Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Geri

ÜMİDİ DAİMA AŞILAMAK GEREK Bu yazıyı arkadaşıma yolla
Selamun Aleykum ve rahmetullahi ve berakatühü değerli Gönüldaşlar, Hakkın mutena dostları.

Sanmayalım ki, bu yolda adım atıyoruz da kayıtsız kalınıyor. Haşa, böyle şey olamaz. Rabbimiz öyle bir cennet hazırladı ki bizlere inşallah, ne akıllara ne de gözlere şenlik. Şu an düşünmekle hayal dahi edemeyiz. Ebedi zevk-ü sefa, sosnuz nimetler, neşeler, gülücükler, tasalar bitmiş, gayret yok, emek yok, herşey gelsin, gitsin, zahmetsizce, sonsuza dek. Ama yeter mi? Yetmeeez. Sadece bizler mi girmeliyiz cennete? Değil elbet. Bütün insalık iman etsin girsin inşallah. Hidayet Allah'tan, gayret bizdendir inşallah.

Güzel bir Hadis-i Şerifle ihmal ettiğimiz bir konuyu hatırlatalım istedik.

Enes radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi: “Allah Teâlâ şöyle buyurdu:

Ey Âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden affını umduğun sürece, işlediğin günahlar ne kadar çok olursa olsun, onların büyüklüğüne bakmadan seni bağışlarım.

Ey Âdemoğlu! Günahların gökyüzünü kaplayacak kadar çok olsa, sonra da benden affını dilesen, seni affederim.

Ey Âdemoğlu! Sen yeryüzünü dolduracak kadar günahla karşıma gelsen; fakat bana hiçbir şeyi ortak koşmamış olsan, şüphesiz ben de seni yeryüzü dolusu bağışla karşılarım.”

Tirmizî, Daavât 98. Ayrıca bk. Ahmed İbni Hanbel, Müsned, V, 172

***

Günümüz insanında karamsarlık had safaya varmış durumdadır. Bilhassa büyük şehirlerde yaşayanlar daha belirgindir ki, iş, güç, trafik, stres v.s. derken, ibadetlerine ve kendilerine vakit ayıramamaktadırlar (!). Oysa sizlerinde malumunuz olduğu üzere, Yüce Allah'ımızın güzel emrilerini yapamadığımız takdirde meşru mazeretler bellidir. İşlerin yoğunluğu, vakitsizlik Hak katında nazar-ı itibare alınmamaktadır. Bu meşru mazeretler, ağır hastalık, hapishane hali (belli bir noktada başlar), seferi olma hali, hanımlarda doğum öncesi ve sonrası hali, akıl (zeka noksanlığı) durumu, mali ibadetlerde maddiyat durumu v.s. dir. Bilhassa 5 vakit namaz ihmali had safadadır. Yapılan bir araştırmaya göre, (Türkiye nüfusu 70 milyon varsayılarak) ülkemiz insanın % 85'i namaz ehli değildir. Bu da yaklaşık 60 milyon kişiye tekamül etmektedir. Rakamlar üç aşağı beş yıkarı çıkabilir. Bulunduğunuz semtte daha fazla namaz ehli olabilir. Ancak bu genel rakamlardır. Hele, az önce de belirttiğimiz gibi büyükşehirlerde yaşayanlar bu rakamın büyük oranını teşkil etmektedir. Yüzyüze sorduğumuzda "Niçin namaz kılmıyorsunuz?" diye, enteresan cevaplar veriyorlar. Bir çoğu niye namaz kılmadığını dahi bilmiyor. Tuhaf bir durum, ama böyle işte. "Hiç aklıma gelmedi, ne bileyim kılmıyorum işte, büyüklerim beni alıştırmadı zamanında, çok istiyorum ama kılamıyorum, işveren müsade etmiyor, memurum o yüzden kılamıyorum, işlerden başımı kaşımaya vakit bulamıyorum, -haşa- gereksiz görüyorum, ileride başlamayı düşünüyorum, çevre etkisi" gibi bir çok cevaplar verdiler. Hele bilhassa, çok zengin kesime böyle bir soru sormak çok ağır geliyor onlara, kızıyorlar. Başka işimiz gücümüz yokmuymuş da böyle sorular sorarmışız!!! Daha neler neler kardeşler. Haliyle çok üzülüyoruz elbet. Çünkü dünyada ne kadar büyük bela ve musibetler olursa olsun, ekonomik krizler, enflasyonlar, işlerin yoğunluğu; bir vakit namaz kadar önem teşkil etmezler. Bunlar eninde sonunda çözülebilecek ve kötü durumu gayretlerle düzeltilebilecek şeylerdir. Halbuki meşru mazeretsiz kılınmayan bir vakit namazın ne kadar büyük cezası var Allah katında.

Konumuza gelecek olursak, başta namaz ile birlikte diğer ibadetleri de yapmayan bir çok insanın üzerinde ümitsizlik burhanı çökmüştür. Günahların çokluğu onlara, "Bunca günahtan sonra affedilemem ya da vakit artık çok geç, almışım yaşımı v.s." etkisi yapmaktadır. Yapılan anketlerin sonucu her ne kadar vahim ise de, bir çoğunun yüzlerinde böyle bir sual karşısında eziklik hissettikleri ve başlayabilme özlemi duydukları görülmüştür. İnsanlara güven verici, telkin edici ayet ve hadisler, işi biraz daha sıcak hale getirmektedir. Bu yüzden hepimiz çevremizdeki namaz kılmayan ve diğer ibadetleri yapmayan, tesettürü olmayan, gayrı İslami yaşayan Müslüman kardeşlerimizle uygun bir lisan ile, gönül alıcı bir halde, müjdeleyici, karamsarlığa gerek olmadığını, zararın neresinden dönerseniz kârdır gibilerden yaklaşmaya çalışmalıyız. Tabi ki işin püf noktası; evvela bizler ameller konusunda takvayı, ihlâsı, edebi elden bırakmayacağız. Mütebessim olacağız, onlara ibadetleri yapamamanın ezikliğini mümkün mertebe hissettirmeden, ama onsuz da olamayacağını belirterek hareket edeceğiz. Bu konuda sürekli, yardımı sonsuz, acıması engin Rabbimizden yardım, ilim, gayret talep edeceğiz. Efendimiz sav'in Hz Ali'ye ra hitaben "Ya Âli! Senin vesilenle, bir insanın iman etmesine vesile olman bütün insanlığın iman etmesi gibidir" hadisi şerifine uygun şekilde, bir insanın namaz kılmasına vesile olmak ne büyük bir bahtiyarlıktır. Artık o kişi namaz kıldığı müddetçe sevabına sizi de ortak edecektir. Bu Allah'ın büyük bir lütfudur. Oysa bu, henüz dünya da olan ihsandır. Bir de o kişinin size ahirette duyacağı minneti bir düşünün. Öyle ya! Namaz gibi imandan sonra en büyük alamete vesile olmuşsunuz, belki de cehennemden kurtulmasına sebep oldunuz. Elbette bizler mimnet almak için değil, her işte olduğu gibi bu işte de Allah cc rızasını gözeterek, bir kişi, bir kişidir deyip, her fırsatta diğer insanlara ulaşmaya gayret edeceğiz.

Evet çok değerli ve muhterem, Hüdayi'nin gönül dostları. Düşünmeliyiz ki, dünyaya yeni bir peygamber gelmeyecek ki insanlar irşad olsun! Onların yerlerine, Mürşid-i Kâmiller, âlimler prygamberlerin varislerdir. Bizlerde onlara initsab ettiğimize göre, vazifeye ortak olmuş durumdayız. Böyle bir nimeti ihsan eden yüce Allah'ımıza sonsuzlarca hamd-ü senalar olsun. Nasibi olmayanlara en kısa sürede lütfetsin inşallah. Rabbim cümlemize sa'yu gayret ihsan eylesin.

Fırsat bulabilirseniz, maillerle sizlerde diğer dostlarınıza bu mali iletebilirsiniz. Çalışan dostlarımız işyerlerinde, evdekiler mahallelerde v.s. gayret edeceğiz. Artık fert fert insanı kazanma zamanıdır. Toplumsal olarak Allah'ın cc izni iledir. Eğer sizleri rahatsız ettiysek değerli vakitlerinizi aldıysak, sizlerden acizane istirhamımız odur ki, inşallah haklarınızı helal etmenizdir. Fakirinde duaya çok ihtiyacı vardır. Gönlünüzden gelen, gözünüzden süzülen billur gibi şebnemli dualarınıza, başta ümmeti muhammedi ve fakiri dahil etmenizdir. Bu bizim acizane umudumuzdur.

Allah c her işinizde, ailenizde, evinizde maddi ve manevi bereketler lütfeylesin inşallah. Sorgusuz ve sualsiz cennetini, cennette ebedi mübarek cemailini görmeyi, habibine ve diğer peygamberlere, salih kullarına komşu olmayı ihsan etsin cümlemize.

Allah'a emanet olunuz.

Selam ve dua ile efendim.

Es-Selamun Aleykum ve rahmetullahi ve berakatühü. Fİ-EMANİLLAH.

Şikayet et

Tarih: 17.07.2006 13:52 - Okuma Sayısı: 448 - Yazının Puanı: 0 - Yazar: Bu yazıyı arkadaşıma yolla

Gösterilen Yorumlar 0 - 0 / 0

Yorum ekle

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim