımın, gerekli düzeltmeleri yapılarak yayımlanması yada yayından kaldırılması en doğru karar olacaktır” ifadelerini kullandı.
Hızlı arama bölümü, en son yaptığınız normal aramanızı kaydeder ve her seferinde tekrar aynı seçenekleri seçmeden hızlı bir şekilde arama yapmanıza yardımcı olur.