Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Geri

İSTEDİĞİM ŞEYLERİN OLMAMASI KADERİM MİDİR? Bu yazıyı arkadaşıma yolla

Enteresan bir soru sormuşsunuz. Cevabı zor olmakla beraber, ben böylesi konularda ehil değilim ama aklıma gelen bir iki cümleyi yazmaya Allahın izni ile gayret edeyim.

Öncelikle, kader bahsini yanlış anlamayalım.

Kaderin safhaları vardır. Daha doğrusu kader, sadece kaderle belirlenmiş değildir. Yani, bir şey oldu, bitti, deyip her şeyi kadere bağlamak (sonuç itibarıyla doğru ise de) ilk yaklaşım böyle değildir.

Misal; bir adam, birisini suçsuz yere öldürdü.

Öldüren diyebilir mi, “bu adamı öldürmem benim kaderimde, onunda ölüm kaderinde idi.” Bu bir.

Şimdi, işi hemen kader bahsine sokmadan evvel, kulun neden böylesi bir amele kendini zorladığını, hesap etmesi gerekmez mi? İrade, akıl, düşünce denilen nimetlerle insanı hayvanlardan ayıran özellikler vardır. Kaldı ki hayvanlar hesaba çekilmez, ancak kullar hayatının her safhasından hesaba çekilir. Elbette o adamı öldürmeye teşebbüs eden nedenler (ağır tahrik, kışkırtma, kısas v.s.) göz ardı edilmez.
Biz kimi zaman kolaycılığa kaçıyoruz gibi geliyor bana. Her şeyde olduğu gibi, evlilikte kaderin payı olduğu gibi, irademizin de hissesi vardır. İlk adım irademizindir. Dileğimiz olmadığında işi gene irademiz çözer. İşi kadere yıkarak eli kolu bağlayıp durmak İslamî değildir. Daha doğrusu, kader inancı bu şekilde değildir.
Kader inancının İslâmî olanı şudur: “İrademizi (imkanlar ve olanaklar dahilinde) sonuna kadar, usulüne göre ve aktif biçimde (helal dairesi içinde) kullanmak (bu maddi ve manevi gayret olabilir, dua, tevekkül, istişare, istihare, manevi kişilerden yardım v.s.) ve işin gerçekleşmesi için gereken adımları meşru yollarla atmaktır. Bütün adımlarımıza rağmen iş başka türlü gerçekleşirse, sonuçta işi kadere vermek ve bundan da hayır umarak kadere teslim olmak doğru olanıdır.
Fakat hiçbir adım atmadan işi kadere bırakmak doğru olmadığı gibi, bütün meşru adımlarımıza rağmen kader başka türlü konuşursa, artık bu safhadan sonra kadere itiraz ve isyan etmek de doğru değildir. Bu da İslam inancına uymaz.
Hz Ali (ra) nin bir sözü çok meşhurdur:
“Kader bahsi dipsiz bir denize benzer”
Yani deniz dediğimiz şeyin kıyısı derin değildir herkes kendi hüneri kadar yüzebilir. Ama uzaklara, açıklara dalmak her an ölüm riskini beraberinde getirir değil mi? Kader de böyledir. Kader konusu çok derin ve nihayetsiz (takdiri ve ilmi Allaha kalmış) bir konudur. Bir insan elbet çok iyidir, pırlanta gibidir, evlenemeyebilir. Bu onun kötü olduğunu mu gösterir? Değil elbet. Öncelikle her işte Allahın dilemesi gerektiriyor. Fakat bir de zahiri (insanın gözle görebileceği) etkenler var. Bunlar, günümüzün ekonomik koşulları, çalışma şartlarındaki zorluklar, çoluk çocuk eğitimini göze alamama, tereddüt etme, ailelerin maddi darlıktan dolayı iç içe yaşamayı istemeleri ve bu yüzden bilhassa hanım kardeşlerin (kaynana ile aynı evde oturmak istememeleri) hep bunlara bir etkendir. İlla şudur budur demiyorum. Nedenleri çok değişik olabiliyor. Bir diğeri de, insanların artık her şeye maddi bakış açılarıyla bakmış olmalarıdır. İlim, fazilet, ibadet, sabır, tevekkül yönü hep arka planda görülüyor. Bu cümlede sizin aklınıza şu gelmiş olabilir: “Değil! Öyle arkadaşlarım var ki, inanın çok imanlı, sabırlı, her türlü şeye göğüs gerer nitelikleri var v.s.” Öyle de ….. abla, emin olunuz ben size sayısız örnek gösterebilirim, ilk başta bahsettiğiniz gibi her yönüyle pırlanta gibi olup da sonunda boş teneke gibi çıkan. Böyleleri benim arkadaşlarımda çıktı. (Sizin bahsettiğiniz kişileri tenzih ederim, umarım kızmıyorsunuzdur) Sabır, iman, hilm, mütevazilik, şükür, ilk başta şıp diye görünüşe bakılarak anlaşılan şey değildir. Hele, hayat denilen cendereye bir girilsin, hayat şartlarının altında bir ezilsin, evin eşi birkaç gün yemek yiyecek parayı bulamayıp, “birkaç gün soğan ekmeğe talim edeceğiz”, desin bakalım, ne çıngar çıkıyor. Hele hele bu birkaç gün, uzasın birkaç aylara bakalım. Hele soğan ekmek dahi bulunmasın bakalım. Neler oluyor neler!! İşte sabır, tevekkül bu esnada başlıyor. Yoksa bütün kardeşlerimiz değerli ve imanlıdır. Sözümüz yok. Ama bu, bizim onlar hakkındaki hüsnü zannımızdır, iyi niyetimizdir. Bu güzel şey tabi ki.
……. abla. Size bir şey diyeceğim çok açık ve net.
İmanın kuvveti kalpte olmakla beraber onun barometresi, hayat içinde anlaşılır. Kimsenin pırlanta gibi olduğu hükmü kesin değildir. Lütfen bunu, herkes kötüdür gibi anlamayınız. Ha, birde şu var: Hayatın beklenmeyen sillesinden tutunda her türlü çilesini çekmiş, buna rağmen yüzünden tebessüm eksik olmamış, her türlü sıkıntılı halinde yine de dilinden şükür çıkmış bir dostunuz varsa, inanın onun eteğinde ömür boyu sakın bırakmayınız. İşte pırlanta odur.
İş nereye geldi, gördünüz mü? Kader derken, kadere etki eden hiçbir şey olmamakla beraber, kulların iradesi, sabrı, tevekkülü de göz ardı edilemez.
Elbet her şey Allahın emri ile elest bezminde (ruhlar aleminde), hatta kul anne karnına düştüğünde bir melek görevlendirilerek, onun hakkında olacak her şeyi Allah cc o meleğe bildiriyor.
Peki, bize düşen ne olacak?
Muhterem …… abla.
Herkese belki binlerce kişiye bir şey deriz, ama anlayan bir iki kişi ya çıkar ya çıkmaz. Bu da siz olun inşallah. Nedir bu biliyor musunuz?
İHLAS, İLİM, TEVEKKÜL, SABIR. Şu Allah’a itimadımız öyle olmalı ki, bir kere onun izni dairesi dışında bir şey dahi olmaz. Bunu biliyoruz ama bilmek bu değildir. Bilmek, her türlü sıkıntısına rağmen dua ettiği halde, duaları kabul olmuyorsa bununla isyan etmeyip, “vardır bunda da bir hikmet” deyip, yine de dilinden duayı, gönlünden tevekkülü eksik etmeyip, sebepler dairesine yapışmak, fakat yinede her şeyi Allahtan bilmektir.
Bilemiyorum, bana öyle geliyor ki, sorunuzun cevabını bu şekilde beklemiyordunuz. Belki de tatmin olmadınız. Belki de istediğiniz cevap böyle değildir.
Kader ile imanın bağlantısı çok sıkı olduğu için, anlatması çok zor anlaması da çok zor. İman kuvveti her şeyi üstesinden geldiği için, kaderi anlamakta o denli kolay oluyor. Kader konusuna Allah dostları ve gerçek alimler dahi temkinli yaklaşırken, ben nasıl, neyi diyebilirim?
Umarım anlıyorsunuzdur.
Lütfen …… abla. İsterseniz işe şöyle bakınız. Siz imanda kuvvet esaslarını araştırıp, Allaha nasıl salih kul olunabilir, ne olursa onun rıza dairesine girilir, böylesi konular insana fazilet verir. Elbet sizin kader bahsini merak etmeniz güzel bir şey, ama kader konusunda yeterli cevaplar ilimlerde yok maalesef. Mevcut olanlarda kısmidir.
Rabbim, gönlünüzde her türlü niyetlerinizi, dualarınızı hayırlarla kabl ve karin eylesin. Siz dua ediniz, altını çiziyorum, olmasını istediğiniz bir şey için (ne olursa) ısrarla sık sık HACET NAMAZI kılınız. Gören rabbimdir, verecek olan rabbimdir. Kudret elindedir, onun için zor olan bir şey yoktur. Ümitsizlik yok, çaresizlik yok.
Anlaştık değil mi?
Biz sizi Allah cc için seviyor, manen değer veriyoruz. Dualarımız sizinledir.
Yeterli cevap veremediğim için lütfen hakkınızı helal ediniz inşeAllah.
Allaha emanet olunuz.
Selamun aleykum.

Şikayet et

Tarih: 19.12.2006 10:02 - Okuma Sayısı: 685 - Yazının Puanı: 10 - Yazar: Bu yazıyı arkadaşıma yolla

Gösterilen Yorumlar 0 - 0 / 0

Yorum ekle

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim