Dusler Sokagi
Üye Girişi | Üye ol | Üye Arama | Üyelik Problemleri
Ana Sayfa
Sen ne yapiyorsun ?
Geri

ÖRNEK BİR DUA VE DUANIN NERESİNDEYİZ? Bu yazıyı arkadaşıma yolla
BİSMİLLAHİRRAHMANİRRAHİM
“Allahümme innî es’elüke mine’l-hayri küllihi êcilihî ve âcilihi mâ âlimtü minhü ve mâ lem a’lem. Ve eûzu bike mine’ş-şerri küllihi êcilihî ve âcilihi mâ alimtü minhü ve mâ lem a’lem. Ve es’elüke’l-cennete vemâ karrabe ileyhe min kavlin ev âmelin. Ve eûzü bike mine’n-nâri vemâ karrabe ileyhê min kavlin ev amelin. Ve es’elüke mine’l-hayri mâ seeleke abdüke ve rasûlüke Muhammed. Ve esteîzüke mimmâ isteâzeke minhü abdüke ve rasûlüke Muhammed. Ve es’elüke mâ kadayte lî min emrin en tec’ale âkibetehü raşeden.”

Kaynak: (Müsned, 6/146)

“Allah’ım! Ben, Sen’den yakın-uzak, bildiğim-bilmediğim, bütün hayırları istiyor; yakın-uzak, bildiğim-bilmediğim bütün şerlerden de Sana sığınıyorum. Allah’ım! Ben Senden, cenneti ve cennete götüren söz ve amelde beni muvaffak kılmanı istiyorum. Ateşten ve ateşe götüren söz ve fiillerden de Sana sığınıyorum. Allah’ım! Kulun ve peygamberin Muhammed’in Sen’den istediği şeyleri ben de istiyorum. O, hangi şerlerden Sana sığınmışsa ben de o şerlerden Sana sığınıyorum. Ve dahi benim hakkımda hükmettiğin her kaza ve kaderi hayırlı kılmanı diliyorum.”

Selamun aleykum çok değerli muhterem dostlar.

Son zamanlarda gelen sitayişelere bakacak olursak, sohbet yazılarının sizlere ulaşmadığı doğrudur. Bir kaç nedeni var bunun: Evdeki bilgisayarımızın bozulması (dün halletik çok şükür), işyerinde işlerin yoğunluğu ve kendi organizemiz olan sohbetlerin çok olmasıdır. Hamdolsun belli bir düzene oturttuk herşeyi Allahın izni ile. Artık bundan sonra tekrar sohbetleri yine evde yazıp göndermeye başlayacağız düzenli olaraktan. Rabbimiz bu hususta cümlemize ve bizlere ihlas, sâ'yu gayret ve ilim lütfeylesin inşallah.

Bugün değerli vaktinizi fazla almadan yeni okuduğum bir duayı, akabinde akalakı yorumu paylaşmak istedim sizlerle.

DUA.

Dünyanın en teknolojik sistemlerinden daha tesirli bir araçtır dua. Ammaaa, niyaz edildiğinde; edebine, tevekkülüne, ihlasına ve özüne dikkat edildiği müddetçe. Hiç olmazsa, içimizden gelemeyerek olsa da, yine de dilimizden eskik etmeyeceğiz duayı. Zaten dua odur ki, kul şu niyetle dua ederse kabul görür: "Ben dua edeyim, icabet edecek olan ya da etmeyecek olan yine Allah'tır cc." Eğer Allah cc, duaya cevap vermeyecek olsaydı, bize dua ettirmezdi. Sanmayalım ki dua ettikte, biz ettik! Herşey ama herşey (iyi kötü, hayırlı şerli, güzel çirkin) Allah'ın cc dilemesiyle olur. O neyi dilemişse o olur, dilememişse olmaz. Dua edebiliyorsak, bu Allah'ın cc bize sonsuz bir lütfundan sadece birisidir. Niceleri var ki, Allah cc kendini onlara unutturdu, daldılar dünyaya. Değil dua etmek, bir ALLAH demek bile onlara zulüm gibi geliyor. Çünkü Allah cc buyuruyor ki: "Allahın, zatının kendilerine unutturduğu, Allah'ında onları unuttuğu kişler gibi sakın olmayın" Sorarım şimdi, Allah cc birşeyi unuturmu? -Haşa-. Allah cc unutmaktan ve eksik-noksan sıfatlardan münezzehtir. "Allah onları unuttu" diye buyurmuşsa, "o kişileri rahmetimden sildim" demesidir. "Onların katımda zerre kadar değeri yoktur" diye hükmetmesidir.

İnsanoğlunun ihtiyaçları nefsine uyduğu müddetçe bitmez. Bu, son nefese kadar devam eder. Öyleleri vardır ki, son nefesinde sahip olduğu malları saya saya ölümüşlerdir. Öyle kişiler vardır ki mal ve mülk onun için nerdeyse canından çok önemlidir. Sahip oldukları herşey, yedi ceddini ve neslini bakabilecek kadar çok olduğu halde, yetmez, daha fazlasını ister, bu konuda hırslanır. Bu hırs ile daha çok elde etmeye başlar, artık ne Allah cc aklına glir, ne ibadet, ne ahiret veya hesap, mahşer, v.s. Böylelerin sonu hep hüsrandır.

Birde, bir takım kişilerde vardır ki, onlarda zengin oldukları halde onunla güzel amel ederler, nicelerinin sevinmelerine vesile olurlar. Garipleri doyurur, giyindirirler. Fakirleri evlendirirler, ev sahibi yaparlar. Daha nice iyilik sahibidirler onlar. Bunların tek emeli vardır, o da: ALLAH RIZASI. Rabbimiz onların sayılarını arttırsın.

Kul hangi halde olursa olsun, çoklukta ya da azlıkta, herşeyden önce, Allah'ı bir an aklından çıkarmayacak. Sahip olduğu mal mülk, Allah'ın bir lütfu, aynı zamanda bir emanetidir. Günü geldiğinde kuruşuna kadar hesabını isteyecektir. Verebilenlere ne mutlu.

Bizler daima Allah'a dua ve niyaz ederek, dertlerimizi, isteklerimizi evvela ondan isteyeceğiz. Hangi konuda olursa olsun, ihtiyaçlarımızı Ondan talep edeceğiz. Az veya çok olmasına bakmadan. Şimdi biri kalkıpta, o an istediği şeyin azlığına bakarak "Yav canım, bu da Allah'tan mı istenir?!" derse hem günaha girmiş olur, hemde istediği bereketi elde edemez. Böyle demekle -haşa- Allah'ı küçümsemiş olur. "Ben tevazuluk yaptım canım" demesin sakın. Allah cc, herhangi bir varlık mı ki, "Ufak tefek şeylerle rahatsız etmek istemedim" desin. Hz. Muhammed Mustafa sav efendimiz: "Ayakkabınızın bağı kaybolsa Allah'tan cc yardım talep ediniz" buyurmuştur. Yeter ki isteklerimiz meşru ve helal dairesinde olsun. Düşünebilir misiniz, öyle birisi olsun ki dua etsin: "Allahım bana kumar oynamanın inceliklerini öğret onunla zengin olayım"

Birde, dua ederken aceleci olmayacağız. Çünkü istediğimiz şeyin, bize hayır mı şer mi getireceğini bizler bilemeyeiz. Bu hususta daha öncelerden attığımız sohbette geçen Salebe'nin hadisesini hatırlayınız.

Sözün özü, öncelikle Allah'ın halis kulu bilir ki, "Dua edebiliyorsam, bu, Allah'ın bana bir lütfudur. Demektir ki inşallah icabet decek olanda yine O'dur." Fakat başkalarının düştüğü hataya düşmeyelim. Herşey Allah'tan istenir dedikte, hiç düşünmezmiyiz ki, Allah'ın da bizlerden bir takım istekleri olmasın? İyi de, Allah ihtiyaç sahibimidir ki bizden bir takım şeyler istiyor?

Evvela bir bakalım, Allah bizden ne istiyormuş: Evvela bizden kulluk istiyor. Başta iman ve namaz, emirlerine elimizden geldiği kadar riayet etmemizi istiyor. Onu yaparım bunu yapamam yok. Zaman, çağ, asır böyleymiş de, bilmiyordum, duymadım gibi mazeretlere sığınmayacağız. Hele hele artık günümüz dünyası iletişim dünyası oldu. Bilmemek duymamak elde mi? Afrika'nın, Amazonların balta girmemiş ormanlarında mı yaşıyoruz? Artık isteyen istediği anda bilgiye ulaşabiliyor. Kaldı ki, eskiden böyle imkanların olmadığı devirlerde insanlar ilim öğrenmek ve onunla amel etmek için, aylarca yollarda yüyürlerdi. Birisinden hadis duyan bir alim, rivayetinin sağlam olup olmadığını araştırmak için Arap yarım adasından kalkıp, ta Mısır'a gitmek için kervana katılıyorsa, biz nereden buluruz böyle mazeretleri anlaşılır değil!

Bir kul kalkıp şunu nasıl yapar ki; Namaz kılsın ama tesettürü eksik olsun. Malı olsun ama zekat vermesin, ilmi olsun ama öğretmesin. Müslümanım desin ama dedikodu yapmaktan vakit bulamasın. Haşa kimseyi kınama ve ayıplama görevinde asla ve kat'a değiliz. Bunu Allah cc ve Resulü sav bile yapmadı. Hadi, bize mazeretiniz öyle ya da böyle var (!) Aynı mazeret Allah'a nasıl sunulacak? Hesap günü denilen bir gün var ki, (bunu bilmeyen yoktur) koyunun boynuzlu koçtan hak talep edeceği gün diye bahsedilir şiddeti için. Bize ne oluyor ki, neyimize güveniyoruz ki, keyfi yaşayalım, bu kadar vurdum duymaz olalım. Aslında bu mazaretlere kendimiz bile inanmıyoruz ya, hayırlısı bakalım. Rabbim, hidayeti kâmil, yakîn iman lütfeylesin cümlemize.

Sohbeti fazla uzatmadan, kul olarak artık bilinç denilen şuurun bize yerleşmesi lazım. Kendi keyfimize, insiyatifimize göre değil, Allah ve resulünün emrine göre yaşamak, bunun için Allah'tan dua ve niyaz ederek yardım talep etmemiz gerekir. Ancak öncelikle plan ve program dahilinde bir şablon çizmemiz gerekir. Başta Kur'anı öğreneceğiz ve sahih dini kitaplar alıp okuyacağız. Bir çoklarımız gelmiş ellisine altmışına, soruyoruz, "Kur'an okuyabiliyor musunuz?" Gayet rahat bir eda ile "Hayır" diyorlar. Hadi diyelim, yaşlandı, belki bundan sonra öğrenmesi biraz zordur (en azından gayret edebilirler) ya gençler? Tartışmaya bile gelmiyorlar.

Bilenlerin ve bildiğiyle ihlas ile yaşayanların yanına gideceğiz, onları sık sık ziyaret edeceğiz. Merak etmeyiniz, onlar rahatsız olmazlar sık sık gitmenizle. Bilakis gitmemeniz onları çok üzer. Öyle, bilgiyi şov amaçlı kullananlardan (bilhassa televizyonlarda boy gösterir oldular) son derace uzak duracağız.

Efendimizin sav günlük yaşantısını öğrenip mümkün mertebe tatbik edeceğiz. Her halimiz ve davranışımız örnek Müslümanca olmalı. Kesin gününü yalnız ve yalnız Allah'ın cc bildiği Kıyamet yanaşıyor dostlar yanaşıyor. Neyi bekleriz artık neyi?

Cenabı Hak bu hususta sizlere, bizlere, nesillerimize, ümmeti muhammede gayret ve tevfik ihsan eylesin. İlimi öğrenmek için gayret, ihlas ile amel etmek için muhabbet, kâmil mânâda kulluk için şuur lütfetin.

Fakir, acizane dua talep etmekte sizlerden, yazdıklarım ile beni Allah cc mesul kılmasın.

Allaha emanet olunuz.

Es-Selamun aleykum ve rahmetullahi ve berakatühü.

Şikayet et

Tarih: 28.06.2006 12:19 - Okuma Sayısı: 1725 - Yazının Puanı: 10 - Yazar: Bu yazıyı arkadaşıma yolla

Gösterilen Yorumlar 0 - 0 / 0

Yorum ekle

Şiirler | Hikayeler | Komik Hikayeler | Anılar | Güzel Sözler | Fıkralar | Ekart | Nostalji | Yigit Özgür Karikatürleri

Etiket | Forum | Gezi Rehberi
Copyright © 2005 DuslerSokagi.com. Bir eğlence sanatı. | iletisim: iletişim